Manometre, bir basınç ölçüm aletidir, genellikle atmosferik basınca yakın basınç ölçümleri için kullanılır.Un manometru care măsoară presiuni sub presiunea atmosferică se numește de obicei manometru de vid.
35S atmosferde 40Ar'un kozmik ışınlarla parçalanmasıyla oluşur.În atmosferă 39Ar și 40Ar sunt create de către razele cosmice.
Atmosfer basıncı deniz seviyesinden yükselindikçe azalır.QNH reprezintă presiunea redusă la nivelul mării.
Atmosfer Atmosferin katmanlarıEfectul de seră în atmosfera terestră
Bugünkü atmosferde %78 azot, %21 oksijen, %1 çeşitli gazlar bulunur.Compoziția chimică aproximativă a aerului este de 78 % azot, 21 % oxigen și 1 % alte gaze.
Atmosfer oksijenden oluşur.Atmosfera este compusă din oxigen.
Atmosfer kirleniyor.Atmosfera este poluată.
Asteroit, dünya'nın atmosferine girerken küçük parçalara bölündü.Asteroidul, când a intrat în atmosfera Pământului, s-a rupt în bucăți mici.
Büroda samimi bir atmosfer var.În birou este o atmosferă prietenoasă.
Atmosfer bizi meteorlardan korur.Atmosfera ne protejează de meteoriți.
Üst atmosfer bile kirli.Chiar și atmosfera superioară este poluată.
Üst atmosfer bile kirli.Până și atmosfera superioară este poluată.
Atmosfer çok gayrıresmiydi.Atmosfera era foarte informală.
Gezegenin atmosferinin alt katmanlarının ortalama sıcaklığında bir artış kaydedildi.S-a observat o creștere a temperaturii medii a straturilor inferioare ale atmosferei planetei.
Atmosfer bilimde genellikle verilen alternatif tanımda bu aralık 3 Hz ile 3 kHz'dir.A légkörtudomány által használt alternatív meghatározás általában a 3 Hz és 3 kHz határokat adja meg.
1902'de Ramsay ksenonun Dünya atmosferindeki oranını 20 milyonda bir olarak tahmin etti.1902-ben Ramsey úgy becsülte, a xenon alkotja a Föld atmoszférájának húszmilliomod részét.
35S atmosferde 40Ar'un kozmik ışınlarla parçalanmasıyla oluşur.A 35S az 40Ar kozmikus sugarak hatására bekövetkező spallációja révén keletkezik a Föld légkörében.
Atmosfer ve dış Uzay ile kesin bir sınır yoktur.A légkör és a világűr között nincs éles határvonal.
Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi.Nemzeti Óceán- és Légkörkutatási Hivatal.
Atmosfer basıncı, deniz seviyesindeki basıncın yaklaşık 1/1000'i kadardır.A légköri nyomás a tengerszinten nagyjából 100 000 Pa.
Su kuzeye doğru göç ettikçe, termosferden daha serin olan, atmosferin hemen üstündeki mezosfere düşer.Ahogy a víz észak felé vándorol, a termoszférából a hidegebb mezoszférába süllyed.
Gezegenin atmosferinde oksijen ve karbon tespit edilmiştir.Oxigén és szén egy távoli bolygón.
(Kapalı bir vakum odasında, oda sıcaklığında ve normal atmosfer basıncında gerçekleştirildi.)(Ez általában száraz levegő, standard hőmérsékleten és nyomáson).
Bir litre ksenonun atmosferden eldesi 220 kilowatt saat enerji gerektirir.A levegőből egy liter xenon kinyeréséhez 220 wattóra energiára van szükség.
Atmosferi ve havayı manipüle edebilir.Környezete és levegője tiszta.
Bu yasa, atmosfer içinde giden güneş veya yıldız ışınımının zayıflamasının betimlemekte de uygulanır.A törvény alkalmazható a Napból vagy csillagokból érkező sugárzás légkörben történő gyengülésének leírására.
Ksenon Güneş atmosferinde, Dünya'da ve asteroidlerde ve kuyrukluyıldızlarda göreli olarak seyrek bulunur.A xenon a Nap, a Föld atmoszférájában valamint az aszteroidákban és az üstökösökben viszonylag ritka.
İlk başlarda ilkel ikincil atmosferin çoğunlukla amonyak ve metan içerdıği düşünülürdü.Eredetileg főleg ammóniából és metánból álló légkört feltételeztek.
Dünya atmosferinde % 1'den az oranda bulunmakta ve böylece en yaygın soy gaz olmaktadır.A Föld légkörének 0,93%-át alkotja, ezzel a légkörben előforduló harmadik leggyakoribb gáz.
Yüksek kısımlarında, Neptün atmosferi %80 hidrojen, ve %19 helyumdan oluşur.A Neptunusz légköre 80% hidrogénből és 19% héliumból áll, emellett tartalmaz még egy százaléknyi metánt.
İşyeri atmosferinin kötü olması ve iş stresine sebebiyet verebilecek bütün olumsuz etkenler.A túl sok munka stressz okozója lehet, ami épp az ellenkezőjét váltja ki.
23 Mart 2001 tarihinde görevi sona erdi ve atmosfere girerek yanması sağlandı.Aktív szolgálatát befejezve 1961. január 23-án a Föld légkörében elégett.
Çoğunlukla karbon dioksitten oluşan önemli bir atmosferi vardır.Valaha főleg szén-dioxidból állt a levegő.
Yüzeysel bir atmosferin yokluğunda, iki cisim aynı anda düşer ve ayın yüzeyine çarpar.Mivel a Holdnak a légköre szinte tökéletes vákuum, a két tárgy egyszerre ért földet.
Satürn atmosferindeki Helyum oranının Jüpiter'dekine göre az olduğu anlaşıldı.A Jupiter atmoszférájában található víz mennyiségének pontos meghatározása.
Atmosferik demiryolu sistemi İngiliz mühendis Isambard Kingdom Brunel tarafından tasarlandı.A létesítményt a kiemelkedő képességű mérnök, Isambard Kingdom Brunel építtette.
Okyanuslar karbondioksiti atmosferden absorbe eden doğal bir karbon alıcıdır.Vagyis az óceánok a szén-dioxid számára lerakóhelyként szolgálnak.
Bu durum volkanın atmosfere saldığı gaz ve tozların yapısı ve miktarı ile ilgili bir konudur.A cikk a Balaton vízének minőségével illetve mennyiségével foglalkozik.
Belirgin olan bir şey; atmosferin üst seviyesinin 30 km civarında son bulduğudur.10-15 kilométer pontossággal határozta meg a Föld felső légkörének helyzetét.
Sagan, Venüs'ün atmosferinin aşırı derecede sıcak ve yoğun olduğunu ispatlamıştır.Felfedezte, hogy a Vénusz felszíne nagyon forró és felhők takarják.
Sagan, Venüs'ün atmosferinin aşırı derecede sıcak ve yoğun olduğunu ispatlamıştır.Sagan todisti, että Venuksen ilmakehä on erittäin kuuma ja tiheä.
Atmosferik demiryolu sistemi İngiliz mühendis Isambard Kingdom Brunel tarafından tasarlandı.Laivan suunnitteli brittiläinen Isambard Kingdom Brunel.
Uydu 6 Nisan 1960 tarihine kadar yörüngede kalmış ve sonrasında atmosfere girerek yanmıştır.Se kiersi maata 6. huhtikuuta 1960 asti, jolloin se paloi ilmakehässä.
İç gezegenlerden üçünün (Venüs, Dünya ve Mars) önemli birer atmosferi vardır.Aurinkokuntamme neljästä maankaltaisesta planeetasta kolmella (Venus, Maa ja Mars) on kaasukehä.
Yüzeysel bir atmosferin yokluğunda, iki cisim aynı anda düşer ve ayın yüzeyine çarpar.Ilmakehän puutteen vuoksi kappaleet putosivat Kuun pinnalle samaan aikaan.
Venüs, Dünya ile çok benzer boyutlara sahip olmasına rağmen, atmosfer basıncı dünyanınkini 92 katıdır.Venuksen kaasukehä on niin tiheä, että paine pinnalla on 92 kertaa korkeampi kuin Maassa.
Bu Güneş Sistemi dışında keşfedilmiş ilk atmosferdir.Se on ensimmäinen Aurinkokunnan ulkopuolelta löydetty auringonkaltaisen tähden kiertolainen.
Ayrıca atmosferde parlaklığını kaybederek donuklaşır.Samalla ilmasta poistuu kosteutta.
Fakat atmosfer hala barış dolu.Rauhaan on vielä matkaa.
Moleküler azot, büyük oranda Satürn'ün Ay'ı Titan'ın atmosferinde bulunur.Diasetyleeniä esiintyy huomattavia määriä Saturnuksen suurimman kuun Titanin ilmakehässä.
Atmosfer basıncı, deniz seviyesindeki basıncın yaklaşık 1/1000'i kadardır.Se on vain noin 1/70000 Maan ilmakehän merenpinnan tason paineesta.
Yerküreyi saran gaz kütlesine atmosfer adı verilmektedir.Maan kaasukehää kutsutaan ilmakehäksi.
Gezegen yüzeyinde atmosfer sıcaklığının 475 °C, basıncın ise 90 atmosfer olduğunu saptadı.Planeetan pinnalla on noin 90 ilmakehän paine ja noin 460 asteen lämpötila.
Atmosfer basıncı 10GPa'yı bulmaktadır.Tällä alueella paine on noin 10 GPa.
Atmosfer bilimde genellikle verilen alternatif tanımda bu aralık 3 Hz ile 3 kHz'dir.Ilmakehän tutkimuksessa ELF-aaltojen määritelmä on usein myös 3 Hz – 3 kHz.
Atmosfer basıncı deniz seviyesinden yükseldikçe azalır.Ilmanpaine laskee noustaessa merenpinnan tasolta korkeammalle.
760 mmHg (760 torr), 1 atmosfer basınca eşittir.Yksi normaali-ilmakehä on 760 torria eli elohopeamillimetriä.
Nisan 2005'teki Cumhurbaşkanlığı seçimleri sönük bir atmosferde geçti.Elokuussa 2009 käydyt presidentinvaalit olivat laajamittaisen vilpin sävyttämät.
Müzik ise duygusal, melankolik ve atmosferiktir.Emo-musiikkia luonnehtii syvä tunteellisuus ja melankolisuus.
Atmosfer ve dış Uzay ile kesin bir sınır yoktur.Δεν υπάρχει σαφές όριο ανάμεσα στην ατμόσφαιρα της Γης και στο διάστημα.