ayır ile cümle
ayır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Buğdayı arpadan ayırt edebilir misin?Can you tell wheat from barley?
Doğru ve yanlışı ayırt etmelisin.You should distinguish between right and wrong.
Seni erkek kardeşinden ayırt etmek zor.It is hard to distinguish you from your brother.
Kalayı gümüşten ayırt edebilir misin?Can you distinguish silver from tin?
Acil durumlar için bir sürü yiyecek ayırdık.We have reserved a lot of food for emergencies.
Çok sinirliyken iyiyle kötüyü ayırmaya çalışmanın bir faydası yoktur.It is no use trying to separate the sheep from the goats while in a state of madness.
Bana değerli zamanınızdan birkaç dakika ayırabilir misiniz?Can you spare me a few minutes of your valuable time?
Görünüşte koyunları keçilerden ayıramayız.We cannot separate the sheep from the goats by appearance.
Biz onu küçük kız kardeşinden ayırt edemeyiz.We cannot distinguish her from her younger sister.
Doğruyu yanlıştan ayırt etmek zorundayız.We have to distinguish right from wrong.
Lütfen birinci sınıf bir otelde bana bir oda ayırın.Please book me a room in a first-class hotel.
Tüm günü buna ayırabiliriz.We can make a day of it.
Parti için sandalyeler ayırtıldı.The seats were reserved for the party.
Üç kişilik bir masa ayırtmak istiyorum.I'd like to reserve a table for three.
Tamir etmek için radyoyu parçalara ayırdım.I took the radio apart to repair it.
İyi kahveyi kötü kahveden ayırt etmek için dilini eğitmelisin.You must educate your tongue to distinguish good coffee from bad.
Otelde daha önce yer ayırtmalıydın.I ought to have made a hotel reservation earlier.
Başka bir oda ayırmamızı istiyorsanız, lütfen hemen bize bildirin.If you wish us to reserve an alternative room, please let us know immediately.
Mary her zaman iki sentini ayırmak zorundadır.Mary always has to put her two cents worth in.
Otelde bir oda ayırttın mı?Did you reserve a room at the hotel?
Tom benim için bir koltuk ayırdı.Tom held a seat for me.
Tenis oynayalım. 10.30 için bir kort ayırttım.Let's play tennis. I've booked a court for 10:30.
Tatlı için yer ayırmaya çalışıyorum.I'm trying to save room for dessert.
Bana bir dakikanızı ayırın.Excuse me a minute.
Bana birkaç dakika ayırabilir misin?Can you spare me a few minutes?
Üç yer ayırtmak istiyorum.I'd like to book three seats.
Hiç kimse onları ayıramaz.No one can separate them.
Bir taksi ayırtmak daha hızlıdır.It's faster to reserve a taxi.
Çoğu Avrupalı, bir Japon'u bir Çinli'den ayırt edemez.Most Europeans cannot tell a Japanese from a Chinese.
Başka bir durum için onu ayıralım.Let's reserve that for another occasion.
Çocuk radyoyu parçalara ayırdı.The boy took the radio apart.
İkizleri birbirinden ayırt edemiyorum.I can't tell one twin from the other.
İkizler birbirinden ayırt edilemez.The twins are indistinguishable from each other.
İkizler o kadar benziyorlar ki birini diğerinden ayırt etmek neredeyse imkansız.The twins look so much alike it's next to impossible to distinguish one from the other.
İkizler o kadar benziyorlardı ki birbirinden ayırt etmek zordu.The twins were so alike that it was difficult to tell them apart.
İkizler o kadar benziyorlar ki birini diğerinden ayırt edemiyorum.The twins are so much alike that I can not distinguish one from the other.
İkizleri birbirinden ayırtedebilir misin?Can you tell the twins apart?
O sadece eğlenmek için parçalara ayırdı.He took the clock apart just for fun.
İkiz kızlar o kadar çok benzerler ki birini diğerinden ayıramıyorum.The twin girls are so much alike that I can't tell one from the other.
Affedersiniz, bana birkaç dakika ayırabilir misiniz? Sizden bir ricam var.Excuse me, could you spare me a few minutes? I have a favor to ask you.
Bu trende yer ayırtmak istiyorum.I'd like to reserve a seat on this train.
Bu koltuğu benim için ayırır mısın?Will you keep this seat for me?
Benim için bu koltuğu ayırır mısın?Can you save this seat for me?
Bu mahalledeki tüm evler çok benzer ben onları ayırt edemiyorum.All the houses in this neighborhood look so much alike that I can't tell them apart.
Lütfen bu tabloyu bizim için ayırın.Please reserve this table for us.
Bu pastayı kendim için ayıracağım.I'll keep this cake for myself.
Bir kurbağayı bir kara kurbağasından ayırt edemiyorum.I can't distinguish a frog from a toad.
Şirketimize ziyarette bulunmak için zaman ayırdığınız için size teşekkürler.Thank you for taking the time out to pay a visit to our company.
Annesi gözlerini ayırdı.His mother opened her eyes wide.
Ayıracak birkaç dakikan var mı?Do you have a few minutes to spare?
Manş denizi İngiltere'yi ve Fransa'yı ayırmaktadır.The English Channel separates England and France.
Telefon edip bir masa ayırtmalıydık.We ought to have phoned ahead and reserved a table.
Ben bir randevu istedim ama o bana zaman ayırmadı.I asked for an appointment, but he wouldn't spare me the time.
Ben bu kitabı kendim için ayıracağım.I'll keep that book for myself.
Tom'u ikiz kardeşinden ayırt edebilir misin?Can you tell Tom from his twin brother?
Tüm dikkatinizi görevlerinize ayırın.Devote your whole attention to your duties.
Şu adam doğruyu yanlıştan ayıramaz.That fellow can't tell right from wrong.
Saat altıda dört kişilik bir masa ayırtmak istiyorum.I'd like to reserve a table for four at six.
İki kişilik bir masa ayırtmak istiyorum.I'd like to reserve a table for two.
Bana birkaç dakika ayırabilir misiniz?Could you spare me a few minutes?
İlgili Sayfalar