Ayıcık Yapma dükkanın alabilirsin herhalde.Kau bisa minta ke toko boneka beruang
Ayıcık Yapma dükkanın alabilirsin herhalde.Provavelmente consegues isso no Build-A-Bear!
Ayıcık Yapma dükkanın alabilirsin herhalde. (seyirciler güler)Probablemente podrías conseguir eso en un "Build a Bear" (Risas)
Benim ayıcığım.Con mi osito.
Benim için endişelenme ve eğlenmene bak. Ayıcık, Zor beğenen biri olmasına rağmen hala her şeyi yapıyor.걱정 말고 제미게 놀다고 용.
Evet yeterli şekilde beslenmiyoruz. Ayıcıkları besleyin.だから番組みてくれた一人一人が
Hiç Ayıcık Yapma dükkanına gittin mi?¿Alguna vez has ido a uno de esos lugares?
Hiç Ayıcık Yapma dükkanına gittin mi?Já alguma vez foste a um Build-A-Bear?
Hiç Ayıcık Yapma dükkanına gittin mi?Pernah ke toko boneka beruang?
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Dostrzegłem za nią w pokoju małego pluszowego misia na pianinie.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Era um vídeo tão familiar.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Ich konnte den kleinen Teddy sehen, der hinter ihr im Raum auf dem Piano sitzt.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Jag kunde se den lilla teddybjörnen sitta på pianot bakom henne i hennes rum.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Je pouvais voir dans sa chambre, sur le piano derrière elle, un petit ours en peluche.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.그녀 뒤로 방에 있는 피아노 위의 작은 곰인형이 보이더군요.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Láttam mögötte a játékmackót a zongorán a szobájában.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Mohl jsem vidět malého medvídka sedícího za ní na pianu v jejím pokoji.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Näin pienen nallekarhun istumassa huoneessa hänen takanaan pianon päällä.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Pude ver el oso de peluche sentado en el piano detrás de ella en su habitación.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Puteam vedea ursuleţul de pluş stând în spate pe pianul din camera ei.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Saya dapat melihat beruang teddy kecil duduk di piano di belakangnya.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Tôi có thể nhìn thấy một con gấu bông ngồi trên chiếc piano phía sau trong phòng cô ta.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Vedevo l'orsacchiotto di peluche sul piano dietro di lei nella sua stanza.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Μπορούσα να δω πίσω της το μικρό αρκουδάκι που καθόταν πάνω στο πιάνο στο δωμάτιό της.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Можех да видя малкото плюшено мече, седящо на пианото зад нея в стаята й.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Я мог видеть маленького медвежонка, сидящего на фортепиано за ней в её комнате.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.ראיתי את הדובי הקטן שיושב על הפסנתר מאחוריה בחדר.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.كنت استطيع ان ارى دمية الدب الصغيرة تجلس على البيانو خلفها في غرفتها
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.とてもうち解けた光景だったのです
O halde çıplak ayıcığı sen zehirledin?!Alors t'as vraiment empoisonné le verre du Bear nu ?
O halde çıplak ayıcığı sen zehirledin?!Also du hast der nackte Bär cub vergiftet
O halde çıplak ayıcığı sen zehirledin?!Quindi hai avvelenato il bicchiere di J cub?!
O halde çıplak ayıcığı sen zehirledin?!Άρα εσύ έριξες δηλητήριο στο ποτήρι της γυμνής αρκούδας;!
O halde çıplak ayıcığı sen zehirledin?!Значит, это вы отравили бедного медвежонка?! Нет!
O halde çıplak ayıcığı sen zehirledin?!いいえ、押し掛けただけよ
Pudra kutusu, arka, ayıcık, puçi, pupi pupalo, puninana, padepaçetski, tutsak ve şeftali de var.Avem pudrieră, [multe regionalisme] [continuă regionalisme] lăbuță și piersic.
Pudra kutusu, arka, ayıcık, puçi, pupi pupalo, puninana, padepaçetski, tutsak ve şeftali de var.E ancora: fessa, mona, topa, sorcia, bernarda, tana, farfalla, mortaio, cespuglio e natura.
Pudra kutusu, arka, ayıcık, puçi, pupi pupalo, puninana, padepaçetski, tutsak ve şeftali de var.그 밖에도 파우더박스, 엉덩이, 푸키, 푸치, 푸피, 푸플루, 푸니나나, 파데파체스키, 파우, 피치
Pudra kutusu, arka, ayıcık, puçi, pupi pupalo, puninana, padepaçetski, tutsak ve şeftali de var.Puderniczka, rufa, piczka, sikula, pitula, pipa, pupilka, kosmatka i brzoskwinka.
Pudra kutusu, arka, ayıcık, puçi, pupi pupalo, puninana, padepaçetski, tutsak ve şeftali de var.Também se usa poder-box, derriere, pooky, poochy, poopy poopaloo, pooninana, padepachetchki, pow e pêssego.
Pudra kutusu, arka, ayıcık, puçi, pupi pupalo, puninana, padepaçetski, tutsak ve şeftali de var.Verder poederdoos, derrière, pooky, poochy, poopy, poepeloe, poeninana, padepachetcki, pow en perzik.
Pudra kutusu, arka, ayıcık, puçi, pupi pupalo, puninana, padepaçetski, tutsak ve şeftali de var.יש גם פודרייה, דרייר, פוקי, פוצ'י, פופי, פופלו, פוניננה, פדפצ'צ'קי, פאו ואפרסק.
Pudra kutusu, arka, ayıcık, puçi, pupi pupalo, puninana, padepaçetski, tutsak ve şeftali de var.هناك صندوق المسحوق،الدب، دبدوب، الكلب، بوبي، بوبالو، بونانينانا، بادبيشتاكي، الأسير والخوخ.
Pudra kutusu, arka, ayıcık, puçi, pupi pupalo, puninana, padepaçetski, tutsak ve şeftali de var.プパルー プニナナ パデパチェチキ パウ ピーシュ (笑)
Şaka yapıyorum. Ayıcıkları seviyorum.こないだ熊ちゃんのベアベキュー呼ばれたの
(seyirciler güler) Ben de Ayıcık Yapma dükkanına girmek zorunda kaldım. Saklanmak için.Y tuve que correr al "Build a Bear" sólo para mezclarme (risas)
Tamamen empatik bir çözüm -- ayıcıklar hariç tabi, onlar bundan çok hoşlanmıyor olmalılar.C'est une solution vraiment empathique - mis à part le fait que la peluche ne l'apprécie probablement pas.
Tamamen empatik bir çözüm -- ayıcıklar hariç tabi, onlar bundan çok hoşlanmıyor olmalılar.Đó là một giải pháp hoàn toàn mang tính thấu hiểu -- trừ sự thật là chú gấu bông hình như không thích nó lắm.
Tamamen empatik bir çözüm -- ayıcıklar hariç tabi, onlar bundan çok hoşlanmıyor olmalılar.Een volledig empathische oplossing -- behalve dat Teddy daar waarschijnlijk anders over denkt.
Tamamen empatik bir çözüm -- ayıcıklar hariç tabi, onlar bundan çok hoşlanmıyor olmalılar.Egy teljesen empatikus megoldás -- eltekintve attól a ténytől, hogy a maci valószínűleg nem szereti.
Tamamen empatik bir çözüm -- ayıcıklar hariç tabi, onlar bundan çok hoşlanmıyor olmalılar.E o soluţie complet empatică - dincolo de faptul că ursuleţului probabil nu îi place.
Tamamen empatik bir çözüm -- ayıcıklar hariç tabi, onlar bundan çok hoşlanmıyor olmalılar.É uma solução completamente empática tirando o facto de, provavelmente o urso não estar a gostar.
Tamamen empatik bir çözüm -- ayıcıklar hariç tabi, onlar bundan çok hoşlanmıyor olmalılar.E' una soluzione completamente empatica - anche se forse l'orsetto non è proprio contentissimo.
Tamamen empatik bir çözüm -- ayıcıklar hariç tabi, onlar bundan çok hoşlanmıyor olmalılar.Jest to też bardzo empatyczne rozwiązanie, choć misiowi się chyba nie podoba.
Tamamen empatik bir çözüm -- ayıcıklar hariç tabi, onlar bundan çok hoşlanmıyor olmalılar.Je to empatické řešení -- i když méďovi se asi moc nelíbí.
Tamamen empatik bir çözüm -- ayıcıklar hariç tabi, onlar bundan çok hoşlanmıyor olmalılar.정말 완전히 감정이입이 된 해결법의 제안이지요. 뭐..테디곰은 그리 좋아하지 않겠지만..
Tamamen empatik bir çözüm -- ayıcıklar hariç tabi, onlar bundan çok hoşlanmıyor olmalılar.Είναι μια εντελώς ενσυναισθηματική λύση -- εκτός από το γεγονός ότι στο αρκουδάκι δεν αρέσει και πολύ.
Tamamen empatik bir çözüm -- ayıcıklar hariç tabi, onlar bundan çok hoşlanmıyor olmalılar.Това е напълно съчувствено решение... с изключение на факта, че на мечето вероятно не му харесва особено.
Tamamen empatik bir çözüm -- ayıcıklar hariç tabi, onlar bundan çok hoşlanmıyor olmalılar.זה פיתרון אמפתי לגמרי -- חוץ מהעובדה שטדי כנראה לא אוהב את זה.
Tamamen empatik bir çözüm -- ayıcıklar hariç tabi, onlar bundan çok hoşlanmıyor olmalılar.انه حل تعاطفي خالص -- وبصرف النظر عن حقيقة أن الدمى ربما لا تحبه.