Avlanmak bu alanda yasaklanmıştır.Hunting is prohibited in this area.
Burası avlanmak için güzel bir yer.This is a good place for hunting.
Burada bir kapan kuramam. Avlanmak yasaktır.I cannot set a trap here. It's forbidden to hunt.
Kaçak avlanmak yasa dışıdır.Poaching is illegal.
Balıkçıl her gün yemek için avlanmak zorundadır.The heron had to hunt for food every day.
Avlanmak ulusal parklarda yasaktır.Hunting is forbidden in national parks.
Avlanmak hoşuma gidiyor.I like to hunt.
Avlanmaktan hoşlanırım.I like hunting.
Tom avlanmak istemiyor.Tom doesn't want to go hunting.
Tom avlanmak istemedi.Tom didn't want to go hunting.
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.He also liked to hunt and fish.
Büyük karıncayiyen Bolivya'da hem spor amaçlı hem de eti için yaygın olarak avlanmaktadır.The giant anteater is commonly hunted in Bolivia, both for sport and sustenance.
1970'lerde Irrawaddy yunusları yağları için avlanmaktaydı.In the 1970s, Japanese loggers ravaged the islands.
Bazı türleri Orta Asya'da Kukumav'lar (Athene noctua) tarafından avlanmaktadır.Some species are preyed on by little owls (Athene noctua) in central Asia.
Bu tıkırtıları avlanmak ve beslenmek amacıyla kullanırlar.And they use these clicks to hunt and feed.
Avlanmak için ekstra bir silaha ihtiyacınız olacak.You'll need an extra gun for hunting.
Avlanmak bana sıkıcı gelmeye başlıyordu.Hunting was beginning to bore me.
Tek başına avlanmak zorunda kalacakIt'll have to hunt for itself
Fakat ihramlı olduğunuz sürece karada avlanmak size haram edilmiştir.But unlawful is game of the jungle when you are on pilgrimage.
Baladeur bondoc, avlanmak için ölümcül pençelere sahipti. [AFP]The Baladeur bondoc had claws to kill its prey. [AFP]
Avlanmak, su kayağı, yüzmek, yelkenle denize açılmak, kayak, sörf ve atıcılık hobileri arasındadır.Hunting, water skiing, swimming, sailing, skiing, surfing and shooting are among his hobbies.
Aynı zamanda besin kaynağı olarak da avlanmaktadır.It is also hunted as a food source.
Şepkinski Ormanı'nda avlanmak yasaktır, ancak balık tutmak için izin gerekli değildir.[1]Hunting in the Schepkinsky forest is prohibited, but a permission for fishing is not required.[5]
Bu dağ sıçanları o dönemde Mançurya'da kürkleri için avlanmaktaydı.It was an airborne spread disease and was incredibly deadly, with a near 100 percent mortality rate.
Bu sessiz sakin ormanda avlanmak yasaktır.In diesen ruhigen Wäldern ist das Jagen verboten.
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.Zur Zerstreuung liebte er die Jagd und das Angeln.
O ve halkı ağaçların arasında avlanmak ve yiyip içmekten büyük zevk alıyordu.Er liebte es mit Männern und Frauen zusammenzusitzen, gut zu essen und zu trinken.
Aynı zamanda adanın bazı bölgelerinde avlanmaktadır.In manchen Regionen werden sie auch bejagt.
Yaban hayatı geliştirme sahasında avlanmak yasak olmasına rağmen kaçak avcılık yapılmaktadır.Erst durch Jäger in der Jagdzeit erlegtes Wild wird durch den Jagdausübungsberechtigten angeeignet.
Büyük karıncayiyen Bolivya'da hem spor amaçlı hem de eti için yaygın olarak avlanmaktadır.Le fourmilier géant est communément chassé en Bolivie, à la fois pour le sport et la subsistance.
Anneler genç yavrularını avlanmak üzere terk ederler ve döndükten sonra onları beslenmeleri için çağırırlar.Les mères laissent leur petit pour aller chasser, et l'appellent à leur retour au gîte pour l'allaiter.
Büyük karıncayiyenler, jaguar ve pumalar tarafından avlanmaktadır.Les fourmiliers géants sont des proies pour les jaguars et les pumas.
Ve bu yeni dünyada devler avlanmaktadır.Dans cette ville, la chasse aux sorcières est encore de mise.
Gündüzleri taş altlarında gizlenir, geceleri avlanmak için çıkar.Elle se cache durant la journée dans les pierres et sort la nuit pour chasser.
Gündüzleri taş altlarında gizlenir, geceleri avlanmak için çıkar.Pasan el día bajo las piedras, saliendo a cazar de noche.
Aynı zamanda adanın bazı bölgelerinde avlanmaktadır.También se puede pernoctar en esa isla.
Bu balık türünün dışında yöresel olarak gocut olarak adlandırılan bir balık türü de avlanmaktadır.Oltre a questa specie di pesci, viene pescato localmente un tipo di pesce chiamato gocut.
Gündüzleri nemli yerlerde, taş altlarında ve oyuklarda gizlenir, geceleri avlanmak için çıkar.Passa gran parte del suo tempo sotto le pietre o all'interno di buchi, da cui esce di notte per cacciare.
Aynı zamanda adanın bazı bölgelerinde avlanmaktadır.In alcune zone è ancora oggetto di caccia.
Günümüzde ABD'de ve çevresinde de yoğun olarak avlanmaktadır.На территории парка и вокруг него всё ещё ведётся интенсивная охота.
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.Любили охотиться и рыбачить.
Anneler genç yavrularını avlanmak üzere terk ederler ve döndükten sonra onları beslenmeleri için çağırırlar.Он отдаёт их матери только на время кормления, а потом опять их забирает.
Çoğu avlanmak için yuvalarından 3 km.'den uzağa gitmez.Не более 5 км от него располагаются множество больших болот.
Bazı türleri Orta Asya'da Kukumav'lar (Athene noctua) tarafından avlanmaktadır.بعض الأنواع تكون فريسة بومة أم قويق (Athene noctua) في آسيا الوسطى.
Pek çok türde balık bulunmakta ve avlanmaktadır.وتشتهر أنواع كثيرة منها بالـصيد.
Bir başka yerde, Daryl (Norman Reedus) ve Len (Marcus Hester) avlanmaktadır.Em outro lugar, Daryl Dixon (Norman Reedus) e Len (Marcus Hester) estão caçando, quando Daryl mata um coelho.
Cüce ispermeçet balinaları ticari balinacılar tarafından aktif olarak avlanmaktadır.O cachalote-anão foi objecto de caça por parte dos baleeiros comerciais.
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.Ele é um aventureiro, fã de caça, pesca e mergulho.
Ayrıca Cehennemdere Irmağı boyunca da alabalık avlanmaktadır.Daarmee zal de gever verre gehouden worden van het hellevuur.
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.Hij genoot van de jacht, vissen en paardrijden.
Çoğu avlanmak için yuvalarından 3 km.'den uzağa gitmez.Ze jagen zelden meer dan 6 kilometer van hun verblijfplaats af.
Gündüzleri taş altlarında gizlenir, geceleri avlanmak için çıkar.De wants schuilt overdag om 's nachts te gaan jagen.
Çin'de korunduğu bölgelerde yasadışı olarak da avlanmaktadır.W Chinach na obszarach objętych ochroną dochodzi do kłusownictwa.
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.Był miłośnikiem polowań i łowienia ryb.
Sürgündeki Wilhelm'in en büyük tutkularından biri avlanmaktı.Największą pasją księcia Henryka było polowanie.
Gençlerimiz arasında avlanmak yaygındır.Młodzieńcy udali się na polowanie.
Aynı zamanda adanın bazı bölgelerinde avlanmaktadır.Den hittas även på några öar i området.
Sürgündeki Wilhelm'in en büyük tutkularından biri avlanmaktı.Vilhelms favoritsysselsättning tycks ha varit jakt.
Pek çok türde balık bulunmakta ve avlanmaktadır.Flera arter fiskas och säljs på marknader.
Gündüzleri taş altlarında gizlenir, geceleri avlanmak için çıkar.Där gömmer de sig på dagen och jagar under natten.