avantajı ile cümle
avantajı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
"Freud'un kıskanılacak avantajı, kendi tavsiyesini asla ciddiye almamış olmasıdır."Freud's enviable advantage is that he never seriously undertook to follow his own advice.
Standard Oil, rakiplerine karşı mümkün olan her avantajı aradı.By 1879 Standard oil controlled 90% of U.S. refining capacity.
Yoksun değer Adil değer muhasebesi Tedbir hesabı Vergi amortismanı avantajı Değerleme riskiDeprival value Fair value accounting Hedge accounting Tax amortization benefit Valuation risk
Bu, inşaatı basitleştirme avantajına sahiptir.This has the advantage of simplifying construction.
ABD İç Savaşı sırasında, kuyruktan doldurmalı tüfeklerin avantajı bariz hale geldi.During the U.S. Civil War, the advantage of breech-loading rifles became obvious.
İkincisi, yaygın olarak bulunan 7.62 × 54 mmR mühimmat kullanma avantajına sahipti.By the outbreak of the Continuation War, the remaining Mod.
Elemanları birlikte birleştirmenin (çimentolamanın) birçok avantajı ve dezavantajı vardır.There are several advantages and disadvantages to cementing elements together.
Toplu halde top kullanıyorlar ve ne yazık ki on kat ateş avantajına sahipler.They use artillery en masse and, unfortunately, they have a tenfold fire advantage.
Pedro avantajını kullandı ve Şubat 1283'te Calabria kıyı şeridinin çoğunu ele geçirdi.Peter pressed his advantage and by February 1283 had taken most of the Calabrian coastline.
Bu teknolojinin avantajı nedir ?Was ist der Vorteil dieser Technologie?
Kel olmanın avantajı, çorbada saç teli bulmamaktır.Der Vorteil von den Glatzköpfigen ist, dass man kein Haar in der Suppe findet.
Hangi maliyet merkezinde rekabet avantajınız var ?Wo hat die Innenstadt Wettbewerbsvorteile?
Performans avantajı farkedilememiştir.Der Leistungsumfang unterscheidet sich.
Bir bu gösterim'in bir avantajı yeni indisler için yeni harfler icat etmek zorunda değildir.Ein Vorteil dieser Notation ist, dass man nicht neue Buchstaben für neue Indizes erfinden muss.
Louis'nin başka bir avantajı daha vardı.Starling hat noch einen weiteren Vorteil.
KSB birincil avantajı matematiksel kolaylığı ve nispeten basit uygulamalarının olmasıdır.Vorteil eines A-B-Designs ist seine einfache Umsetzung und ethische Unbedenklichkeit.
Bir klişeyi kendi avantajına dönüştürebiliyor." demiştir.Und lässt einen an der eigenen Autonomie bauen.".
Diğer bir avantajı da, soğutucu akışkanlara ihtiyaç duymamasıdır.Ein weiterer Vorteil dieses Verfahrens ist, dass zur Kontaktierung keine Wärme zugeführt werden muss.
Uzun mesafe sürüş avantajı %6'ya düşmektedir.Der Streckenverlauf weist Steigungen von bis zu sechs Prozent auf.
Bu dezavantajlar birçok avantajı elimine etmektedir.Diesen Vorteilen stehen mehrere Nachteile gegenüber.
Avantajı ise müşteri ihtiyaçlarına hızlı cevap verebilmesidir.Ermöglicht schnelle Reaktionen auf neue Kundenbedürfnisse.
Elektrifikasyonun pek çok avantajı vardır, ancak ciddi yatırım harcaması gerektirir.Viele Rohstoffe können nur unter Einsatz von erheblichen Investitionen gewonnen werden.
Senna yarıştan önceki puan avantajı sayesinde son dünya şampiyonluğunu elde etti.Nepal entsendete wegen des Ausfalls seiner Meisterschaft den Vorjahresmeister.
Mevcut asker çokluğu düşmanı tamamen kuşatma ve imha etme avantajı sağladı.Den Panzerreitern gelang es häufig, den Feind überraschend zu stellen und zu vernichten.
Chris ise okulda hastalığını kendi avantajına kullanır.Chen selbst erreicht im selben Moment die Schule.
Saldırıların eşiğinde, sayı ve kalite avantajı Sovyetlerdeydi.Aux points d'attaque, le nombre et la qualité des avantages soviétiques était impressionnant.
D sınıfı bir amplifikatör kullanmanın genel avantajı verimli oluşudur.Le principal avantage des amplificateurs de classe D est leur rendement.
Fakat iki zamanlı motorun avantajı sadece bu adımda vardır.Cette méthode ne fonctionne toutefois que pour un moteur deux temps.
Bu şehrin çok avantaji vardır.""Cette route présente de nombreux avantages."
Fakat onun avantajını kullanamadı.Il n'a pas pu profiter de sa victoire.
Bir diğer avantajı ise ölçeklenebilir olmasıdır.Mais une autre hypothèse semble l'emporter.
Bütün sezon boyunca saha avantajı için çok çalıştık ve bugün o avantajı kullandık."Ferrari a été rapide tout le week-end et ils méritaient la victoire aujourd'hui. ».
O yüzden yer avantajını elinde bulundurabileceği yerlere kurulmalıdırlar.Il pourrait plutôt s'agir des lieux jusqu'où va son influence.
Planımızın bir sürü avantajı var.Nuestro plan tiene muchas ventajas.
Çevik süreçler değişimi müşterinin rekabet avantajı için kullanır.Los procesos ágiles aprovechan el cambio para proporcionar ventaja competitiva al cliente.
Avantajı, yüksek verimlidir.La ventaja es que son muy eficientes.
Fakat iki zamanlı motorun avantajı sadece bu adımda vardır.Los grandes motores diésel marinos de dos tiempos suelen ser de este patrón.
İkisi de dizayn edildikleri Intel işlemcilerin avantajını kullanmışlardır.Ambas podían aprovecharse del procesador de Intel para el cual fueron diseñados.
Qin'in diğer bir avantajı da, verimli, büyük bir orduyla kabiliyetli komutanlara sahip olmasıydı.Otra ventaja de la dinastía Qin era su enorme y eficiente ejército liderado por generales capaces.
Yöntemin en büyük avantajı, uygulamasının basit ve maliyetinin düşük olmasıdır.Su punto fuerte es su bajo costo Y la sencillez de su operación.
Bir diğer avantajı ise ölçeklenebilir olmasıdır.Sin embargo, demasiado de algo bueno puede ser molesto.
Çıkarılabilir bir arka kabuk, cihaza kolay değiştirilebilirlik avantajını sağlar.Un adelanto muy importante que permite sustituir con ventaja las CFL.
D sınıfı bir amplifikatör kullanmanın genel avantajı verimli oluşudur.Esto hace el diseño de un amplificador clase D aún más complejo.
Dmitri, Moğol otoritesinin çökmesinin avantajından yararlanarak Tatarlara açıkça meydan okudu.Dmitri se aprovechó de esta debilidad en la autoridad mongol para desafiar abiertamente a los tártaros.
Asfalt leşlerinin birçok avantajı vardır.Los sistemas de acuaponía ofrecen varias ventajas.
STR analizinin en büyük avantajı onun ayırt etmede ki istatistiksel gücüdür.El verdadero poder del análisis STR se encuentra en el poder estadístico de la discriminación.
Saldırıların eşiğinde, sayı ve kalite avantajı Sovyetlerdeydi.Los azeríes tenían ventaja en términos de cantidad y calidad de los equipos militares.
'Selektif yapışkanlık' özelliği DNA'dan makina inşa etmenin en önemli avantajıdır.La 'viscosità selettiva' è un importante vantaggio per la costruzione di macchine di DNA.
Louis'nin başka bir avantajı daha vardı.Comunque, Main aveva ancora un altro argomento.
Hüküm sürdüğü 14 yıl boyunca, onun tek avantajı zekası olmuştu.Come riuscirono a dimostrare solo quattordici anni più tardi, si trattava solo di una truffa.
Çevik süreçler değişimi müşterinin rekabet avantajı için kullanır.È importante che il concorrente effettui continui cambi di ritmo durante l'esecuzione della sua coreografia.
En büyükleri olan on dört yaşındaki Gordon, yaş avantajıyla başa gelir.Gordon ragazzo statunitense di 14 anni, il più grande del gruppo.
Bu başarısızlık, avantajın Ruslara geçmesine sebep oldu.A causa della fretta degli attaccanti, la vittoria fu dei russi.
Ancak ev sahibi avantajıyla tur atladı.Con el Decano il salto di qualità è compiuto.
Komple bir çözüm sahibi olmanın, parça parça uygulamalara göre birçok önemli avantajı söz konusudur.Ci sono molti e cospicui vantaggi nell'avere un ricevitore unico.
Yurt dışına ulaşımda ise deniz yolu avantajı kullanılabilmektedir.Per scendere al mare si può usare anche il vicino ascensore.
Bizim sunduğumuz çözümün iki temel avantajı var.Метод, который мы предлагаем, имеет два основных преимущества.
Takımlarındaki şifacı her zaman aynı kişiyi iyileştirir, bu yüzden bir avantajımız var.Хилер в их команде всегда лечит одного и того же человека, так что у нас есть преимущество.
Bu yöntemin avantajı, neredeyse tüm demir içeriğinin çıkarılmasıdır.Преимуществом данного метода является удаление практически любого содержания железа.
Fakat onun avantajını kullanamadı.Но воспользоваться своей победой он не сумел.
İlgili Sayfalar