ay ile cümle
ay kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Düşünmek için zaman ayırın.Take the time to reflect.
Saatimi ayarlamalıyım. Geri kalmış.I must adjust my watch. It's slow.
Bir saati parçalara ayırmak onu monte etmekten daha kolaydır.Taking a watch apart is easier than putting it together.
Zamana ayak uydurmak için gazeteler okumalısın.You should read the newspapers in order to keep up with the times.
Zamana ayak uydur.Keep up with the times.
Yaşlı bir adamın zamana ayak uydurması oldukça zordur.It is rather difficult for an old man to keep up with the times.
Zamana ayak uydurmak için yeni bir bilgisayar aldım.I bought a new computer to keep up with the times.
Zamana ayak uydurmak kolay değil.It's not easy to keep up with the times.
Zaman değişebilir ama insan doğası aynı kalır.Times may change, but human nature stay the same.
Gelecek nisan ayında iki yıldır burada yaşamakta olacağız.We'll have lived here for two years next April.
Gelecek mart ayında bir yıldır burada yaşamakta olacağız.We will have lived here for a year next March.
Bisikletimin frenlerini ayarlattım.I had the brakes of my bicycle adjusted.
İki kişinin aynı anda bir bisiklete binmesi tehlikelidir.Two people riding on a bicycle at the same time is dangerous.
Sana nasıl davranılmasını istiyorsan başkalarına aynı şekilde davran.Do unto others as you would have others do unto you.
Kendi ayakların üzerinde durmak bağımsız olmak anlamına gelir.To stand in your own feet means to be independent.
Tamamen zevkime göre bir ayakkabı bulmadım.I found no shoes completely to my taste.
Aynada kendine bak.Look at yourself in the mirror.
Aslında o benimle aynı fikirde değil.As a matter of fact, he doesn't agree with me.
Toplum ve birey birbirinden ayrılamazlar.Society and the individual are inseparable.
Arabanızda ayıracak yer var mı?Is there any room to spare in your car?
Bir arabanın ön camı parçalara ayrıldı.The front windshield of a car was smashed to pieces.
Araba sürmeden önce frenleri kontrol edin ve ayarlayın.Check and adjust the brakes before you drive.
Arabayı alırsan kendine çok zaman ayıracaksın.You'll save yourself a lot of time if you take the car.
Araçlar arızalar için en az her üç ayda bir kontrol edilir.The vehicles are inspected for defects at least every three months.
O ayak altındadır.It is in the way.
Onlar ayak altındalar.They are in the way.
İş sözleşmesi geçen ay bitti.The business contract ran out last month.
Benim ellerim ve ayaklarım şişti.My hands and legs are swollen.
Yaralı ayılar genellikle çok tehlikelidir.Wounded bears are usually very dangerous.
Çok fazla içtim ve ayaklarımın üzerinde duramıyordum.I drank too much and was unsteady on my feet.
Ayaklarını yorganına göre uzatmalısın.You should try to live within your means.
Sanırım onun bir ayara ihtiyacı var.I think it needs a tune-up.
Ev fiyatları aylarca sabit kaldı.House prices have remained static for several months.
Kendinize bol zaman ayırın.Give yourself plenty of time.
8 ayak kare bir yerin alanı 64 ayak karedir.The area of an 8-foot square room is 64 square feet.
Amcam bana senin kameranın aynısını aldı.My uncle bought me the same camera as you have.
Amcam bana bir çift ayakkabı verdi.My uncle gave me a pair of shoes.
Ayrılma zamanıydı.It was time to leave.
Evden ayrılmadan önce kapının kilitli olduğunu görün.See that the door is locked before you leave.
Ayrılmadan önce belirli bir planının olmasını istiyorum.I want you to have a definite plan before you leave.
Mary birdenbire ortaya çıktığında ben ayrılmak üzereydim.I was about to leave when Mary appeared out of the blue.
Ayrılmadan önce sizi tekrar görmek isterim.I would like to see you before I leave.
Başlangıçta, insan diğer hayvanlarla neredeyse aynıydı.In the beginning, man was almost the same as the other animals.
Kızlardan gözünüzü ayırmayın.Keep an eye on the girls.
Kadınların neden erkeklerle aynı haklardan yararlanmasına izin verilmiyor?Why aren't women allowed to enjoy the same civil rights as men?
Geçen ay iş biraz yavaştı.Business was a little slow last month.
Kabin fırtına tarafından parçalara ayrıldı.The cabin was torn asunder by the storm.
Köylüler hükümdara karşı ayaklandılar.The peasants rose up in rebellion against the ruler.
Bana birkaç dakika ayırabilir misin? Seninle konuşmak istiyorum.Can you spare me a few minutes? I'd like to have a word with you.
Ayda en az bir kez anne babanı aramalısın.You should call on your parents at least once a month.
En azından ayda bir defa anne babana yazmayı unutmamalısın.You must not forget to write to your parents at least once a month.
Kız ayağa fırladı ve odadan ayrıldı.The girl jumped to her feet and left the room.
Kız aynaya bakarak durdu.The girl stood looking into the mirror.
Ayrıntılı olarak açıklamak için zaman yok.There isn't time to explain in detail.
Bana ayrıntıları bildirin.Let me know the details.
Patronum bana o kadar çok iş verdi ki ofisten ayrılamadım.My boss gave me so much work that I couldn't leave the office.
O neredeyse ayak bileklerine kadar uzanan uzun bir siyah ceket giyiyordu.He was wearing a long black coat that reached almost to his ankles.
Bazı insanlar renk körüdür; onlar bir rengi diğerinden ayıramaz.Some people are color blind; they cannot tell one color from another.
Kredi firmaları kendi müşterilerine aylık faturalar gönderir.Credit companies send their customers monthly bills.
Yatmaya gitmeden önce çalar saati ayarlamak zorundasın.You've got to set the alarm clock before you go to bed.