avukatı ile cümle

avukatı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Laurie Metcalf: New Orleans Yardımcısı Bölge Avukatı Susie Cox olarak rol aldı.Laurie Metcalf vai Trợ lý luật sư quận Susie Cox, New Orleans.
Birkaç gün sonra, Andrew Shaffer'dan atılır ve Sean Casey'nin ailesinin avukatıyla tanışır.Andrew gặp một luật sư đại diện cho cha mẹ của Sean Casey.
Bir avukatın oğlu ve polis bir amcası oldu.Ông là con trai của một cảnh sát và một bà nội trợ.
"Aşiret geliniydi ceza avukatı oldu".“Đồng chí Phạm Văn Nam được bổ nhiệm chức vụ Chánh án TAND tỉnh”.
Aynı zamanda iki kez Amerika'nın en etkili 100 avukatından biri olarak seçilmiştir.かつては、アメリカの最も重要な100人の1人に選ばれた。
Avukatına göre Wagner intihar etmişti.この事実を知ったヴィクトルは自殺。
Yakın arkadaşı O. J. Simpson avukatı olarak bilinir.O・J・シンプソンの友人でO・J・シンプソン事件裁判の弁護士団の1人として知られる。
Ayrıca Noa kitap hakkındaki tüm materyalleri Lopez veya avukatına göndermek zorunda kaldı.Noa 也必須將關於他們婚姻的所有書籍全數交給洛佩兹與她的律師。
Bu arada Frank ile avukatının ilişkiside vardır.其律师和他还有联系。
Önce ABD Dışişleri Hizmet katılmadan, Washington, DC merkezli bir uluslararası ticaret avukatı oldu.在进入美国外交部门工作以前,他在华盛顿特区是一名国际贸易领域的律师。
Avukatın görüşüne göre orada izinsiz bulunuyorlardı.在律师的建议下,他没有就此算法申请专利。
Bir avukatın oğlu ve polis bir amcası oldu.有個當警察的丈夫和十歲的兒子。
Ulusal baro kuruluşunun başkanından alınan bilgilere göre 6 Ocak'ta Tunus'lu 8.000 avukatın %95'i greve gitti.1月6日共有8000名律師參與了罷工,也就是約有95%的突尼西亞籍律師走上街頭抗議。
Yakın arkadaşı O. J. Simpson avukatı olarak bilinir.O. J. 심프슨 사건 재판을 맡은 변호사로 잘 알려져있다.
"Aşiret geliniydi ceza avukatı oldu".“박소현, 이번에는 이혼전문변호사로 변신”.
Avukatın görüşüne göre orada izinsiz bulunuyorlardı.이로 인해 변호사 개업 허가도 받지 못했다고 밝혔으나, 확인되지는 않았다.
Bir avukatın oğludur.בנו של עורך דין.
Velma, Roxie'den hoşnutsuzdur çünkü Roxie onun hem gördüğü ilgiyi hem de avukatı Billy Flynn'i çalmaktadır.ולמה לא מרוצה לראות את רוקסי, שגונבת לה את אור הזרקורים, יחד עם עורך הדין שלה - בילי פלין.
Sanık avukatı ise Sayın Başkan düzeni sağlayamayacaksanız ben savunma yapmayacağım" dedi.אם הוד מעלתך תדיח את יורש העצר, אני לא אעקוב אחרי פקודותיך יותר".
Zoey Andata (Gabrielle Union) — Demetri'nin nişanlısı ve kriminal müdafaa avukatı.זואי אנדטה (גבריאל יוניון) – ארוסתו של דמיטרי, עורכת דין.
Avukatın Uzlaşma Sağlama Yetkisi.Нужно е съгласие от работодателя.
Türkiye'nin ilk kadın avukatı ve kadın hakları savunucularındandır.Тя е един от най-добрите адвокати в Бахрейн и е защитник на правата на жените.
SSK Sivas İl Müdürlüğünde kurum avukatı olarak görev yapmış ardından serbest avukat olarak çalışmıştır.Преди да влезе в политиката Шилегов работи в адвокатска кантора като адвокат в областта на търговското право.
Bir avukatın oğludur.Sin vojnog odvjetnika.
Dizinin zaman çizgisinden 5 yıl önce House, bir anayasa avukatı olan Stacy Warner ile beraberdir.Otprilike 10 godina prije početka serije, House je bio u vezi s odvjetnicom Stacy Warner (Sela Ward).
Ried, Avusturya doğumlu Kaltenbrunner, bir avukatın oğluydu.Kaltenbrunner je rođen u Ried im Innkreisu, gradiću u Austriji, kao sin odvjetnika.
Şeytan'ın Avukatı, Taylor Hackford'ın yönettiği 1997 yapımı ABD filmi.The Devil's Advocate) američki je horor film snimljen 1997. godine u režiji Taylora Hackforda.
Saul Rubinek : Donny Douglas, Daphne'nin nişanlısı ve Niles'ın boşanma avukatı.Saul Rubinek – Donny Douglas, Daphnin snúbenec.
Ancak, Lesnar'ın yerine onun avukatı Paul Heyman geldi.Na mieste komentátora nahradil Jerryho Lawlera Paul Heyman.
Avukatın görüşüne göre orada izinsiz bulunuyorlardı.Súdený tak bol v neprítomnosti.
Avukatına göre Wagner intihar etmişti.Arbogast je trdil, da je naredil samomor.
Avukatı ile görüşür ve mahkemeyi erteletir.Poklic odvetnika je začasno opustil in prešel v sodniško službo.
Babası ünlü Bacardi ailesinin avukatıydı.Njegov oče je bil upravnik posestev plemiške družine Attems.
Roma'lı bir avukatın kızı olan Virginia Vasselli ile 1828 yılında evlendi.1828 m. jis vedė Virdžiniją Vaseli, teisininko dukterį iš Romos.
Tom'un bir avukatı var.Tomas turi advokatą.
Şeytanın Avukatı, Taylor Hackford'ın yönettiği 1997 ABD yapımı sinema filmi.Helen on aastast 1997 abielus ameerika filmirežissööri Taylor Hackfordiga.
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Avocatul meu a spus, "Nu, nici o şansă să meargă."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Il mio avvocato mi disse: "Nah, non può funzionare."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.제 변호사는 말했습니다."아, 그런 행동이 도움되진 않을겁니다."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Luật sư của tôi nói: "Nah, không có chuyện đó xảy ra đâu."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Meine Anwalt meinte: "Das funktioniert nicht."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Mi abogado dijo: "No, no es posible que funcione".
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Mijn advocaat zei: "Nah, geen kans dat je daarmee wegkomt."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Min sagfører sagde, "Nææ, der er ingen chance for at det vil virke."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Mój adwokat: "Nie ma szans, żeby to przeszło."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Mon avocat a dit, " Nan, aucune chance que ça marche ".
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Můj právník řekl: "Kdepak. To neprojde."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.O meu advogado disse, "Nah, não há hipótese de isso resultar."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Ο δικηγόρος μου είπε, "μπα, καμία πιθανότητα να δεχθούν."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Адвокатът ми каза: "Не, няма шанс това да проработи."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Мій адвокат сказав: "Ні, так не пройде".
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.Мой адвокат сказал: "Нет, это не пройдёт".
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.עורך הדין שלי אמר, "לא, אין סיכוי שזה יעבוד."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.فقال محامي، "لا، ليست هناك أي فرصة لجعل ذلك يعمل."
Avukatım "Bunun işe yaraması mümkün değil." demişti.ちゃんと署名されて戻ってきました
"Avukatım." dedim. "Avukat mısın?" dedi. "Evet efendim." dedim.Am zis, "Sunt avocat." A zis, "Eşti avocat?" Am răspuns, "Da, Domnule."
"Avukatım." dedim. "Avukat mısın?" dedi. "Evet efendim." dedim."당신이 변호사에요?"라고 물어서 "네, 그렀습니다"라고 답했죠.
"Avukatım." dedim. "Avukat mısın?" dedi. "Evet efendim." dedim."Právník." - "Vy jste právník?" - "Ano pane."
"Avukatım." dedim. "Avukat mısın?" dedi. "Evet efendim." dedim.Απάντησα, "Είμαι δικηγόρος." Είπε, "Είστε δικηγόρος;" Είπα, "Ναι, κύριε."
"Avukatım." dedim. "Avukat mısın?" dedi. "Evet efendim." dedim.Аз казах, "Аз съм адвокат." Той каза, "Ти си адвокат?" Аз казах, "Да, господине."
İlgili Sayfalar