atmıyor ile cümle
atmıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bir çok kişi ellerinde tek kalan bu şişeyi gazeteci için açma zahmetine girmiyor, can atmıyor.ワインをあけてくれる人はあまりいません なので 私はこのワインはあきらめようとしていたんです
Birinci yeşil bilyeyi çektikten sonra rengine bakıp torbaya geri atmıyorsunuz.첫 번째 초록색 구슬을 꺼낸 후, 본 뒤, 다시 자루 속으로 넣지 않습니다.
Birinci yeşil bilyeyi çektikten sonra rengine bakıp torbaya geri atmıyorsunuz.Neberete ji ven, díváte se na ni a pak ji zase vracíte.
Birinci yeşil bilyeyi çektikten sonra rengine bakıp torbaya geri atmıyorsunuz.Non estrai la prima biglia verde, la guardi, e la rimetti nel sacchetto.
Birinci yeşil bilyeyi çektikten sonra rengine bakıp torbaya geri atmıyorsunuz.Vi lægger den jo ikke ned i posen igen bagefter.
Birinci yeşil bilyeyi çektikten sonra rengine bakıp torbaya geri atmıyorsunuz.Ви ж не просто витягаєте його, дивитесь на нього й кладете його назад. Ні.
Birinci yeşil bilyeyi çektikten sonra rengine bakıp torbaya geri atmıyorsunuz.Него не го изваждаме, поглеждаме го и го връщаме обратно в торбата.
Birinci yeşil bilyeyi çektikten sonra rengine bakıp torbaya geri atmıyorsunuz.אתה לא מוציא את הגולה הראשונה, מסתכל עליה ומחזיר אותה לשק.
Birinci yeşil bilyeyi çektikten sonra rengine bakıp torbaya geri atmıyorsunuz.だから2回目に取り出す時、袋の中の緑のビー玉の数は
Bugün, bir insanın ölüp ölmediğine sadece kalbinin atıp atmıyor olmasına bakarak karar veremiyoruz.В днешно време можем да решим, че човек е умрял, ако видим, че сърцето му е спряло.
Bugün, bir insanın ölüp ölmediğine sadece kalbinin atıp atmıyor olmasına bakarak karar veremiyoruz.心臓が止まっているかどうかだけでは判断できない 代わりに、ある脳の重要な部位を観察する
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Daarom loop ik niet zomaar wat in het wilde weg en ik sta ook niet in de lucht te boksen.
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Én azért úgy futok, mint nem bizonytalanra; úgy viaskodom, mint a ki nem levegõt vagdos;
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Ich laufe aber also, nicht als aufs Ungewisse; ich fechte also, nicht als der in die Luft streicht;
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Io dunque corro, ma non come chi è senza mèta; faccio il pugilato, ma non come chi batte l'aria
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Ja tedy tak bieżę, nie jako na niepewne; tak szermuję, nie jako wiatr bijąc.
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Jeg løber derfor ikke som på det uvisse jeg fægter som en, der ikke slår i Luften;
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Jeg løper da ikke som på det uvisse; jeg fekter ikke som en som slår i været;
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.그러므로 내가 달음질하기를 향방 없는것 같이 아니하고 싸우기를 허공을 치는 것 같이 아니하여
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Minä en siis juokse umpimähkään, en taistele niinkuin ilmaan hosuen,
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Moi donc, je cours, non pas comme à l`aventure; je frappe, non pas comme battant l`air.
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Pois eu assim corro, não como indeciso; assim combato, não como batendo no ar.
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Por eso yo corro así, no como a la ventura; peleo así, no como quien golpea al aire
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Protož já tak běžím, ne jako v nejistotu, tak bojuji, ne jako vítr rozrážeje,
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Vậy thì, tôi chạy, chẳng phải là chạy bá vơ; tôi đánh, chẳng phải là đánh gió;
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Vậy_thì , tôi chạy , chẳng phải là chạy bá_vơ ; tôi đánh , chẳng phải là đánh_gió ;
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.Εγω λοιπον ουτω τρεχω, ουχι ως αβεβαιως, ουτω πυγμαχω, ουχι ως κτυπων τον αερα,
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.бючи.
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.И потому я бегу не так, как на неверное, бьюсь не так, чтобы только бить воздух;
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.לכן הנני רץ לא כמו בחשכה הנני נלחם לא כהולם רוח׃
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.اذا انا اركض هكذا كانه ليس عن غير يقين. هكذا اضارب كاني لا اضرب الهواء.
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.所 以 我 奔 跑 、 不 像 無 定 向 的 . 我 鬥 拳 、 不 像 打 空 氣 的
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.所以 我 奔跑 、 不像無 定向 的 . 我 鬥拳 、 不 像 打 空氣的
Ha Ni hala keyifsiz mi? Odasından dışarı adım atmıyor, doğru dürüst de bir şey yemiyor.하니는 아직도 그러고있어요?
" Japonlar yeşil çaylarına şeker atmıyor olabilirler."că japonezii nu pun zahăr în ceaiul verde."
" Japonlar yeşil çaylarına şeker atmıyor olabilirler."che i giapponesi non mettono lo zucchero nel loro tè verde.
" Japonlar yeşil çaylarına şeker atmıyor olabilirler."daß die Japaner ihren grünen Tee nicht mit Zucker trinken.
" Japonlar yeşil çaylarına şeker atmıyor olabilirler."hogy a Japánok nem tesznek cukrot a zöld teába.
" Japonlar yeşil çaylarına şeker atmıyor olabilirler."Ik begrijp dat de Japanners geen suiker in hun groene thee doen.
" Japonlar yeşil çaylarına şeker atmıyor olabilirler."일본에선 녹차에 설탕을 넣지 않는 것 알아요,
" Japonlar yeşil çaylarına şeker atmıyor olabilirler."que los japoneses no le ponen azúcar al té verde."
" Japonlar yeşil çaylarına şeker atmıyor olabilirler."que os japoneses não põem açúcar no chá verde,
" Japonlar yeşil çaylarına şeker atmıyor olabilirler."rằng người Nhật Bản không cho đường vào trà xanh xủa họ.
" Japonlar yeşil çaylarına şeker atmıyor olabilirler."že Japonci si nedávajú cukor do svojho zeleného čaju.
" Japonlar yeşil çaylarına şeker atmıyor olabilirler."ότι οι Ιάπωνες δεν βάζουν ζάχαρη στο πράσινο τσάι τους.
" Japonlar yeşil çaylarına şeker atmıyor olabilirler."че японците не слагат захар в своя зелен чай.
" Japonlar yeşil çaylarına şeker atmıyor olabilirler."שהיפנים אינם שמים סוכר בתה הירוק שלהם.
" Japonlar yeşil çaylarına şeker atmıyor olabilirler.انا اعي ان اليابانيون لا يضعون السكر مع الشاي الاخضر
" Japonlar yeşil çaylarına şeker atmıyor olabilirler.わたくしは
Kardeşim Hamid roket atmıyordu, futbol oynuyordu!Adikku Hamid sedang bermain sepak bola, tidak meluncurkan roket.
Kardeşim Hamid roket atmıyordu, futbol oynuyordu!Mein Bruder Hamid spielte Fußball und schoss keine Raketen.
Kardeşim Hamid roket atmıyordu, futbol oynuyordu!Mijn broer Hamid was aan het voetballen, niet lanceren van een raket.
Kardeşim Hamid roket atmıyordu, futbol oynuyordu!Min bror Hamid spelade fotboll, han sköt ingen en raket.
Kardeşim Hamid roket atmıyordu, futbol oynuyordu!Mio fratello Hamid stava giocando a calcio e non lanciando razzi.
Kardeşim Hamid roket atmıyordu, futbol oynuyordu!Mój brat Hamid grał w piłkę, nie odpalał żadnej rakiety."
Kardeşim Hamid roket atmıyordu, futbol oynuyordu!Moj brat Hamid je igral nogomet, ni izstreljeval raket.
Kardeşim Hamid roket atmıyordu, futbol oynuyordu!Mon frère Hamid jouait au football, pas à tiré des roquettes.
Kardeşim Hamid roket atmıyordu, futbol oynuyordu!كان أخي حميد يلعب الكرة، ولم يكن يُطلق أي صواريخ.
Kar topunu birbirlerine atmıyorlar; ama zaten oyuncu olmanın temel unsurlarından biri budur.De kaster dem ikke efter hinanden, men dette er fundamentalt ved at være legesyg.
Kar topunu birbirlerine atmıyorlar; ama zaten oyuncu olmanın temel unsurlarından biri budur.En -- ze gooien ze niet naar elkaar, maar dit is een fundamenteel deel van speelsheid.