En iyi çıkışını Avatar filmindeki Jake Sully rolüyle yakalamıştır.Il est notamment connu pour son rôle de Jake Sully dans le film Avatar.
Avar kağanının teslim olmaya yönelik önerileri Bonus tarafından reddedildi ve kuşatma 29 Temmuz'da başladı.Des propositions de reddition du khagan sont rejetées par Bonus et le siège commence le 29 juillet.
Belçikalı bisikletçi Gustaaf Deloor üçüncü etapta dokuz dakikalık avantajla liderlik mayosunu aldı.Le Belge Gustaaf Deloor prit le maillot de leader avec neuf minutes d'avance lors de la troisième étape.
Avarların yardımıyla isyan bastırılmıştır.Avec l’aide des Aborigènes la révolte est écrasée.
Saldırıların eşiğinde, sayı ve kalite avantajı Sovyetlerdeydi.Aux points d'attaque, le nombre et la qualité des avantages soviétiques était impressionnant.
Avantajları; Çok basit.Avantages : la simplicité.
Beyaz, 6.d4 (Lolli Akını) ile küçük bir avantaj yakalar.Les Blancs peuvent maintenant obtenir un avantage avec 6.d4! (l'attaque Lolli).
Angola Avante (Türkçe:İleri, Angola), Afrika ülkesi Angola'nın ulusal marşıdır.Angola Avante (En avant, Angola) est l'hymne national de l'Angola.
Mauricius altında, Balkanlar'da Avarlar ile Slav müttefiklerine karşı seferlerde kendini fark ettirdi.Sous Maurice, il se distingue dans ses campagnes contre les Avars et leurs alliés slaves dans les Balkans.
Ancak, ev sahibi takım kortun kendine özgü özelliklerine aşina olduğundan daha avantajlıdır.Il est vrai que les maisons gardent plus facilement leur identité que leurs occupants.
Bu sırada Avar topraklarında Hristiyanlık yayılmaya başlamıştır.C'est à cette période que la situation de chrétiens en Terre sainte s'aggrave.
Bu durum onlara savaşlarda avantaj sağlar.Chacun d’eux offre des avantages lors des combats.
D sınıfı bir amplifikatör kullanmanın genel avantajı verimli oluşudur.Le principal avantage des amplificateurs de classe D est leur rendement.
Kimin lehine aval verildiği belirtilmemiş ise aval, keşideci lehine verilmiş sayılacaktır.Celui qui perd donne le nombre d'insignes misés à son adversaire, celui qui gagne récupère donc les insignes.
"TRT Avaz İletişim".Section “Contact Us”.
Fakat iki zamanlı motorun avantajı sadece bu adımda vardır.Cette méthode ne fonctionne toutefois que pour un moteur deux temps.
Bu çok önemli bir avantajdır.C'est un avantage déterminant.
Yalnız ücret karşılığı belirli avantajlar elde edilebilir.Des remboursements de frais sont seuls possibles.
Zamanın çoğu avant-garde sanatçısı Fluxus içinde yer almıştır.Il a appartenu au groupe d'artistes d'avant-garde Fluxus.
Sonic Youth, Amerikalı avangart rock müzik grubu.Sonic Youth, groupe de rock d'avant-garde américain.
Avanos ve kızı da pişmandır.Madame Pouabou et leurs enfants sont également molestés.
Ava bunu reddeder ve bu durumu kocasına bildirir.Celle-ci refuse mais rapporte l'incident à son mari.
Bu şehrin çok avantaji vardır.""Cette route présente de nombreux avantages."
Bilinmeyen nedenlerle, Priscus Avarları takip etmedi ve Comentiolus'a yardım etmedi.Pour des raisons inconnues, Priscus ne se joint pas à Comentiolus dans sa poursuite des Avars.
Available online: SvanlarÉgalement disponible en ligne : Suisse
Avarlar ile müttefik olan Persler Konstantinopolis'i almaya teşebbüs ettiler, ancak yenildiler.Alliés aux Avars, les Perses tentent de prendre Constantinople mais sont vaincus.
Avarenin Oğlu, Raj Kapoor'un yönettiği 1973 yapımı Hint filmi.Bobby, film indien réalisé par Raj Kapoor en 1973.
Ancak yazılı başvurunun bazı avantajları vardır.Le writer-signet a plus de privilèges.
İnsan yerleşmesi için avantajlı konumu, soğuk kış rüzgarlarından korunaklı olmasında yatmaktadır.Elles ont l’avantage d’être agréables à vivre été comme hiver.
837 hektarlık yüzölçümlü olan Avan, şehrin kuzeydoğusundaki sınırında bulunmaktadır.D'une superficie de 837 hectares, il est situé à l'extrémité nord-est de la ville.
Her ulusun kendine has avantajları vardır.Chaque outil a ses avantages.
Fakat onun avantajını kullanamadı.Il n'a pas pu profiter de sa victoire.
O Avatarın şu anki vücut bulmuş hali ve evrenin insan şeklinde görünen ruhu.Elle est l'Avatar, l'esprit de la planète incarnée sous la forme d'un être humain.
Bu durum onun avantajlı olduğunu kanıtladı.Cela indique qu'il jouissait d'une position privilégiée.
Bir diğer avantajı ise ölçeklenebilir olmasıdır.Mais une autre hypothèse semble l'emporter.
Bunun için de ava çıkmadan önce, uğurlu geçmesi için "kayberen"den yardım istenir.Il faut simplement annoncer à haute voix "chasseur" avant de le placer.
Lakin Liberal Demokratlarla birlikte Avam Kamarası'nda mutlak çoğunluk sağlanabilmiştir.Au contraire, les libéraux exigeaient une majorité dans les trois régions du pays.
Available: sürümüDisponible: matériaux
Bir sesle irkilmişler: Cüce: - Ne öyle aval aval bakıyorsunuz orada, diyerek onları terslemiş.Exemples: As-tu vu quel drôlesse !, Donne-moi que truc là-bas !
Ama Avatar Aang kaçmıştı.Avatar qui a précédé Aang.
Dilediği herhangi bir dilek, Avatar tarafından gerçekleştirilecektir.Les vertus sont l’aboutissement de la quête de l’Avatar.
Yumurtadan ilk çıkan yavru diğerlerine göre avantajlı durumda olur.Le premier petit sortant de l'œuf bénéficie généralement d'un avantage concurrentiel sur les autres.
Uyum sağlama açısından ne avantajlı ne de dezavantajlı olan değişiklikler bu süreçte etkilenmezler.Les améliorations et modifications requises ne doivent pas perturber le service fourni par le système.
Japonlar ayrıca sahilin yapısının sağladığı avantajları da kullandılar.Sur les plages, les Japonais utilisèrent, là aussi, le terrain à leur avantage.
Orada Avrupa modern klasik müziğinin bazı önemli avangart bestecileri ile bağlantılar kurdu.Nous devons à lui que des compositions de musique européenne soient arrivées jusqu’à nos jours.
Avada Kedavra: Kişiyi doğrudan öldüren tek lanettir ve karşı büyüsü yoktur.Dans Kingdom Hearts: coded, Pat est avec Maléfique, le seul antagoniste non digital.
Geceleri yalnız başlarına ava çıkar ve her gece 7–11 km yürürler.Elle se perche dans les arbres la nuit, seule, à 8-10 m de haut.
Daveti reddedenler ise Avari olarak isimlendirildi.Ceux qui refusèrent l'intégration furent catalogués comme nonconformists.
Son bölümde Avatar oluyor.La troisième partie : Avatar.
Yönetmen: Mario Monicelli Avanti!Mise en scène Mario Monicelli.
Avantaj İngilizler'in elindeydi.La cité tomba aux mains des Anglais.
Bütün sezon boyunca saha avantajı için çok çalıştık ve bugün o avantajı kullandık."Ferrari a été rapide tout le week-end et ils méritaient la victoire aujourd'hui. ».
Sardarapat muharebesi ‘20. yüzyılın Avarayrı’ sayılmaktadır.La soufflerie est labellisée « Patrimoine du XXe siècle ».
Bu, paha biçilemez bir avantajdı.Cela constitue indéniablement un avantage.
16. yaş günlerinde Roku'nun Avatar olduğunu öğrendi.Lors des récits de l'année 2006, on découvre que Will est un prêtre.
O yüzden yer avantajını elinde bulundurabileceği yerlere kurulmalıdırlar.Il pourrait plutôt s'agir des lieux jusqu'où va son influence.
Available at üretildi.Disponible sur l’Alsace
Gençliğin avantajları var.La juventud tiene sus ventajas.
Planımızın bir sürü avantajı var.Nuestro plan tiene muchas ventajas.
Bu yöntemin hem avantajları hem de dezavantajları var.Ese método tiene ventajas y desventajas.