ayıracak ile cümle
ayıracak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Ayıracak birkaç dakikan var mı?Do you have a few minutes to spare?
Ayıracak birkaç dakikam var.I have a few minutes to spare.
O kadar meşgulüm ki ayıracak zamanım yok.I am so busy that I have no time to spare.
Ayıracak çok zamanın var mı?Do you have much time to spare?
Ayıracak çok zamanı olmadığı için, taksiye bindi.Since there wasn't much time to spare, she took a taxi.
Arabanızda ayıracak yer var mı?Is there any room to spare in your car?
Arabayı alırsan kendine çok zaman ayıracaksın.You'll save yourself a lot of time if you take the car.
Ayıracak zamanları olmadığından dolayı aceleyle kasabaya geri döndüler.Because they had no time to spare, they hurried back to town.
Ayıracak bol zamanımız var.We have plenty of time to spare.
Ayıracak zamanımız var.We have time to spare.
Tom'un ayıracak zamanı vardı.Tom has time to spare.
Tom'un ayıracak zamanı yok.Tom has money to spare.
Bu saçmalığa ayıracak zamanım yok.I don't have time for this nonsense.
Ayıracak bir anımız yok.We don't have a moment to spare.
Tom ayıracak zamanı olmadığını biliyordu.Tom knew he had no time to spare.
Seni parçalara ayıracaklar!They will tear you to pieces!
Tom'un bana ayıracak vakti hiç olmuyor.Tom never has time for me.
İnsanlar kendilerini sosyal çevrelerinden ayıracak şekilde düşünmek eğilimindedir.People tend to think of themselves in ways that distinguish them from their social surroundings.
Haftada iki gün çalışması istendiği için kendi çalışmalarına ayıracak zamanı oluyordu.He was required to work two days a week, which allowed him time to spend on his own work.
Şöyle ki: Yeterli uzunlukta bir halatı(ya da ipliği) eşit 12 parçaya ayıracak şekilde işaretleyin.Then fill in (with a gunpowder core) to a case of cast iron making a fragmentation bomb.
Ailelerine ayıracaklerı vakti.They sacrifice family time.
Kendilerine ayıracakları vakti feda eder.They sacrifice personal indulgence.
Sizi rakiplerinizden ayıracak bir değer önerisi edinin.Have a value proposition that separates you from your competitors.
Doktorlarımızın kim olduğumuza dair bir fikri yok, ve bize ayıracak yeterli zamanları yok.Our doctors don't know who the hell we are, and they don't have enough time for us.
Ancak buna ragmen; bizi ayiracak duvarlari ormeye devam ediyoruz.And yet we carry on raising walls to keep us apart.
Eğer x^3 ifadesini çarpanlarına ayıracak olursak bu, x^2.x ile aynı şey olur. .And then if we were to factor x to the third, that's the same thing as x squared times x.
Altı ay boyunca çocuklara çöpleri nasıl ayıracaklarını öğretiyoruz.And the children, we teach during six months how to separate their garbage.
Bugünlerde daha az para harcıyorum. Kendime ayıracak vaktim çoğaldı.Nowadays I have fewer expenses, and more time left over for my interests.
Ve seni bu kişilikten ayıracak rahmetin kendini göstermesine izin verirsin.And you allow the grace of detachment to reveal itself.
- Çarpanlara ayıracak tek ifademiz olsun, diye basitleştirdim. Önce işin matematiğini yapalım.Let's figure out the divergence of our vector field, the divergence of our field.
Hindistan mı? İleride zamanını nasıl ikiye ayıracaksın ? PM:How are you going to split your time going forward?
Eğer bu ifadeyi çarpanlarına ayıracak olsaydık (x+5).(x+10) olarak yazardık. -So if we were to factor this, this would be equal to x plus 5, times x plus 10.
Burda bir virgül daha olsaydı o da milyonları ayıracaktı.If I had another comma here, then I'd know that this is millions.
‹‹Her yıl tarlalarınızda yetişen ürünlerin ondalığını bir yana ayıracaksınız.Thou shalt truly tithe all the increase of thy seed, that the field bringeth forth year by year.
Sizi O'nun yolundan ayıracak (başka) yollara uymayın.All this has He commanded.
(Allah) Sizin aranızı ayıracaktır. Allah, yaptıklarınızı görendir.He will judge between you, for God sees what you do.
İşte bunlardan karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı.Yet they could not harm any one or without the dispensation of God.
"Direnmeseydik, neredeyse bizi tanrılarımızdan saptırıp ayıracaktı."He would have surely turned us away from our gods if we had not adhered to them."
Kendilerinden öncekileri sınadık. Elbette ALLAH doğrucuları ile yalancıları birbirinden ayıracaktır.We had tried those who were before them so that God knew who spoke the truth, and who were liars.
De ki: "Rabbimiz (kıyamet günü) bizi birarada toplayacak, sonra da hak ile aramızı ayıracaktır.Say: 'Our Lord will bring us together, then make deliverance between us by the truth.
De ki: "Rabbimiz hepimizi biraraya toplayacak, sonra da aramızı hak ile ayıracak.Say: 'Our Lord will bring us together, then make deliverance between us by the truth.
De ki: "Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra da hak hükmü ile aramızı ayıracaktır.Say: 'Our Lord will bring us together, then make deliverance between us by the truth.
O, sizi birbirinizden ayıracaktır. Allah, işleyip ürettiklerinizi açık açık görmektedir.He shall decide between; and Allah is of that which ye you work Beholder.
Elbette ALLAH doğrucuları ile yalancıları birbirinden ayıracaktır.So Allah will surely know those who are true and He will surely know the liars.
(Allah) Sizin aranızı ayıracaktır.He will judge between you.
O, sizi birbirinizden ayıracaktır.He will judge between you.
Allah mü'minleri, (şu) üzerinde bulunduğunuz halde bırakacak değildir, temizi pisten ayıracaktır.God will not leave the believers as you are, without distinguishing the wicked from the sincere.
Şu halde ona uyun. Sizi O'nun yolundan ayıracak (başka) yollara uymayın.And do not follow the other paths, lest they divert you from His path.
Halbuki bu ikisinden, koca ile karısının arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı.But they learned from them the means to cause separation between man and his wife.
Allah inananları sizin durumunuzda bırakacak değildir, temizi pisten ayıracaktır.God will not leave the believers as you are, without distinguishing the wicked from the sincere.
Allah, müminleri şu üzerinde bulunduğunuz halde bırakmayacaktır. Sonuçta pisi temizden ayıracaktır.God will not leave the believers as you are, without distinguishing the wicked from the sincere.
Kuşkusuz, Rabbin, evet O, ihtilaf edip durdukları hususlarda onların arasını ayıracaktır.Your Lord will judge between them on the Day of Resurrection regarding everything they had disputed.
Allah, müminleri (şu) bulunduğunuz durumda bırakacak değildir; sonunda murdarı temizden ayıracaktır.God will not leave the believers as you are, without distinguishing the wicked from the sincere.
Allah, müminleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir, pisi temizden ayıracaktır.God will not leave the believers as you are, without distinguishing the wicked from the sincere.
Sizi O'nun yolundan ayıracak başka yollara uymayın.And do not follow the other paths, lest they divert you from His path.
ALLAH inananları şu içinde bulunduğunuz durumda bırakacak değil. İyiyi kötüden ayıracaktır.God will not leave the believers as you are, without distinguishing the wicked from the sincere.
Allah, kıyamet günü bunların arasını şüphesiz ayıracaktır.Allah will decide between them on the Day of Resurrection.
Aranacak kelimeden anahtar kelimeyi ayıracak olan ayracı seçin.Choose the delimiter that separates the keyword from the phrase or word to be searched.
Bakanlık projelerin her birine 20 bin avro ayıracak.The ministry will allocate 20,000 euros to each of the projects.
Bu durumda ise sanata ayıracak vakit kalmaması gibi bir sorun ortaya çıkıyor.The problem in this case is that there is little time left for practising art.