Atman bir ağaç dalını bırakacak olursa o dal ölür, tüm ağacı bırakırsa tüm ağaç ölür.Jos kuori häviää koko puun ympäriltä, se todennäköisesti kuolee.
Mahavakya, veya "önemli cümleler", Brahman ile Atman'ın birliğini ifade eder.Kata "Advaita" pada dasarnya merujuk pada Atman dan Brahman.
Bizzat Atman'ın dışında yerine gelmesi gereken arzu kalmaz.Indria tak dapat bekerja bila tak ada atman.
Sen de O’sun." - "Bana lütfen Atman'dan biraz daha söz eder misin?" - "Peki..Dennis selanjutnya!" seharusnya benda itu mengenai kepala Nathan. tapi, sekai lagi...
Aynı şekilde Atman da her yerdedir..Tính bằng nhau hầu khắp nơi.
Sen de O’sun." - "Bana lütfen Atman'dan biraz daha söz eder misin?" - "Peki..『頼むから静かにしてくれ』(たのむからしずかにしてくれ、原題:Will You Please Be Quiet, Please?
Sen de O’sun." - "Bana lütfen Atman'dan biraz daha söz eder misin?" - "Peki..“我们(辉格党)出局了”帕莫斯顿写到,“立即把这个事情告诉梅特涅,他会很高兴的”。
Sen de O’sun." - "Bana lütfen Atman'dan biraz daha söz eder misin?" - "Peki..באחד הימים עולה בגורלו של אוליבר לבקש מנה נוספת של דייסה ("בבקשה אדוני, אני רוצה עוד").
Sen de O’sun." - "Bana lütfen Atman'dan biraz daha söz eder misin?" - "Peki..В "Ние сме семейство — а сега ми донеси вода!" работи като асистент на Хана, а понякога е и неин шофьор.
Sen de O’sun." - "Bana lütfen Atman'dan biraz daha söz eder misin?" - "Peki..Išeina, grįžta: „Na, ką pasakysi?“ – „Labai gerai, bet pirmasis solo buvo geresnis“. – „Geresnis?
Sen de O’sun." - "Bana lütfen Atman'dan biraz daha söz eder misin?" - "Peki..Meeles pea, et tulen : "Veel seisab vana õunapuu..." / M. Hansen ; sõn.: K. Kersten ; tlk.
1'den 6'ya kadar numaralandırılmış iki tane 6 yüzeyli zarı çift atmanın olasılığını bulalım. .. Encontre a probabilidade de obter duplos em dois dados de seis faces, numerados de 1 a 6.
1'den 6'ya kadar numaralandırılmış iki tane 6 yüzeyli zarı çift atmanın olasılığını bulalım. .六面サイコロを2個振って、同じ値が出る確率を求めなさい。 では、考えてみましょう。
Ağlayan çocuğa bir tokat da senin atman demek bu.C'est comme mettre une claque au visage d'un gamin en pleurs.
Ağlayan çocuğa bir tokat da senin atman demek bu.Das ist als, ob du ein weinendes Kind ohrfeigen würdest.
Ağlayan çocuğa bir tokat da senin atman demek bu.Dat is zoiets als het meppen in het gezicht van een huilend kind.
Ağlayan çocuğa bir tokat da senin atman demek bu.Det är som att örfila ansiktet av ett gårtande unge.
Ağlayan çocuğa bir tokat da senin atman demek bu.E' come dare uno schiaffo a un bambino che sta già piangendo.
Ağlayan çocuğa bir tokat da senin atman demek bu.Itu seperti menampar anak kecil yang sedang menangis.
Ağlayan çocuğa bir tokat da senin atman demek bu.Je to ako dať facku plačúcemu dieťaťu.
Ağlayan çocuğa bir tokat da senin atman demek bu.Thật chẳng khác nào tát vào mặt đứa trẻ đang khóc.
Ağlayan çocuğa bir tokat da senin atman demek bu.To jak bicie w twarz płaczącego dziecka!
Ağlayan çocuğa bir tokat da senin atman demek bu.Все равно что ударить плачущего ребенка.
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir:하지만 1단계를 시작하지 않으면 절대로 3단계를 시작할 수 없어요
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir:Aber man kann den dritten Schritt nicht beginnen, bevor man den ersten Schritt gemacht hat:
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir:Ale nikdy se nedostanete do bodu tři, dokud nevykročíte bodem jedna:
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir:A nezačnete na treťom kroku, kým neurobíte najprv prvý krok:
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir:Dar nu ajungi să faci pasul trei, până n-ai făcut pasul unu mai întâi:
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir:De nem kell a harmadik lépésre lépned, amig meg nem léped meg az elsőt:
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir:Maar je komt pas toe aan stap drie, na het nemen van de eerste stap:
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir:Mas não podem começar no terceiro passo, sem passarem pelo primeiro:
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir:Men du får inte börja på steg tre, innan du tagit steg ett först:
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir:Men du kan ikke starte på trin tre, før du tager trin et først:
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir:Nhưng bạn không thể bắt đầu bước thứ ba, trước khi bạn bắt đầu bước một:
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir:Pero no llegas a comenzar el tercer paso, si primero no tomas el primero:
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir: "Yapabilirim."Ale nie dojdziesz to trzeciego etapu zanim nie przejdziesz przez pierwszy: potrafię.
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir: "Yapabilirim."Ampak ne moreš začeti s tretjim korakom, dokler ne storiš prvega koraka: zmorem.
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir: "Yapabilirim."Mais vous ne pouvez pas commencer la troisième étape, sans avoir franchi le premier pas: je peux le faire.
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir: "Yapabilirim."Ma non è possibile iniziare col passo numero tre senza aver fatto il primo passo: posso farcela.
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir: "Yapabilirim."Tapi Anda tidak memulai di langkah ketiga, sampai Anda mengambil langkah pertama dulu: saya bisa.
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir: "Yapabilirim."Но не можеш да стигнеш до третата стъпка, преди да направиш първата: мога.
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir:Αλλά δεν μπορείς να ξεκινάς από το τρίτο βήμα, πρώτα πρέπει να κάνεις το πρώτο βήμα:
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir:Але ти не розпочнеш третього етапу, доки не подолаєш перший:
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir:Но нельзя начать с третьего, пока не пройдешь первый этап:
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir:אפילו אם הדברים האלה משתנים כל הזמן.
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir:ولكنك لا يمكنك أن تبدأ في الخطوة الثالثة ، حتى يمكنك اتخاذ الخطوة الاولى : وهي قولك أستطيع.
Ancak üçüncü adıma geçmeniz için, birinci adımı atmanız gerekir:ステップ1の「私にはできる」を 乗り越える必要があります
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.Aika on etsiä ja aika kadottaa. Aika on säilyttää ja aika viskata pois.
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.å søke har sin tid og å tape har sin tid; å gjemme har sin tid og å kaste bort har sin tid;
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.čas hľadaniu a čas trateniu, čas chráneniu a čas odhadzovaniu,
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.Čas hledání a čas ztracení, čas chování a čas zavržení;
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.čas iskanja in čas izgubljanja, čas spravljanja in čas zametanja,
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.có kỳ tìm , và có kỳ mất ; có kỳ giữ lấy , và có kỳ ném bỏ ;
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.có kỳ tìm, và có kỳ mất; có kỳ giữ lấy, và có kỳ ném bỏ;
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.Czas szukania, i czas stracenia; czas chowania, i czas odrzucenia;
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.eje [van] a keresésnek és ideje a vesztésnek; ideje a megõrzésnek és ideje az eldobásnak.
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.찾을 때가 있고 잃을 때가 있으며 지킬 때가 있고 버릴 때가 있으며
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.Söka upp har sin tid, och tappa bort har sin tid. Förvara har sin tid, och kasta bort har sin tid.
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.suchen und verlieren, behalten und wegwerfen,
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.tempo de buscar, e tempo de perder; tempo de guardar, e tempo de deitar fora;