ayırdı ile cümle
ayırdı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Avimelek, ‹‹Bunun anlamı ne, niçin bu yedi dişi kuzuyu ayırdın?›› diye sordu.thì vua A-bi-mê-léc hỏi rằng : Làm_chi để bảy con_chiên tơ đó riêng ra vậy ?
Avimelek, ‹‹Bunun anlamı ne, niçin bu yedi dişi kuzuyu ayırdın?›› diye sordu.thì vua A-bi-mê-léc hỏi rằng: Làm chi để bảy con chiên tơ đó riêng ra vậy?
Avimelek, ‹‹Bunun anlamı ne, niçin bu yedi dişi kuzuyu ayırdın?›› diye sordu.Y Abimelec preguntó a Abraham: --¿Qué significan estas siete corderas que has puesto aparte
Avimelek, ‹‹Bunun anlamı ne, niçin bu yedi dişi kuzuyu ayırdın?›› diye sordu.Zato reče Abimelek Abrahamu: Čemu tistih sedem mladih ovac, ki si jih postavil posebe?
Avimelek, ‹‹Bunun anlamı ne, niçin bu yedi dişi kuzuyu ayırdın?›› diye sordu.Και ειπεν ο Αβιμελεχ προς τον Αβρααμ, Τι ειναι ταυτα τα επτα θηλυκα αρνια, τα οποια εβαλες κατα μερος;
Avimelek, ‹‹Bunun anlamı ne, niçin bu yedi dişi kuzuyu ayırdın?›› diye sordu.Авимелех же сказал Аврааму: на что здесь сии семь агниц, которых ты поставил особо?
Avimelek, ‹‹Bunun anlamı ne, niçin bu yedi dişi kuzuyu ayırdın?›› diye sordu.И Авимелех каза на Авраама: Какви са тия женски агнета, които си отделил?
Avimelek, ‹‹Bunun anlamı ne, niçin bu yedi dişi kuzuyu ayırdın?›› diye sordu.ויאמר אבימלך אל אברהם מה הנה שבע כבשת האלה אשר הצבת לבדנה׃
Avimelek, ‹‹Bunun anlamı ne, niçin bu yedi dişi kuzuyu ayırdın?›› diye sordu.فقال ابيمالك لابراهيم ما هذه السبع النعاج التي اقمتها وحدها.
Avimelek, ‹‹Bunun anlamı ne, niçin bu yedi dişi kuzuyu ayırdın?›› diye sordu.亞 比 米 勒 問 亞 伯 拉 罕 說 、 你 把 這 七 隻 母 羊 羔 另 放 在 一 處 、 是 甚 麼 意 思 呢
Avimelek, ‹‹Bunun anlamı ne, niçin bu yedi dişi kuzuyu ayırdın?›› diye sordu.亞比 米勒 問 亞伯拉罕說 、 你 把 這 七 隻 母 羊羔 另 放在 一 處 、 是 甚 麼 意思 呢
Ayırdığımız kaynak miktarı tamamen farklı.A befektetett erőforrások egyenetlenek.
Ayırdığımız kaynak miktarı tamamen farklı.Cantitatea de resurse pe care le investim e disproporţionată.
Ayırdığımız kaynak miktarı tamamen farklı.Die Ressourcen, die wir dafür aufbringen, stehen in keinem Verhältnis.
Ayırdığımız kaynak miktarı tamamen farklı.우리가 쏟고 있는 상당한 자원들이 이질적입니다.
Ayırdığımız kaynak miktarı tamamen farklı.La quantité de ressources que nous y mettons est disparate.
Ayırdığımız kaynak miktarı tamamen farklı.Liczba środków, które na to przeznaczamy jest różna.
Ayırdığımız kaynak miktarı tamamen farklı.Mängden resurser vi sätter in är motstridiga.
Ayırdığımız kaynak miktarı tamamen farklı.Mettiamola sul mercato". La quantità di risorse che ci mettiamo dentro sono disparate.
Ayırdığımız kaynak miktarı tamamen farklı.We brengen het op de markt." De hoeveelheid middelen die we ervoor inzetten, is niet in verhouding.
Ayırdığımız kaynak miktarı tamamen farklı. Yakıt verimliliği teknolojisine milyarlarca dolar döküyoruz.Ponemos miles de millones de dólares en tecnologías de combustible eficiente.
Ayırdığımız kaynak miktarı tamamen farklı.Да го изнесем." Количеството ресурси, които влагаме са несъизмерими.
Ayırdığımız kaynak miktarı tamamen farklı.Количество ресурсов, которое мы вкладываем, несоразмерно.
Ayırdığımız kaynak miktarı tamamen farklı.כמות המשאבים המושקעים לא דומה בכלל.
Ayırdığımız kaynak miktarı tamamen farklı.مقدار الموارد وضعنها متباينة.
Ayırdığımız kaynak miktarı tamamen farklı.私たちは低燃費の技術に対して 数十億ドル投入しています
Bağımsız değişkeni bağımlı değişkenden ayırdım, ve de ilgili türevlerini,ve şimdi entegral alabilirim.독립변수를 비독립변수로부터 분리했고, 그들의 상대적인 미분과, 그래서 우리는 적분할 수 있습니다.
Bağımsız değişkeni bağımlı değişkenden ayırdım, ve de ilgili türevlerini,ve şimdi entegral alabilirim.Oddělil jsem nezávislou a závislou proměnnou a jejich diferenciály, takže teď můžu integrovat.
Bağımsız değişkeni bağımlı değişkenden ayırdım, ve de ilgili türevlerini,ve şimdi entegral alabilirim.Rozdzieliłem zmienne niezależne od zależnych, i ich względnych różniczek, tak więc teraz mogę całkować.
Bağımsız değişkeni bağımlı değişkenden ayırdım, ve de ilgili türevlerini,ve şimdi entegral alabilirim.Разделих независимата от зависимата променлива, и съответните им производни, така че сега мога да интегрирам.
Bağımsız değişkeni bağımlı değişkenden ayırdım, ve de ilgili türevlerini,ve şimdi entegral alabilirim.הפרדנו את המשתנים התלויים מהבלתי תלויים, ואת הדיפרנציאל שלהם, וכעת ניתן לעשות אינטגרל.
Bağımsız değişkeni bağımlı değişkenden ayırdım, ve de ilgili türevlerini,ve şimdi entegral alabilirim.أنا لقد فصل المستقل عن المتغير التابع، وهذه الفروق النسبية، وحتى الآن يمكن دمج.
Bağımsız değişkeni bağımlı değişkenden ayırdım, ve de ilgili türevlerini,ve şimdi entegral alabilirim.では次に 積分します。 色をかえて書きます。
Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. (Alkış)Ich bedanke mich für eure Zeit.
Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.Bardzo wam dziękuję za poświęcony czas.
Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.Ik dank jullie hartelijk voor jullie tijd.
Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.J'ai vraiment vous remercier pour votre temps.
Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.시간내주셔서 정말 감사합니다.
Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.Les agradezco mucho su tiempo.
Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.Tôi chân thành cảm ơn các bạn.
Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.Vă mulțumesc mult pentru timpul acordat.
Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.Vi ringrazio davvero per il tempo dedicato.
Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.Много ви благодаря за отделеното време.
Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.Я от всей души благодарю вас за ваше внимание.
Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.אני באמת מודה לכם על זמנכם.
Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.حقا أشكر لكم وقتكم.
Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.(拍手)
Başka bildiğimiz bir özellik ise ağırlık merkezinin medyanı 2'ye 1 oranında ayırdığıdır. . .삼각형의 중선에 관한 성질인데 중점은 중선의 길이를 2대 1로 나눈다는 것입니다 중점은 중선의 길이를 2대 1로 나눈다는 것입니다
Başlarken bu proje için üç haftamı ayırdım.이 프로젝트를 위해 3주 정도 생각했었는데
Başlarken bu proje için üç haftamı ayırdım.Három hetet szántam erre a projektre, és azt hiszem, ezt jelenti az önhittség.
Başlarken bu proje için üç haftamı ayırdım.Ich veranschlagte drei Wochen für dieses Projekt, und das ist, denke ich, was mit Überheblichkeit gemeint ist.
Başlarken bu proje için üç haftamı ayırdım.Ik had drie weken uitgetrokken voor dit project, en dat is volgens mij de betekenis van hubris.
Başlarken bu proje için üç haftamı ayırdım.Jag hade avsatt tre veckor till det här projektet, och det tror jag är vad som menas med hybris.
Başlarken bu proje için üç haftamı ayırdım.J'avais réservé trois semaines pour ce projet, et je crois que c'est ce que l'on appelle l'hubris.
Başlarken bu proje için üç haftamı ayırdım. Ki kibir bu değilse nedir... (Gülüşmeler)Jeg havde sat tre uger af til dette projekt, og jeg tror det, er hvad man mener med "hybris" -- (Latter)
Başlarken bu proje için üç haftamı ayırdım.Lúc đầu tôi định dành 3 tuần cho công việc này, nhưng hoá ra đó lại là điều bất khả thi.
Başlarken bu proje için üç haftamı ayırdım.Me reservé tres semanas para este proyecto, y eso es lo que yo llamo arrogancia.
Başlarken bu proje için üç haftamı ayırdım.Naplánovala som si tento projekt na tri týždne, a to je, čomu sa, myslím, hovorí prílišné sebavedomie.
Başlarken bu proje için üç haftamı ayırdım.Saya menyisihkan tiga minggu untuk proyek ini dan hal itu, saya pikir, sebuah kesombongan.
Başlarken bu proje için üç haftamı ayırdım.Tinha determinado três semanas para este projecto, e isso, penso, é o que se entende por arrogância.