Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.Các thần bộc của vua thưa rằng: Kìa, Ha-man đứng nơi viện trung. Vua bèn nói: Người hãy vào.
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.De dienaren antwoordden: "Haman staat buiten te wachten." "Laat hem binnenkomen", beval de koning.
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.E os servos do rei lhe responderam: Eis que Hamã está esperando no pátio. E disse o rei que entrasse.
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.És felelének néki a király apródjai: Ímé Hámán áll az udvarban. És mondja a király: Jõjjön be!
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.I giovani servi del re gli risposero: «Ecco c'è Amàn nell'atrio». Il re disse: «Entri!»
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.In kraljevi hlapci mu reko: Glej, Haman stoji na dvoru! Kralj veli: Naj stopi sem!
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.시신이 고하되 하만이 뜰에 섰나이다 왕이 가로되 들어 오게 하라 하니
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.Kongens Folk svarede ham: "Det er Haman, der står ude i Gården." Da sagde Kongen: "Lad ham komme ind!"
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.Kongens tjenere svarte: Det er Haman som står der ute i gården. Kongen så: La ham komme inn!
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.Les serviteurs du roi lui répondirent: C`est Haman qui se tient dans la cour. Et le roi dit: Qu`il entre.
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.Niin kuninkaan palvelijat vastasivat hänelle: "Katso, esipihassa seisoo Haaman".
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.Odpověděli králi služebníci jeho: Aj, Aman stojí v síni. Řekl král: Nechť vejde sem.
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.Så svarade honom då konungens tjänare: »Ja, Haman står därute på gården.» Konungen sade: »Låt honom komma in.»
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.Slujitorii împăratului i-au răspuns: ,,Haman este în curte.`` Şi împăratul a zis: ,,Să intre.``
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.Tedy odpowiedzieli królowi słudzy jego: Oto Haman stoi w sieni. I rzekł król: Niech sam wnijdzie.
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.Und des Königs Diener sprachen zu ihm: Siehe, Haman steht im Hofe. Der König sprach: Laßt ihn hereingehen!
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.Y los servidores del rey le respondieron: --He aquí, Amán está en el patio. Y el rey dijo: --Que entre
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.И сказали отроки царю: вот, Аман стоит на дворе. И сказал царь: пусть войдет.
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.И слугите на царя му казаха: Ето, Аман стои на двора. И царят рече: Да влезе.
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.ויאמרו נערי המלך אליו הנה המן עמד בחצר ויאמר המלך יבוא׃
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.فقال غلمان الملك له هوذا هامان واقف في الدار. فقال الملك ليدخل.
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.臣 僕 說 、 哈 曼 站 在 院 內 . 王 說 、 叫 他 進 來
Hizmetkârlar krala, ‹‹Haman avluda bekliyor›› dediler. Kral, ‹‹Buraya gelsin›› dedi.臣 僕說 、 哈曼 站在 院內 . 王說 、 叫 他 進來
İç avlunun güneyi boyunca, açık alana ve dış avludaki yapılara bakan başka odalar vardı.A mezzogiorno, di fronte allo spazio libero e alla muraglia di cinta, c'erano stanz
İç avlunun güneyi boyunca, açık alana ve dış avludaki yapılara bakan başka odalar vardı.A pitvar falának szélességében dél felé az elkülönített hely és az épület elõtt is kamarák valának.
İç avlunun güneyi boyunca, açık alana ve dış avludaki yapılara bakan başka odalar vardı.Cũng có những phòng trên bề ngang tường hành lang, về phía đông, ngay trước mặt khoảng đất biệt riêng và nhà.
İç avlunun güneyi boyunca, açık alana ve dış avludaki yapılara bakan başka odalar vardı.남편 골방 뜰 맞은편과 남편 건물 맞은편에도 방 둘이 있는데
İç avlunun güneyi boyunca, açık alana ve dış avludaki yapılara bakan başka odalar vardı.Mai erau nişte odăi de grosimea zidului curţii dinspre răsărit, în dreptul locului gol şi în dreptul clădirii.
İç avlunun güneyi boyunca, açık alana ve dış avludaki yapılara bakan başka odalar vardı.Na širnem zidu na dvorišču proti jugu, pred odločenim prostorom in pred poslopjem, so bili tudi hrami,
İç avlunun güneyi boyunca, açık alana ve dış avludaki yapılara bakan başka odalar vardı.Na šíř ohrady té síně k východu před příhradkem i před stavením byly komůrky.
İç avlunun güneyi boyunca, açık alana ve dış avludaki yapılara bakan başka odalar vardı.Na szerokości ogrodzenia onej sieni ku wschodowi przed piętrem i przed budowaniem były komórki.
İç avlunun güneyi boyunca, açık alana ve dış avludaki yapılara bakan başka odalar vardı.Po šírke ohrady dvora smerom na východ pred ohradeným miestom a pred staväním boly komory.
İç avlunun güneyi boyunca, açık alana ve dış avludaki yapılara bakan başka odalar vardı.Und an der Mauer gegen Mittag waren auch Kammern gegenüber dem Hofraum und gegenüber dem Gebäude.
İç avlunun güneyi boyunca, açık alana ve dış avludaki yapılara bakan başka odalar vardı.В ширину стены двора к востоку перед площадью и перед зданием были комнаты.
İç avlunun güneyi boyunca, açık alana ve dış avludaki yapılara bakan başka odalar vardı.Стаите бяха в дебелината на дворовата стена към изток, пред определеното място, и пред зданието.
İç avlunun güneyi boyunca, açık alana ve dış avludaki yapılara bakan başka odalar vardı.ברחב גדר החצר דרך הקדים אל פני הגזרה ואל פני הבנין לשכות׃
İç avlunun güneyi boyunca, açık alana ve dış avludaki yapılara bakan başka odalar vardı.المخادع كانت في عرض جدار الدار نحو الشرق قدام المكان المنفصل وقبالة البناء.
İç avlunun güneyi boyunca, açık alana ve dış avludaki yapılara bakan başka odalar vardı.向 南 〔 原 文 作 東 〕 在 內 院 牆 裡 有 聖 屋 、 一 排 與 鋪 石 地 之 屋 相 對 、 一 排 順 著 空 地
İç avlunun güneyi boyunca, açık alana ve dış avludaki yapılara bakan başka odalar vardı.向南 〔 原文 作東 〕 在 內院 牆裡 有 聖屋 、 一 排 與鋪 石地 之 屋 相對 、 一 排 順 著 空地
Keruvların kanatlarının sesi dış avludan bile duyuluyordu; tıpkı Her Şeye Gücü Yeten Tanrının sesi gibiydi.A szum skrzydeł Cherubinów słyszany był aż do sieni zewnętrznej, jako głos Boga wszechmocnego, gdy mówi.)
Keruvların kanatlarının sesi dış avludan bile duyuluyordu; tıpkı Her Şeye Gücü Yeten Tanrının sesi gibiydi.A zvuk krýdel cherubov bolo počuť až do vonkajšieho dvora jako hlas silného Boha všemohúceho, keď hovorí.
Keruvların kanatlarının sesi dış avludan bile duyuluyordu; tıpkı Her Şeye Gücü Yeten Tanrının sesi gibiydi.Bunyi kepakan sayap kerub-kerub itu terdengar sampai ke pelataran luar, seperti suara Allah Yang Mahakuasa
Keruvların kanatlarının sesi dış avludan bile duyuluyordu; tıpkı Her Şeye Gücü Yeten Tanrının sesi gibiydi.E o ruído das asas dos querubins se ouvia até o átrio exterior, como a voz do Deus Todo-Poderoso, quando fala.
Keruvların kanatlarının sesi dış avludan bile duyuluyordu; tıpkı Her Şeye Gücü Yeten Tanrının sesi gibiydi.És a Kérubok szárnyainak csattogása meghallaték a külsõ pitvarig, mint az erõs Isten hangja, mikor beszél.
Keruvların kanatlarının sesi dış avludan bile duyuluyordu; tıpkı Her Şeye Gücü Yeten Tanrının sesi gibiydi.Ja kerubien siipien kohina kuului ulompaan esipihaan asti kuin kaikkivaltiaan Jumalan ääni, kun hän puhuu.
Keruvların kanatlarının sesi dış avludan bile duyuluyordu; tıpkı Her Şeye Gücü Yeten Tanrının sesi gibiydi.그룹들의 날개 소리는 바깥 뜰까지 들리는데 전능하신 하나님의 말씀하시는 음성 같더라
Keruvların kanatlarının sesi dış avludan bile duyuluyordu; tıpkı Her Şeye Gücü Yeten Tanrının sesi gibiydi.Og Suset af Kerubernes Vinger hørtes helt ud i den ydre Forgård som Gud den Almægtiges Røst, når han taler.
Keruvların kanatlarının sesi dış avludan bile duyuluyordu; tıpkı Her Şeye Gücü Yeten Tanrının sesi gibiydi.И шум от крыльев Херувимов слышен был даже на внешнем дворе, как бы глас Бога Всемогущего, когда Он говорит.
Keruvların kanatlarının sesi dış avludan bile duyuluyordu; tıpkı Her Şeye Gücü Yeten Tanrının sesi gibiydi.וקול כנפי הכרובים נשמע עד החצר החיצנה כקול אל שדי בדברו׃
Keruvların kanatlarının sesi dış avludan bile duyuluyordu; tıpkı Her Şeye Gücü Yeten Tanrının sesi gibiydi.وسمع صوت اجنحة الكروبيم الى الدار الخارجية كصوت الله القدير اذا تكلم.
Keruvların kanatlarının sesi dış avludan bile duyuluyordu; tıpkı Her Şeye Gücü Yeten Tanrının sesi gibiydi.惹 韁 皎 翅 膀 的 響 聲 聽 到 外 院 、 好 像 全 能 神 說 話 的 聲 音
Keruvların kanatlarının sesi dış avludan bile duyuluyordu; tıpkı Her Şeye Gücü Yeten Tanrının sesi gibiydi.惹韁皎 翅膀 的 響聲聽 到 外院 、 好像 全能 神說話 的 聲音
Mad! "Bir an o avluda oldu.미친다! "또 다른 순간 그는 마당에서했다.
Mad! "Bir an o avluda oldu."В друг момент той е бил в двора.
Mad! "Bir an o avluda oldu.جنون! "في آخر لحظة كان في الفناء.
Mad! "Bir an o avluda oldu."グッド天!"恐ろしい両者の間躊躇氏バンティング氏は、
Sanıyorum bu gördüğümüz o zamanlarda avluda vakit geçirmenin nasıl bir şey olduğunu gösteren tipik bir resim.Cred că aceasta este o imagine tipică a ceea ce era atunci într-o curte.
Sanıyorum bu gördüğümüz o zamanlarda avluda vakit geçirmenin nasıl bir şey olduğunu gösteren tipik bir resim.Creo que es una típica imagen de cómo era una plaza en ese entonces.
Sanıyorum bu gördüğümüz o zamanlarda avluda vakit geçirmenin nasıl bir şey olduğunu gösteren tipik bir resim.E penso che questa sia la tipica immagine di un cortile a quell'epoca.
Sanıyorum bu gördüğümüz o zamanlarda avluda vakit geçirmenin nasıl bir şey olduğunu gösteren tipik bir resim.Está tudo aqui, acho que isto é uma imagem típica do que era um pátio na altura.