Ancak, artan sıcaklıkların olumsuz etkilerinin, bu gibi avantajları geride bırakacağı beklenmektedir (6).Jednakże oczekuje się, że nad tymi korzyściami przeważać będą negatywne następstwa rosnących temperatur (6).
Ancak, artan sıcaklıkların olumsuz etkilerinin, bu gibi avantajları geride bırakacağı beklenmektedir (6).Kljub temu se pričakuje,dabodonadpozitivnimiposledicamiprevladalinegativniučinkizaradinaraščanjatemperatur(6).
Ancak, artan sıcaklıkların olumsuz etkilerinin, bu gibi avantajları geride bırakacağı beklenmektedir (6).On kuitenkin odotettavissa, että kohoavan lämpötilan haitalliset vaikutukset ylittävät hyödyt (6).
Ancak, artan sıcaklıkların olumsuz etkilerinin, bu gibi avantajları geride bırakacağı beklenmektedir (6).Předpokládá se však, že negativní dopady stoupající teploty převáží nad přínosy (6).
Ancak bazı kişiler, her şeye rağmen ev satın almanın daha avantajlı olduğunu iddia ediyorlar.Aber dann gibt es das Argument gut, gibt es Vorteile, noch, um den Kauf dieses Hauses.
Ancak bazı kişiler, her şeye rağmen ev satın almanın daha avantajlı olduğunu iddia ediyorlar.Ale potom je zde argument, že to má stále výhody koupit tenhle dům.
Ancak bazı kişiler, her şeye rağmen ev satın almanın daha avantajlı olduğunu iddia ediyorlar.Nhưng vẫn có ý kiến cho rằng, có lợi ích nhất định, khi mua nhà.
Ancak bazı kişiler, her şeye rağmen ev satın almanın daha avantajlı olduğunu iddia ediyorlar.Pero entonces hay un argumento a favor, existen ventajas para comprar esta casa.
Ancak bazı kişiler, her şeye rağmen ev satın almanın daha avantajlı olduğunu iddia ediyorlar.Wtedy pojawił się argument, że kupno domu ma zalety.
Ancak bazı kişiler, her şeye rağmen ev satın almanın daha avantajlı olduğunu iddia ediyorlar.Υπάρχουν βέβαια και επιχειρήματα υπέρ της αγοράς ενός σπιτιού.
Ancak bazı kişiler, her şeye rağmen ev satın almanın daha avantajlı olduğunu iddia ediyorlar.利点がまだあります。 それは何でしょう?
Ancak onaylandığı takdirde... ...önemli avantajları beraberine getirir.هو مسألة اختيارية، لكن اعتمادها له مزايا هامة.
Ancak onaylandığı takdirde... ...önemli avantajları beraberine getirir.著作権は 他者によるあなたの作品の複製、配布、 派生商品の製作を防ぐ権利です
Ancak onların avantajlarına engel olan şeyler söylersen, iletişim başarısız olur. Ya da hiç iletişim olmaz.Aber wenn du etwas sagst, was ihre Vorteilspositionen stören würde, versagt die Kommunikation.
Ancak onların avantajlarına engel olan şeyler söylersen, iletişim başarısız olur.意志疎通は失敗する。跡形もなく崩れ去るのだ。 将来、原始時代の人々は意志疎通の点で見直され、
Ancak yere basan iki ayak ve iyi iş gören iki elimizi kullanma avantajımız var.Aunque tenemos la ventaja de tener dos pies en el suelo y usar nuestras manos que son muy versátiles.
Ancak yere basan iki ayak ve iyi iş gören iki elimizi kullanma avantajımız var.Inoltre noi abbiamo il vantaggio di avere due piedi per terra, e un uso molto versatile delle nostre mani.
Ancak yere basan iki ayak ve iyi iş gören iki elimizi kullanma avantajımız var.물론 우리에겐 땅을 짚을 수 있는 두 발이 있고 무슨 일이든 할 수 있는 손이 있긴 하지만요.
Ancak yere basan iki ayak ve iyi iş gören iki elimizi kullanma avantajımız var.Maar wij hebben het voordeel van twee voeten op de grond en zeer veelzijdige handen.
Ancak yere basan iki ayak ve iyi iş gören iki elimizi kullanma avantajımız var.Хоча в нас є перевага в тому, що дві ноги стоять на підлозі, і задіяні наші гнучкі руки.
Ancak yere basan iki ayak ve iyi iş gören iki elimizi kullanma avantajımız var.גם בגין היתרון של שתי רגלינו על הקרקע ובגין השימוש בידינו בעלות היכולות הרב-גוניות.
Ancak yere basan iki ayak ve iyi iş gören iki elimizi kullanma avantajımız var.لكننا لدينا ميزة التوفر على قدمين على الأرض واستخدام يدين متعددتي الاستعمالات.
Ancak yere basan iki ayak ve iyi iş gören iki elimizi kullanma avantajımız var.器用な手を使って やるということであれば— でも片足で立って
Ancak yere basan iki ayak ve iyi iş gören iki elimizi kullanma avantajımız var.雖然我哋比四旋翼有優勢 我哋可以雙腿掂地 有好靈活嘅雙手輔助
Arazinin sağladığı tüm avantajları kullanabilmenizi sağlayan dikey açılara sahiptir.Además, dispone de un buen ángulo de elevación vertical que permite aprovechar todas las ventajas del terreno.
Arazinin sağladığı tüm avantajları kullanabilmenizi sağlayan dikey açılara sahiptir.Duży zakres wychyłu w pionie pozwala dobrze wykorzystać właściwości terenu.
Arazinin sağladığı tüm avantajları kullanabilmenizi sağlayan dikey açılara sahiptir.Náměr je také velice slušný a umožňuje tak využít veškerých výhod, které terén nabízí.
Arazinin sağladığı tüm avantajları kullanabilmenizi sağlayan dikey açılara sahiptir.Und es hat gute Neigungswinkel, die es euch erlauben, alle Vorteile des Terrains zu nutzen.
Aslında Amerikalıların sahib olacağı avantajlardan bir tanesi사실 미국인들이 아시아에 있는 세력에 관하여
Aslında Amerikalıların sahib olacağı avantajlardan bir tanesiThực ra, một trong những lợi thế mà người Mỹ sẽ có trong vấn đề quyền lực ở Châu Á
Aslında Amerikalıların sahib olacağı avantajlardan bir tanesiלמעשה, אחד היתרונות שיהיו לאמריקה
Aslında Amerikalıların sahib olacağı avantajlardan bir tanesiبالفعل، واحدة من المنافع التي سيحصل عليها الأمريكيون
Aslında Amerikalıların sahib olacağı avantajlardan bir tanesiアジア各国が 中国の台頭を懸念して
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.90年代半ばには 怪物や
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.A to jsme taky udělali a na chvíli nám to zaručilo konkurenční výhodu.
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.Az, hogy ez sikerült, eleinte versenyelőnyt biztosított számunkra
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.Ce que nous avons fait et qui nous a donné un avantage concurrentiel pour un certain temps.
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.Chúng tôi đã làm vậy, và nó cho chúng tôi một lợi thế cạnh tranh trong một khoảng thời gian.
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.Das taten wir dann auch und verschafften uns so eine Zeitlang einen Wettbewerbsvorteil.
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.E così abbiamo fatto e ci ha dato un vantaggio competitivo per un po'.
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.En dat deden we daadwerkelijk en het gaf ons tijdelijk een concurrentie voordeel.
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.Fizemos isso o que nos deu uma vantagem competitiva durante uns tempos.
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.우리는 실제로 그렇게 해냈고, 이로써 한 동안 경쟁의 우위에 섰습니다.
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.Och vi gjorde faktiskt det, och det gav oss en konkurrensmässig fördel för ett tag.
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.Og det gjorde vi faktisk og det gav os en konkurrencefordel i et stykke tid.
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.Și chiar am făcut asta, ceea ce ne-a oferit un avantaj competitiv pentru o vreme.
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.Tak też zrobiliśmy i dało nam to chwilową przewagę nad konkurencją.
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.Teimme niin ja se antoi meille kilpailullisen etulyöntiaseman joksikin aikaa.
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.Y de hecho lo hicimos y obtuvimos una ventaja competitiva por un tiempo.
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.Πραγματικά το καταφέραμε και για λίγο είχαμε το προβάδισμα.
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.Действително направихме това добихме конкурентно предимство за кратко.
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.И мы действительно сделали это, что дало нам конкурентное преимущество на некоторое время.
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.І ми дійсно це зробили, і це надало нам перевагу над конкурентами на деякий час.
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.וממש עשינו זאת וזה העניק לנו יתרון תחרותי לזמן מה.
Aslında bunu yaptık da ve bu bize rekabette bir süre avantaj bile sağladı.وقد قمنا بهذا فعلا وقد أعطانا هذا تقدم امام منافسينا لوهلة من الزمن
Avantaj kazanmak için yanıltırız, ve zayıflıklarımızı saklamak için.Kita menipu untuk meraih keuntungan dan menyembunyikan kelemahan kita.
Avantaj kazanmak için yanıltırız, ve zayıflıklarımızı saklamak için.Klameme, aby sme získali výhodu a aby sme zakryli svoje slabiny.
Avantaj kazanmak için yanıltırız, ve zayıflıklarımızı saklamak için.Nós enganamos para ganhar vantagem e para esconder as nossas fraquezas.
Avantaj kazanmak için yanıltırız, ve zayıflıklarımızı saklamak için.Nous trompons pour tirer profit et cacher nos faiblesses.
Avantaj kazanmak için yanıltırız, ve zayıflıklarımızı saklamak için.우리는 유리한 위치를 차지하고 약점을 감추려고 거짓말을 하지요.