Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.Esta persona está saliendo escondida de una puerta, escapando, evadiendo.
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.Esta pessoa está a espreitar fora da porta, escapando-se, fugindo.
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.Ez a személy kisettenkedik az ajtón: "menekül, kitér".
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.이 사람은 문 사이로 빠져나가네요. '도망치는' 겁니다. 피하는 겁니다. [번쩍일 섬]
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak."Người" này đã trốn ra khỏi cái cửa, trốn thoát, "lẩn trốn"
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.Orang ini menyelinap keluar dari pintu, melarikan diri.
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.Questa persona sta sgattaiolando fuori da una porta, scappare, evadere.
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.Ta človek se tihotapi skozi vrata. Pobegniti, izogniti se.
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.Tämä ihminen hiippailee ovesta, paeta, väistää.
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.Ta osoba wymyka się przez drzwi, "uciekać", "unikać".
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.Táto osoba sa zakráda cez dvere, je to ÚNIK alebo VYHÝBANIE SA.
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.Tenhle člověk se krade ze dveří, UTÍKÁ, PRCHÁ.
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.Το άτομο αυτό βγαίνει κρυφά από την πόρτα, δραπετεύει, προσπαθεί να αποφύγει κάποιον.
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.Този човек се измъква през вратата, бягство, избягване.
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.Ця людина хоче вислизнути з приміщення через двері - "втікати, уникати".
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.Этот человек ускользает из дома, исчезает, убегает.
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.האדם הזה מתגנב החוצה דרך הדלת, בורח, מתחמק.
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.هذا الشخص يتسلل عبر الباب، مما يعني فرار، تهرب
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.逃げ隠れしようとしています 左には1人の女性
Bunu atlatmak biraz daha kolay hale gelsin diye. Buradaki insanlar kendimi öldürmek istediğimi düşünüyorlar.Ik wou het mezelf wat gemakkelijker maken. hier zijn ze van mening dat ik zelfmoord wilde plegen.
Bunu atlatmak biraz daha kolay hale gelsin diye.Chcela som len, aby mi bolo... trochu ľahšie.
Bunu atlatmak biraz daha kolay hale gelsin diye.Chtěla jsem jen, aby mi bylo... trochu lépe.
Bunu atlatmak biraz daha kolay hale gelsin diye.Volevo solo semplificarmi un po' le cose.
Bunu atlatmak biraz daha kolay hale gelsin diye.Исках само да ме облекчат.
Bunu yapmaya devam ederiz. Aslında yaptığımız köşegen üzerinden atlatmak.Můžeme to tak dělat, ale v podstatě to jen prohazujeme přes diagonálu.
Doğru. Ah, çok üzücü! Neden bu kadar güzel bir yaşta bunları atlatmak zorundalar?그래
Engelleri aşmak için, sorunu atlatmak için, diğer tarafta ne olduğunu görmek için.다른 쪽에 무엇이 있는지 바라볼 수 만 있다면 그 후에 올 성공은 찬란할 것이라는 것을 알아야만 합니다.
Engelleri aşmak için, sorunu atlatmak için, diğer tarafta ne olduğunu görmek için.לעבור דרך המכשול, לעבור דרך הבעיה, כדי לראות מה יש בצד השני.
Engelleri aşmak için, sorunu atlatmak için, diğer tarafta ne olduğunu görmek için.هذا العائق لكي نمر من خلال مشاكلنا لي نرى جمالية الطرف الاخر
Engelleri aşmak için, sorunu atlatmak için, diğer tarafta ne olduğunu görmek için.待っていると思い出すべきなのです これが私たちの側でやっていることです
Neden bu kadar güzel bir yaşta bunları atlatmak zorundalar?Kenapa mereka harus melewatkan semua ini di usia yang indah seperti ini.
Neden bu kadar güzel bir yaşta bunları atlatmak zorundalar?Muszą przechodzić przez takie stresujace okresy w tak młodym wieku
Neden bu kadar güzel bir yaşta bunları atlatmak zorundalar?Perché devono passare tutto questo a un'età così bella?
Neden bu kadar güzel bir yaşta bunları atlatmak zorundalar?Pourquoi ils doivent passer par là à un si bel âge.
Neden bu kadar güzel bir yaşta bunları atlatmak zorundalar?Prečo si musia prejsť takými vecami v takom krásnom veku?
Neden bu kadar güzel bir yaşta bunları atlatmak zorundalar?Sao chúng phải trải qua tất cả những thứ này ở cái tuổi đẹp đẽ vậy.
Neden bu kadar güzel bir yaşta bunları atlatmak zorundalar?Varför måste de gå igenom allt detta i en sådan vacker ålder.
Neden bu kadar güzel bir yaşta bunları atlatmak zorundalar?Waarom moeten we hier allemaal doorheen gaan op zo'n mooie leeftijd.
Neden bu kadar güzel bir yaşta bunları atlatmak zorundalar?Warum müssen sie als das in diesem schönen Alter durchmachen.
Neden bu kadar güzel bir yaşta bunları atlatmak zorundalar?Γιατί να περάσουν όλα αυτά σε τέτοια όμορφη ηλικία.
Neden bu kadar güzel bir yaşta bunları atlatmak zorundalar?Защо трябва да преминават през всичко това в най-прекрасните си години.
Neden bu kadar güzel bir yaşta bunları atlatmak zorundalar?Почему в таком прекрасном возрасте им приходится все это переживать.
O da atlatmak için şaşırdım.Bil je preveč čudil, da dodge.
O da atlatmak için şaşırdım.Bol príliš ohromený, aby sa vyhol.
O da atlatmak için şaşırdım.Byl příliš ohromen, aby se vyhnul.
O da atlatmak için şaşırdım.Był zbyt zaskoczony, aby unik.
O da atlatmak için şaşırdım.Dia terlalu kagum untuk menghindar.
O da atlatmak için şaşırdım.Ele estava muito espantado se esquivar.
O da atlatmak için şaşırdım.El era prea uimit pentru a se eschiva.
O da atlatmak için şaşırdım.Era troppo stupito per schivare.
O da atlatmak için şaşırdım.Er war zu überrascht, um auszuweichen.
O da atlatmak için şaşırdım.Hän oli liian hämmästynyt väistää.
O da atlatmak için şaşırdım.Han var för förvånad för att smita undan.
O da atlatmak için şaşırdım.Hij was te verbaasd om te ontwijken.
O da atlatmak için şaşırdım.Il était trop étonné pour esquiver.
O da atlatmak için şaşırdım.그는 너무 속이기 놀랐다.
O da atlatmak için şaşırdım.Ông đã quá ngạc nhiên để né tránh.
O da atlatmak için şaşırdım.Se asombró también de esquivar.
O da atlatmak için şaşırdım.Túlságosan csodálkoztam, hogy kikerülje.
O da atlatmak için şaşırdım.Whizzはそれが来て、溝に裸のつま先からricochetted。