ayırdık ile cümle

ayırdık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Acil durumlar için bir sürü yiyecek ayırdık.We have reserved a lot of food for emergencies.
Bir kurbağayı, iç organlarını incelemek için kesip parçalara ayırdık.We dissected a frog to examine its internal organs.
Sana bir koltuk ayırdık.We saved you a seat.
Biz arkadaşları ayırdık.We parted friends.
Kilise meselelerine daha fazla zaman ayırdıktan sonra Çimiskes, 975 ilkbaharında döndü.After dealing with more Church matters, Tzimiskes returned in the Spring of 975.
Cevabı bulduk. İfadeyi çarpanlarına ayırdık.We have factored the expression.
İki terimli ifadeyi ayırdık.And we've factored our binomial.
İkinci dereceden denklemimizi gruplandırarak çarpanlarına ayırdık.Sorry, we've factored our quadratic by grouping.
İş için ayırdıkları zaman şu şekilde olsun:Their availability for work can be such that it's,
Ve sonra olayı analiz ettik ve öğelerine ayırdık.So then we broke it down.
Bu dörtgeni iki üçgene ayırdık:We've split this quadrilateral to two triangles: triangle ACB and triangle DBC
Erkekleri dişilerden ayırdık.We've separated the males from the females.
İkinci dereceden bir denklem ayırdık.That's just factoring a quadratic.
Şu hâliyle, karmaşık sayı gibi görünmeyebilir ama terimleri ayırdıktan sonra göreceksiniz.And that still might not look like a complex number to you.
Bu grubu iki eşit parçaya ayırdık.They'll have one, two. One, two. One, two bell peppers.
-1 çarpanını ayırdık.I just factored a negative 1 out.
Evet, ifadeyi çarpanlarına ayırdık.But we're done, we factored it.
İfadeyi, iki tane iki terimli ifadeye ayırdık.We factored it into two binomial expressions.
Ayırdıkça ayıranlara,And those that distinguish distinctly,
Böylece ayırdıkça ayıranlara,And those that distinguish distinctly,
Biz onları oniki kabileye, o kadar ümmete ayırdık.We divided them into twelve (different) tribes.
Biz onları (Ya'kub'un oniki oğlundan gelen) oniki torun kabileye ayırdık.And We cut them up into twelve tribes, nations.
Biz onları (İsrailoğulları’nı) ayrı ayrı oymaklar olarak on iki topluluk (ümmet) olarak ayırdık.And We cut them up into twelve tribes, nations.
Biz İsrailoğullarını oymaklar halinde on iki topluluğa ayırdık.And We cut them up into twelve tribes, nations.
Biz onları, on iki torun kabileye ayırdık.And We cut them up into twelve tribes, nations.
Biz İsrailoğullarını oymaklar halinde oniki kabileye ayırdık.And We cut them up into twelve tribes, nations.
Onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık.And We cut them up into twelve tribes, nations.
Onları yeryüzünde topluluklara ayırdık.And We scattered them into communities on earth.
O küfre sapanlar görmediler mi ki gökler ve yer bitişik idi, biz onları ayırdık.Do the disbelievers not see that the heavens and the earth were one mass, and We tore them apart?
Ve onları yeryüzünde birçok ümmetlere ayırdık.And We scattered them into communities on earth.
Bu ahiret yurdunu, yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu istemiyenlere ayırdık.That Home of the Hereafter—We assign it for those who seek no superiority on earth, nor corruption.
Onları yeryüzünde topluluklara ayırdık. Onlardan kimi iyi kişilerdi, kimi de alçak!We divided them into nations on the earth; some are righteous and others are not.
Ve onları yeryüzünde birçok ümmetlere ayırdık. İçlerinde iyi olanları da vardı, olmayanları da.We divided them into nations on the earth; some are righteous and others are not.
Onları yeryüzünde topluluklara ayırdık. Bir kısmı iyi, diğer bir kısmı ise aşağılık durumdaydı.We divided them into nations on the earth; some are righteous and others are not.
Bunun doğal sonucu olarak da yollarımızı ayırdık.” yazısıyla medya dünyasında yankılandı.As a natural result, our roads have parted."
Yolları ayırdıktan sonra Kurgan, Kastagir'in onu öldürme düelloları yapar.After they part ways, the Kurgan duels Kastagir, killing him.
Ölümün ayırdıkları son mekan olarak ahirette buluşurlar.Wie auch in anderen Kulturen dienten sie wohl der Versorgung des Toten im Jenseits.
Nisan 2011'de Wiberg, grupla karşılıklı anlaşarak yollarını ayırdıklarını söylemiştir.Le 6 avril 2011, à la suite d'un accord mutuel, Per Wiberg quitte le groupe.
Bir kurbağayı, iç organlarını incelemek için kesip parçalara ayırdık.Мы расчленили лягушку, чтобы исследовать её внутренние органы.
İkili yollarını ayırdıktan sonra Rock, solo kariyerini sürdürdü ve dünya çapında itibar kazandı.После распада дуэта, Рок начал сольную карьеру, которая принесла ему всемирную известность.
Ölümün ayırdıkları son mekan olarak ahirette buluşurlar.KA staat voor levenskracht; na de dood gaat KA over naar het hiernamaals.
Ortadan ikiye ayırdık.Vi bröt den itu.
Bu ayırdıklarını küçük kardeşi Mago'nun komutasına verdi.Joukkuetta valmensi hänen isoveljensä Miika Elomo.
Ölümün ayırdıkları son mekan olarak ahirette buluşurlar.死してなお世を憂い現世に留まる者達。
-1 çarpanını ayırdık.단순히 -1을 인수로 빼낸 겁니다
-1 çarpanını ayırdık.Ik heb alleen een -1 buiten haakjes gehaald.
-1 çarpanını ayırdık.J'ai mis le -1 en facteur.
-1 çarpanını ayırdık.Právě jsem vytknul minus 1.
-1 çarpanını ayırdık.Vybrali sme -1.
-1 çarpanını ayırdık.Просто извадих минус 1 пред скоби
-1 çarpanını ayırdık.Я просто виніс мінус 1 за дужки.
-1 çarpanını ayırdık.لقد استخرجت الـ -1
-1 çarpanını ayırdık.括弧の中の全ての項に -1 を掛けると、左と等しくなるのを
Bir mikrobiyal türden bir kromozomu ayırdık.Nous avons d'abord purifié un chromosome d'une espèce microbienne.
Bir mikrobiyal türden bir kromozomu ayırdık.Para ello purificamos un cromosoma de una especie microbiana.
Bir mikrobiyal türden bir kromozomu ayırdık.Purificámos um cromossoma de uma espécie microbiana.
Bir mikrobiyal türden bir kromozomu ayırdık.We hebben een chromosoom gezuiverd van een microbensoort.
Bir mikrobiyal türden bir kromozomu ayırdık.Wir reinigten das Chromosom einer Mikrobenspezies.
Bir mikrobiyal türden bir kromozomu ayırdık.Wyodrębniliśmy chromosom z jednego gatunku mikroba.
Bir mikrobiyal türden bir kromozomu ayırdık.Καθαρίσαμε το χρωμόσωμα από ένα συγκεκριμένο μικροβιακό είδος.

İlgili Sayfalar