atmıyor ile cümle
atmıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu yıl Noel için can atmıyorum.I'm not looking forward to Christmas this year.
Bak! O dükkan az önce açıldı! Neden bir göz atmıyoruz?Look! That shop's just opened! Why not take a look?
Aman Allahım. Banyoyu temizlemeye can atmıyorum.Oh God. I'm not looking forward to cleaning the bathroom.
Neden bir göz atmıyoruz?Why don't we take a look?
Neden gidip bir göz atmıyorsun?Why don't you go and have a look?
Neden bu verilere bir göz atmıyorsun?Why don't you take a look at this data?
Ben bir şey atmıyorum.I'm not throwing anything away.
Biz bunu atmıyoruz.We're not throwing it away.
Kendimi riske atmıyorum.I'm not taking any chances.
Banyoyu temizlemeye can atmıyorum.I'm not looking forward to cleaning the bathroom.
Bahçenin otlarını temizlemeye can atmıyorum.I'm not looking forward to weeding the garden.
Palavra atmıyorum.I'm not bragging.
Tom'u görmeye can atmıyorum.I'm not looking forward to seeing Tom.
Hiçbir şekilde geri adım atmıyorum.I'm not giving an inch.
Kendimizi riske atmıyoruz.We're not taking any chances.
Tom buna hiç can atmıyor.Tom isn't looking forward to it at all.
Neden yazı tura atmıyoruz?Why don't we flip a coin?
Çığlık atmıyorum!I do not scream!
Sami çığlık atmıyordu.Sami wasn't screaming.
Sami artık Leyla'ya mesaj atmıyordu.Sami didn't text Layla anymore.
Neden her seferinde bir adım atmıyoruz?Why don't we take it one step at a time?
Neden onu atmıyoruz?Why don't we throw it away?
Kimse onun ölümüyle ilgili sana suç atmıyor.No one blames you for his death.
Ancak bu adam ölü değil. Nabzı yok, nefes almıyor, kalbi de atmıyor.He's no pulse, he's not breathing, and heart is not beating at all.
Kar topunu birbirlerine atmıyorlar; ama zaten oyuncu olmanın temel unsurlarından biri budur.And -- they don't throw it at each other, but this is a fundamental part of being playful.
Birinci yeşil bilyeyi çektikten sonra rengine bakıp torbaya geri atmıyorsunuz.You don't take that first green marble out, look at it, and put it back in the bag.
Benim düşüncem ise, neden kafayı kesip atmıyoruz?Of the human race?
Kardeşim Hamid roket atmıyordu, futbol oynuyordu!My brother Hamid was playing football, not launching a rocket.
Ne kadar temizleseler de ki onları temizleyen insanlara asla çamur atmıyorum.As far as cleaning them ... I don't mean to cast any aspersion on people cleaning birds.
Suçu sana atmıyorum...I'm not throwing it back...
Odasından dışarı adım atmıyor, doğru dürüst de bir şey yemiyor.She won't move an inch from her room and she'll barely eat anything.
Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.I therefore run like that, as not uncertainly. I fight like that, as not beating the air,
Attığın zaman da sen atmıyordun; ALLAH atıyordu.And it was not you who launched when you launched, but it was God who launched.
Onları siz öldürmediniz, fakat ALLAH öldürdü. Attığın zaman da sen atmıyordun; ALLAH atıyordu.It was not you who killed them, but Allah slew them, neither was it you who threw at them.
Dünyanın bir numaralı kayakçılarından biri olmasına karşın, diğerleri gibi hava atmıyor.He is one of the top skiers in the world but does not show off like others.
Ancak bu adam ölü değil. Nabzı yok, nefes almıyor, kalbi de atmıyor.Без пулс, без дишане, а и сърцето му въобще не бие.
Ancak bu adam ölü değil. Nabzı yok, nefes almıyor, kalbi de atmıyor.しかしこの患者は間もなく目覚め
" Anlıyorum, " dedim, " Japonlar yeşil çaylarına şeker atmıyor olabilirler.Chápu, že Japonci nesladí SVŮJ zelený čaj.
" Anlıyorum, " dedim, " Japonlar yeşil çaylarına şeker atmıyor olabilirler.J'ai dit "Je comprends, que les japonais ne mettent pas de sucre dans leur thé vert.
" Anlıyorum, " dedim, " Japonlar yeşil çaylarına şeker atmıyor olabilirler."Vihreään teehen ei laiteta sokeria."
" Anlıyorum, " dedim, " Japonlar yeşil çaylarına şeker atmıyor olabilirler."Zdaję sobie sprawę" - powiedziałam - "z tego, że Japończycy nie słodzą zielonej herbaty.
" Anlıyorum, " dedim, " Japonlar yeşil çaylarına şeker atmıyor olabilirler."Я розумію, - відповіла я, - що японці п"ють зелений чай без цукру.
Benim düşüncem ise, neden kafayı kesip atmıyoruz?Поэтому я думаю, что нужно срубить голову.
Bir çok kişi ellerinde tek kalan bu şişeyi gazeteci için açma zahmetine girmiyor, can atmıyor.Bukan berarti banyak orang mencari tahu sisa satu botolnya untuk seorang wartawan.
Bir çok kişi ellerinde tek kalan bu şişeyi gazeteci için açma zahmetine girmiyor, can atmıyor.Ikke så mange mennesker søger efter en mulighed for at åbne deres sidste flaske for en journalist.
Bir çok kişi ellerinde tek kalan bu şişeyi gazeteci için açma zahmetine girmiyor, can atmıyor.Il n'y a pas beaucoup de gens qui ont envie d'ouvrir leur unique bouteille pour un journaliste.
Bir çok kişi ellerinde tek kalan bu şişeyi gazeteci için açma zahmetine girmiyor, can atmıyor.In ni prav veliko ljudi, ki bi hoteli novinarju odpreti njihovo zadnjo steklenico.
Bir çok kişi ellerinde tek kalan bu şişeyi gazeteci için açma zahmetine girmiyor, can atmıyor.기자 한 명을 위해 그런 귀한 와인을 내줄 사람은 없었습니다.
Bir çok kişi ellerinde tek kalan bu şişeyi gazeteci için açma zahmetine girmiyor, can atmıyor.Não há muitas pessoas a quererem abrir a sua última garrafa para um jornalista.
Bir çok kişi ellerinde tek kalan bu şişeyi gazeteci için açma zahmetine girmiyor, can atmıyor.Nem mondhatnám, hogy sokan szeretnék kibontani egyetlen palack borukat egy újságírónak.
Bir çok kişi ellerinde tek kalan bu şişeyi gazeteci için açma zahmetine girmiyor, can atmıyor.Není moc lidí, co by chtěli otevřít jejich poslední lahev pro novináře.
Bir çok kişi ellerinde tek kalan bu şişeyi gazeteci için açma zahmetine girmiyor, can atmıyor.Niet veel mensen zijn bereid hun laatste overgebleven fles open te maken voor een journalist.
Bir çok kişi ellerinde tek kalan bu şişeyi gazeteci için açma zahmetine girmiyor, can atmıyor.Niewielu ludzi zgodziłoby się otworzyć swoją ostatnią butelkę na życzenie dziennikarza.
Bir çok kişi ellerinde tek kalan bu şişeyi gazeteci için açma zahmetine girmiyor, can atmıyor.No mucha gente tiene pensado descorchar... ...su única botella a un periodista.
Bir çok kişi ellerinde tek kalan bu şişeyi gazeteci için açma zahmetine girmiyor, can atmıyor.Puţini oameni sunt de acord să deschidă ultima sticlă pentru un jurnalist.
Bir çok kişi ellerinde tek kalan bu şişeyi gazeteci için açma zahmetine girmiyor, can atmıyor.Rất khó tìm được người sẵn lòng bật mở chai duy nhất còn lại của họ cho một nhà báo đâu.
Bir çok kişi ellerinde tek kalan bu şişeyi gazeteci için açma zahmetine girmiyor, can atmıyor.Немногие захотят откупорить последнюю оставшуюся бутылку для журналиста.
Bir çok kişi ellerinde tek kalan bu şişeyi gazeteci için açma zahmetine girmiyor, can atmıyor.Не че много хора са склонни да отпушат единствената си останала бутилка заради един журналист.
Bir çok kişi ellerinde tek kalan bu şişeyi gazeteci için açma zahmetine girmiyor, can atmıyor.לא שכל כך הרבה אנשים שמחים לפתוח את הבקבוק האחרון שלהם עבור עיתונאי.
Bir çok kişi ellerinde tek kalan bu şişeyi gazeteci için açma zahmetine girmiyor, can atmıyor.ليس هناك الكثبر من الناس الذين يتطلعون الى فتح زجاجة النبيذ الوحيدة المتبقية لديهم لصحفي