av ile cümle
av kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Amerikan İngilizcesi Avrupa'nın ortak dili oldu mu?Has American English become the common language of Europe?
Tom gelecek hafta Avustralya'dan dönüyor.Tom is coming back from Australia next week.
Benim avantajımı kullanmaya çalıştığına inanıyorum.I believe you're trying to take advantage of me.
Teröristler avlanmalı ve adalete teslim edilmelidir.The terrorists must be hunted down and brought to justice.
Avrupa, Rusya'nın gazı olmadan yapamaz.Europe can't do without Russian gas.
Bir avukat çağırmanı öneriyorum.I suggest you call an attorney.
Bir avukat tutmanı öneriyorum.I suggest you get a lawyer.
Avcılık kazaları çoğu insanın fark ettiğinden daha sık olur.Hunting accidents happen more often than most people realize.
Çocuklarımdan herhangi birinin avukat olmasını istemiyorum.I don't want any of my children to be lawyers.
Tom Mary'nin sorusu ile gafil avlandı.Tom was caught off guard by Mary's question.
Avukatımla konuşana kadar daha fazla soruya cevap vermeyeceğim.I won't answer any more questions until I talk to my lawyer.
Tom Jackson'ı beğenmiyorsan, ben başka bir avukat önerebilirim.If you don't like Tom Jackson, I can suggest another lawyer.
Kendinize başka bir avukat bulmanızı kuvvetle öneriyorum.I strongly suggest that you get yourself another lawyer.
Tom'un yüksek ücretli bir avukata parası yetemez.Tom couldn't afford a high-priced lawyer.
Fiyatlar burada Avustralya'dan daha yüksektir.Prices are higher here than in Australia.
Tom Avustralya'ya giderken üç gün için Boston'da mola verdi.Tom stopped over in Boston for three days on his way to Australia.
Tom Avustralya'ya yaptığı iş gezisinden dönerken Boston'da durdu.Tom stopped in Boston on his way back from a business trip to Australia.
Tom Jackson'ın Boston'daki en iyi avukatlardan biri olduğunu duydum.I hear that Tom Jackson is one of the best lawyers in Boston.
Her iki türün avantajları ve dezavantajları var.Both types have advantages and disadvantages.
Tom beni daha avantajlı başlattı.Tom gave me a head start.
Bu bize avantaj vermelidir.This should give us the advantage.
Tom Avustralya gezisini erteledi.Tom put off his trip to Australia.
Avrupalı yeşil yengeçler Kuzey Amerika'yı istila ediyor.European green crabs are invading North America.
Tom, ailemizdeki Avustralya'ya gitmiş olan tek kişidir.Tom is the only one in our family who's been to Australia.
Bizim bir avantajımız olabilir.We may have one advantage.
Tom Avustralya'da büyüdü.Tom grew up in Australia.
Tom Avustralya'da küçük bir kasabada büyüdü.Tom grew up in a small town in Australia.
Tom, oldukça sık balık avlamaya gider.Tom goes fishing quite often.
Tom Avustralya hakkında çok şey bilmiyor.Tom doesn't know much about Australia.
Tom büyük avlulu ve beyaz bahçe çitli bir ev istiyor.Tom wants a house with a big yard and a white picket fence.
Belki de bir avukatla konuşmalıyız.Maybe I should talk to a lawyer.
Tom Avustralya'da yaptığı şey hakkında hiç seninle konuştu mu?Did Tom ever talk to you about what he did in Australia?
Tom bir Avustralya şirketi için çalışıyor.Tom works for an Australian company.
Tom Avustralya'ya gitti ve hayatının geriye kalan kısmında orada kaldı.Tom went to Australia and stayed there the rest of his life.
Avustralya'da olduğumu unuttum.I forgot I was in Australia.
Hepimiz kanun önünde eşitiz, ancak zenginlerin çoğu kez büyük bir avantajı var.We are all equal before the law, but the rich often have a big advantage.
Avukatım bana bir şey söylemememi söyledi.My lawyer told me not to say anything.
Tom bana Avustralya'da yaşadığını söyledi.Tom told me you used to live in Australia.
Tom bana şehirde en iyi avukat olduğunu söyledi.Tom told me you're the best lawyer in town.
Tom bana Avustralya hakkında hikayeler anlatırdı.Tom used to tell me stories about Australia.
O, Avusturya'da küçük bir Alp köyünde yaşıyor.He lives in a small Alpine village in Austria.
Tom bana bir hafta önce Avustalya'ya gitmeyi planladığını söyledi.Tom told me a week ago that he was planning to go to Australia.
Tom nitelikleri tanınmadığı için Avustralya'da bir doktor olarak çalışamadı.Tom couldn't work as a doctor in Australia because his qualifications were not recognised.
Tom Jackson Avustralya'daki en tehlikeli adamlardan biri olarak düşünülmektedir.Tom Jackson is considered to be one of the most dangerous men in Australia.
Balık avı yarışmasını Tom kazandı.Tom won the fishing tournament.
Benim memleketim Tel Aviv'dir.My hometown is Tel Aviv.
Doğduğum şehir, Tel Aviv'dir.The city in which I was born is Tel Aviv.
Hemen avukatımla konuşmak istiyorum.I want to talk to my lawyer straight away.
Avustralyalı tarihi hakkında Tom'un bildiği kadar çok bilen biriyle asla tanışmadım.I've never met anyone who knows as much about Australian history as Tom does.
Avustralya tarihini Tom kadar bilen birine hiç rastlamadım.I've never met anyone who knows as much about Australian history as Tom does.
Avukat toplantıda önemli bir kağıt verdi.The lawyer gave an important paper at the conference.
Avustralya'da yaşam maliyetinin çok yüksek olduğunu fark etmedim.I didn't realize that the cost of living was so high in Australia.
Avustralya'da yaşam maliyetinin bu kadar yüksek olduğunu bilmiyordum.I didn't know that the cost of living was so high in Australia.
Bunun maliyeti 30 Avro.That costs 30 euros.
O, iki dilli olma avantajına sahiptir.She has the advantage of being bilingual.
O, iki dilli olma avantajına sahip.He has the advantage of being bilingual.
Biri Avignon'da Papa'nın kalesini ziyaret edebilir.In Avignon one can visit the Pope's castle.
Bugün avro yaklaşık bir dolar değer.The Euro is worth approximately one dollar today.
Bugün avro yaklaşık bir dolar değerinde.The Euro is worth approximately one dollar today.
Avrupa Topluluğu, tek bir pasaportla Avrupa ülkelerinin çoğunu birleştiriyor.The European Community unites many of the countries of Europe with a single passport.