Belki de onların sınıflarını ayırmalıyız. ""Talvez colocá-los em turmas diferentes."
Belki de onların sınıflarını ayırmalıyız. "Talvez devêssemos coloca-los em salas diferentes."
Belki de onların sınıflarını ayırmalıyız. "Vielleicht sollten wir sie in unterschiedliche Klassen stecken."
Belki de onların sınıflarını ayırmalıyız. "Ίσως πρέπει να τους εντάξουμε σε διαφορετικές τάξεις. "
Belki de onların sınıflarını ayırmalıyız. "Може би те трябва да са в различни паралелки."
Belki de onların sınıflarını ayırmalıyız. "Може, їх варто поділити на різні класи".
Belki de onların sınıflarını ayırmalıyız. "Может, нам следует развести их по разным классам".
Belki de onların sınıflarını ayırmalıyız. "Может, нам следует развести их по разным классам."
Belki de onların sınıflarını ayırmalıyız. "אומרים, "אלה הם ילדים מוכשרים, אלה ילדים איטיים. אולי צריך להעבירם למסלול אחר.
Belki de onların sınıflarını ayırmalıyız. "ربما يتوجب علينا وضعهم في فصل مختلف."
Belki de onların sınıflarını ayırmalıyız. "ربما ينبغي أن تتبع بشكل مختلف. ربما ينبغي علينا وضعها في فئات مختلفة. "
Belki de onların sınıflarını ayırmalıyız. "クラスを分けたほうがいいかも」
Belki de onların sınıflarını ayırmalıyız. "でも自分のペースでやらせると
Bellek ayırma hatası.خطأ في تخصيص الذاكرة.
Ben gerçekten ders için haftada ... üç ya da dört saat ayırmanızı bekliyorum.Ich erwarte, dass Sie etwa 3 bis 4 Stunden pro Woche für den Kusr investieren müssen.
Ben gerçekten ders için haftada ... üç ya da dört saat ayırmanızı bekliyorum.Tôi thực sự mong đợi ở các bạn dành ba đến bốn giờ 1 tuần cho môn học.
Beni köleleştiren materyalistik şeyleri ve duygularımı ayırmaya çalışarak ancak dünyayı daha net görebilirim.세상을 더욱 제대로 볼 수 있도록 제 자신을 속박하는 물질적인 것들과 감정으로부터 벗어나려고 노력할 것입니다.
Beni köleleştiren materyalistik şeyleri ve duygularımı ayırmaya çalışarak ancak dünyayı daha net görebilirim.לנסות ולהפריד בין הדברים החומריים לבין הרגשות שעלולות לשעבד אותי, ע"מ שאוכל לראות את העולם בבירור.
Beni köleleştiren materyalistik şeyleri ve duygularımı ayırmaya çalışarak ancak dünyayı daha net görebilirim.وان نحاول ابعاد الامور المادية ومشاعرنا التي قد تؤثر على حُكمنا لكي نستطيع ان نرى العالم بوضوح اكثر
Beni köleleştiren materyalistik şeyleri ve duygularımı ayırmaya çalışarak ancak dünyayı daha net görebilirim.改めて考え、切り離さなければいけません そうして初めて、この世界をはっきりと見ることができるのです そして、私はどうすればこの手を
Benim cevabımsa " peki ayırma ameliyatı yerine politik sığınma hakkını düşündünüzmü? oldu."A czy rozważał pan azyl polityczny zamiast operacji rozdzielenia?"
Benim cevabımsa " peki ayırma ameliyatı yerine politik sığınma hakkını düşündünüzmü? oldu.A minha resposta foi, "Bem, já considerou asilo político em vez de uma cirurgia de separação?"
Benim cevabımsa " peki ayırma ameliyatı yerine politik sığınma hakkını düşündünüzmü? oldu."Bueno, ¿ha considerado el asilo político en vez de la separación quirúrgica?".
Benim cevabımsa " peki ayırma ameliyatı yerine politik sığınma hakkını düşündünüzmü? oldu.Jawaban saya adalah, "Pernahkah kau mempertimbangkan suaka politik ketimbang operasi pemisahan?"
Benim cevabımsa " peki ayırma ameliyatı yerine politik sığınma hakkını düşündünüzmü? oldu.그에 대한 저의 대답은 "글쎄요, 분리 수술 대신 정치적 망명을 고려해본적이 있으신가요?"
Benim cevabımsa " peki ayırma ameliyatı yerine politik sığınma hakkını düşündünüzmü? oldu.Mijn antwoord aan hem was: "Nou, heb je politiek asiel overwogen in plaats van deze ingreep? "
Benim cevabımsa " peki ayırma ameliyatı yerine politik sığınma hakkını düşündünüzmü? oldu.Mitt svar blev "har du tänkt på politisk asyl snarare än en operation för att separera dem?"
Benim cevabımsa " peki ayırma ameliyatı yerine politik sığınma hakkını düşündünüzmü? oldu.Odvetila som mu, "Zvažoval si politický azyl namiesto oddeľovacej operácie?"
Benim cevabımsa " peki ayırma ameliyatı yerine politik sığınma hakkını düşündünüzmü? oldu.Моят отговор беше, "А обмисляли ли сте политическо убежище вместо операция?"
Benim cevabımsa " peki ayırma ameliyatı yerine politik sığınma hakkını düşündünüzmü? oldu.Я запитала його: "А ви не задумувалися про політичний притулок напротивагу здійснення опереції з розділення?"
Benim cevabımsa " peki ayırma ameliyatı yerine politik sığınma hakkını düşündünüzmü? oldu.תשובתי אליו הייתה, "ובכן, שקלת אולי מקלט מדיני במקום ניתוח הפרדה?"
Benim cevabımsa " peki ayırma ameliyatı yerine politik sığınma hakkını düşündünüzmü? oldu.جوابي له كان "حسنا , هل أخذت فى الإعتبار اللجوء السياسي بدلاً من جراحة فصل ؟ "
Benim cevabımsa " peki ayırma ameliyatı yerine politik sığınma hakkını düşündünüzmü? oldu.検討したことはあるかと尋ねました 人々がありのままでいられるように
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.필요한 시간을 계산해봤는데, 주당 210억 시간의 게임플레이가 필요하더군요.
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.Am calculat totalul de care avem nevoie la 21 de miliarde de joc în fiecare săptămână.
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.He calculado el total necesario en 21 mil millones de horas de juego por semana.
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.Ho calcolato che il totale di cui abbiamo bisogno è di 21 miliardi di ore di gioco ogni settimana.
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.Ich habe berechnet, dass die benötigte Zeit bei 21 Milliarden Stunden Spielzeit pro Woche liegt.
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.Ik heb berekend dat we in totaal 21 miljard uur gameplay nodig hebben per week.
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.Jag har räknat ut att den totala mängd vi behöver är 21 miljarder timmars spelande varje vecka.
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.J'ai calculé que le total nécessaire est de 21 milliards d'heures de jeu par semaine.
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.Jeg har regnet mig frem til at vi sammenlagt behøver 21 milliarder timers spilletid hver uge.
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.Obliczyłam, że musimy grać 21 miliardy godzin tygodniowo.
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.Podľa mojich výpočtov by sme sa potrebovali dostať na 21 miliárd hodín týždenne.
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.Segundo os meus cálculos, precisamos de jogar 21 mil milhões de horas por semana.
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.Spočítala jsem celkový čas, který potřebujeme, na 21 miliard hodin hraní týdně.
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.Tôi đã tính toán tổng thời gian ta cần là 21 tỉ giờ chơi game mỗi tuần.
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.Úgy számoltam, hogy összesen 21 milliárd órányi játékra van szükségünk.
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.Έχω υπολογίσει ότι το σύνολο που χρειαζόμαστε είναι 21 δισεκατομμύρια ώρες παιχνιδιού κάθε εβδομάδα.
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.Изчислила съм общото време, което ни е нужно, на 21 милиарда часа игра всяка седмица.
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.Я підрахувала, що загалом нам треба грати 21 мільярд годин щотижня.
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.Я подсчитала, что нам нужно играть 21 миллиардов часов каждую неделю.
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.החישוב שלי לכמות שאנחנו צריכים מגיע ל 21 מיליארד שעות משחק כל שבוע.
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.ولقد حسبت الإجمالي المطلوب بحوالي ٢١ بليون ساعة لعب كل أسبوع.
Ben, oyun için haftada toplam 21 milyar saat ayırmak gerektiğini hesapladım.トータルで 週210億時間の ゲームプレイが必要なのです これはたぶん直感に反する考えだと思いますので
Bilginiz olsun, bu gereksiz bir düzlem-ayırma örneğidir, fakat labda bunu sürekli yapıyoruz.Acum facem un exerciţiu voluntar de dezmembrare, dar facem asta destul de des în laborator.
Bilginiz olsun, bu gereksiz bir düzlem-ayırma örneğidir, fakat labda bunu sürekli yapıyoruz.Attenzione, è una sorta di esercizio gratuito di smantellamento, ma lo facciamo sempre in laboratorio.
Bilginiz olsun, bu gereksiz bir düzlem-ayırma örneğidir, fakat labda bunu sürekli yapıyoruz.Bạn có thể nghĩ đây đại loại như bài tập tháo súng nhưng tôi làm nó trong phòng thí nghiệm suốt.
Bilginiz olsun, bu gereksiz bir düzlem-ayırma örneğidir, fakat labda bunu sürekli yapıyoruz.Dies ist eine zwecklose Aufgabe, aber wir machen das im Labor andauernd.
Bilginiz olsun, bu gereksiz bir düzlem-ayırma örneğidir, fakat labda bunu sürekli yapıyoruz.이건 분해 조립 운동 같은 겁니다. 실험실에서 자주 하고 있습니다.