Avluda zavallı küçük bir kedi bulduk.We found a poor little cat in the yard.
Köpeğimi avludaki ağaca bağladım.I tied my dog to the tree in the yard.
Dışarı çıkabilirsin ve avluda kaldığın sürece oynayabilirsin.You can go out and play as long as you stay in the yard.
Sanırım Tom ön avluda.I think Tom is in the front yard.
Tom ön avluda arkadaşlarıyla oynuyor.Tom is playing with his friends in the front yard.
Tom avluda köpeği serbest bıraktırdı.Tom let the dog loose in the yard.
Avluda bir ayı var.There is a bear in the yard.
Kedi de avluda.The cat is in the yard, too.
Tom avluda oynuyor.Tom is playing in the yard.
Tom dışarıda avluda köpeğimizle oynuyor.Tom is out in the yard, playing with our dog.
O avluda.It's in the yard.
Avluda 3 tane büyük eski ağaç vardır.There are still a few old trees in the garden.
Avluda kaçışın birkaç gün sonra gerçekleşeceği konuşulmaktaydı.The car was expected to arrive in a few days.
Onlar parçaları alırlar ve avluda gezerken dağıtıp saklarlar.They have to make posters and hang them in the hallway.
İkinci avludaki çeşme.Facade of the second cave.
Avluda, Sucre Michael'ın yolunu keser tekrar onun hücresine gelmek ister.With this new development, Sucre urges Michael to get him back into the cell.
Ming Hanedanlığı döneminde imparator bu avluda devlet işlerini görüşmek için yer alıyordu.In the Ming dynasty, the Emperor held court here to discuss affairs of state.
Avluda su terazisi ve bir kuyu bulunmaktadır.Out buildings in the garden include a shed and a water tank.
Dayý, senin adýný soruyormuţ. Avluda bulduk.Dayi, she was asking for you, we found her in the yard
Mad! "Bir an o avluda oldu.Mad!" In another moment he was out in the yard.
Batı Kapısına bakan avlu içinse, yolda dört, avluda iki nöbetçi bekliyordu.For Parbar westward, four at the causeway, and two at Parbar.
Ana mekâna açılan giriş holünün üzerinde konumlanan mehizaha avludan çıkılmaktadır.One can reach the mehizah ,which is on the enterance hall open to the main space, through the yard.
Avluda, üst kata çıkan merdivenin yanında bir havuz vardır.In the yard, next to the staircase that leads to the upper floor, there is a pool.
35x95 metre ölçülerindeki site, ana kale ve alt avludan oluşmaktadır.[1]The site, measuring 35 by 95 metres, consists of the main castle and of a lower courtyard.[2]
Avludaki yükseltilmiş küçük mescitThe small elevated mosque in the courtyard
İç avluda Korint sütunları vardır.The inner courtyard has Corinthian columns.
Komplekse batıdan girilmekte, ziyaretçiler dikdörtgen bir ön avludan geçmektedir.The complex was entered from the west, the visitor passing into a rectangular forecourt.
Bazilikaya sütunlu bir peristil avludan ve bazilikanın batısındaki narteksten giriliyordu.The basilica was accessed through a colonnaded peristyle courtyard and narthex west of the basilica.
Ön avludaki diğer iki minare ise ikişer şerefelidir.Zur ersten Anlage gehörten noch zwei kleinere Rechtecktempel.
İç avluda 18. yüzyıldan kalma bir güneş saati vardır.Vor dem Herrenhaus steht auf einem Sandsteinpostament eine Sonnenuhr aus dem 18. Jahrhundert.
Avluda 3 tane büyük eski ağaç vardır.Es gibt mehrere ältere, große Bäume im Park.
Michael avluda Lincoln'nün yanından geçerken ondan özür diledi.Ils ont une brève dispute dans la voiture jusqu'à ce que Lincoln s'excuse.
Avluda bir heykel.Statue dans le jardin.
İç avluda 18. yüzyıldan kalma bir güneş saati vardır.Dans la cour subsiste un puits du XVIIe siècle.
"Çocukluğum oynar serin avluda." 13.Grand chœur en mi bémol majeur – 13.
Üç kapılı avludan camiye merdivenle çıkılır.On monte trois marches dans la base du clocher.
Ming Hanedanlığı döneminde imparator bu avluda devlet işlerini görüşmek için yer alıyordu.En la dinastía Ming, el emperador tenía su corte aquí para discutir asuntos de estado.
Avluda kaçışın birkaç gün sonra gerçekleşeceği konuşulmaktaydı.Se suponía que íbamos a estar en el estudio sólo un par de días.
Üç kapılı avludan camiye merdivenle çıkılır.Se desciende a ella a través de una escalera de tres tramos.
Ming Hanedanlığı döneminde imparator bu avluda devlet işlerini görüşmek için yer alıyordu.Nella dinastia Ming, l'imperatore teneva qui la corte per discutere di affari di stato.
"Çocukluğum oynar serin avluda." 13.La soddisfazione dì un gentiluomo", "13.
Ming Hanedanlığı döneminde imparator bu avluda devlet işlerini görüşmek için yer alıyordu.В эпоху династии Мин император собирал здесь двор для обсуждения государственных дел.
Avluda kaçışın birkaç gün sonra gerçekleşeceği konuşulmaktaydı.О резне в Госпиче стало известно спустя несколько дней.
Atölyesine döner, heykeli parçalar ve kendisi de avludaki bir heykele dönüşür.К несчастью, сам он падает в реку и превращается в статую.
İkinci avludaki çeşme.البهو الثاني للمعبد.
Ming Hanedanlığı döneminde imparator bu avluda devlet işlerini görüşmek için yer alıyordu.Durante a Dinastia Ming, o Imperador reunia aqui a Corte para discutir assuntos de estado.
Avluda bir heykel.Uma estação no inferno.
Avluda kaçışın birkaç gün sonra gerçekleşeceği konuşulmaktaydı.Het vertrek zou over enkele dagen plaatsvinden.
İç avluda 18. yüzyıldan kalma bir güneş saati vardır.Na ścianach ratusza zachował się XVI-wieczny zegar słoneczny.
"Çocukluğum oynar serin avluda." 13.Grand Prix Juniorów w łyżwiarstwie figurowym - miejsce 13.
Ming Hanedanlığı döneminde imparator bu avluda devlet işlerini görüşmek için yer alıyordu.В епоху династії Мін імператор збирав тут двір для обговорення державних справ.
Avludaki sunak beş arşın karelik yeri kaplamaktaydı ve Tapınağın girişinde beş sütun yer almaktaydı.При існуючих трьох сходинках входу в храм на картині їх п'ять.
Avluda 3 tane büyük eski ağaç vardır.В Садах є три основні вулиці.
İkinci avludaki çeşme.Zahradu druhého slunce.
Ming Hanedanlığı döneminde imparator bu avluda devlet işlerini görüşmek için yer alıyordu.În timpul dinastiei Ming, Împăratul ținea aici întruniri pentru a discuta despre treburile țării.
Michael avluda Lincoln'nün yanından geçerken ondan özür diledi.A fost forțat de Michael Howard să merge în Liverpool să-si ceară scuze.
Ming Hanedanlığı döneminde imparator bu avluda devlet işlerini görüşmek için yer alıyordu.A Ming-dinasztia idején a császár ebben a csarnokban tárgyalta meg az államügyeket az államtanács keretében.
Michael, dış avluda T-Bag ile tanışır.A Pad Service Gantry-n találkozzunk Kyle-al.
Ayrıca orta avluda bir kafe bulunur.Uimahallissa on myös kahvio.
Dış avluda Michael notlarındaki insanları görür.For voksne Michael Endes Zettelkasten.