Soğuk algınlığımı atlatmak uzun zamanımı alacak.It'll take me a long time to get over my cold.
Ona laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan daha zor.Giving advice to him is like talking to a brick wall.
Soğuk algınlığımı atlatmak bir haftamı aldı.It took me a week to get over my cold.
Üşütmemi atlatmak bir aydan daha fazla sürdü fakat şimdi iyiyim.It took more than a month to get over my cold, but I'm OK now.
Sadece onu atlatmak istiyorum.I just want to get over it.
Cahile laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan güçtür.You can't reason with someone who is unreasonable.
Soğuk algınlığını atlatmak için en iyi yol nedir?What's the best way to get over a cold?
Hükümlülerin yaklaşık %60'ı doğrudan inceleme prosedürünü eksiksiz atlatmaktadır.About 60 percent survive the process of direct review intact.
Zaten taraflar rakiplerini atlatmak yerine sık sık durarak birbirlerinin sorunlarıyla ilgilenirler.To avoid competing against each other the sisters often split the events.
Bunu atlatmak biraz daha kolay hale gelsin diye.I just wanted to make it a little easier on myself.
O da atlatmak için şaşırdım.He was too amazed to dodge.
Bu arkadaş da çubuğun üzerinden atlatmak istiyor. -And a guy wants to jump over the bar.
Neden bu kadar güzel bir yaşta bunları atlatmak zorundalar?Why must they go through all of this at such a beautiful age?
Aslında yaptığımız köşegen üzerinden atlatmak.But essentially you're just flipping over the diagonal.
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.This person is sneaking out of a door, escaping, evading.
Zaten taraflar rakiplerini atlatmak yerine sık sık durarak birbirlerinin sorunlarıyla ilgilenirler.Voordat de paring plaatsvindt, vechten rivaliserende mannetjes vaak door tegen elkaar te beuken.
Felci atlatmak için uzun yıllar tedavi görmüş, kısmen iyileşmiştir.Провів багато років за кордоном, в основному для лікування.
Hükümlülerin yaklaşık %60'ı doğrudan inceleme prosedürünü eksiksiz atlatmaktadır.Peste 60% din pedepsele date de judecători sunt condamnări cu suspendare.
Maria Christina ise ekonomi sıkıntıları atlatmak için liberal muhalefetten destek aramaya karar verdi.Maria Christina lalu tergerak untuk meredam rasa keberatannya.
Hükümlülerin yaklaşık %60'ı doğrudan inceleme prosedürünü eksiksiz atlatmaktadır.Vendar pa pri 60 % primerov vzrok ostane neodkrit.
Ah, çok üzücü! Neden bu kadar güzel bir yaşta bunları atlatmak zorundalar?De ce trebuie sa treaca prin atatea la o varsta atat de frumoasa.
Ah, çok üzücü! Neden bu kadar güzel bir yaşta bunları atlatmak zorundalar?.או זה כה עצוב! למה הם צריכים לעבור את כל זה בגיל כזה צעיר
Ah, çok üzücü! Neden bu kadar güzel bir yaşta bunları atlatmak zorundalar?آه هذا حزين جدا! لماذا يجب عليهم أن يمروا بكل ذلك بهذا العمر الجميل
Ah, çok üzücü! Neden bu kadar güzel bir yaşta bunları atlatmak zorundalar?おいっ 君はその歳で 嫁いで来たんだぞ お前~
Aslında yaptığımız köşegen üzerinden atlatmak.Ale to w zasadzie jest odbicie względem diagonali.
Aslında yaptığımız köşegen üzerinden atlatmak.Dar în esență, nu facem altceva decât să răsturnăm elementele peste diagonală.
Aslında yaptığımız köşegen üzerinden atlatmak.기본적으로 이 대각선축을 뒤집는 것을 계속합니다.
Aslında yaptığımız köşegen üzerinden atlatmak. Şimdi bakalım.Wenn diese Zahl auf diese Position gesetzt wird geht sie dort hin
Aslında yaptığımız köşegen üzerinden atlatmak. Şimdi bakalım.Y te queda 1 por 2, menos 0 por 0.
Aslında yaptığımız köşegen üzerinden atlatmak.لكن من الضروري ان تقوم بالقلب على القطر
Aslında yaptığımız köşegen üzerinden atlatmak.では続けます。
Bilirsiniz, bazı insanlar eğitim yönetimlerini değiştirmenin deveye hendek atlatmaktan zor olduğunu söylerler.Alcuni sostengono che cambiare l'amministrazione dell'istruzione è come spostare cimiteri.
Bilirsiniz, bazı insanlar eğitim yönetimlerini değiştirmenin deveye hendek atlatmaktan zor olduğunu söylerler.Algumas pessoas argumentam que mudar a administração educativa é como mudar cemitérios.
Bilirsiniz, bazı insanlar eğitim yönetimlerini değiştirmenin deveye hendek atlatmaktan zor olduğunu söylerler.Certains disent que changer l'administration de l'éducation est comme faire déplacer des cimetières.
Bilirsiniz, bazı insanlar eğitim yönetimlerini değiştirmenin deveye hendek atlatmaktan zor olduğunu söylerler.어떤 이들은 주장하기를 교육 행정을 바꾸는 것은 묘지를 옮기는 것과 같다고 합니다.
Bilirsiniz, bazı insanlar eğitim yönetimlerini değiştirmenin deveye hendek atlatmaktan zor olduğunu söylerler.Manche Leute behaupten, dass die Veränderung der Bildungsverwaltung dem Verlegen eines Friedhofs ähnelt.
Bilirsiniz, bazı insanlar eğitim yönetimlerini değiştirmenin deveye hendek atlatmaktan zor olduğunu söylerler.Một số người tranh luận rằng thay đổi quản lý giáo dục như là di dời nghĩa trang.
Bilirsiniz, bazı insanlar eğitim yönetimlerini değiştirmenin deveye hendek atlatmaktan zor olduğunu söylerler.Někteří lidé mají za to, že měnit administrativu vzdělávacích systémů je jako hýbat s hroby.
Bilirsiniz, bazı insanlar eğitim yönetimlerini değiştirmenin deveye hendek atlatmaktan zor olduğunu söylerler.Niektórzy twierdzą, że próbować zmienić administracyjnie oświatę, to jak próbować ożywić cmentarz.
Bilirsiniz, bazı insanlar eğitim yönetimlerini değiştirmenin deveye hendek atlatmaktan zor olduğunu söylerler.Ni vet, vissa personer säger att: att ändra på utbildningssystem är som att flytta på kyrkogårdar.
Bilirsiniz, bazı insanlar eğitim yönetimlerini değiştirmenin deveye hendek atlatmaktan zor olduğunu söylerler.Sommige mensen beweren dat wijzigen van het educatieve beheer lijkt op het verhuizen van begraafplaatsen.
Bilirsiniz, bazı insanlar eğitim yönetimlerini değiştirmenin deveye hendek atlatmaktan zor olduğunu söylerler.Știți, unii susțin că schimbarea administrației învățământului este ca și cum ai muta un cimitir.
Bilirsiniz, bazı insanlar eğitim yönetimlerini değiştirmenin deveye hendek atlatmaktan zor olduğunu söylerler.Tudják, sokan azzal érvelnek, hogy az oktatásirányítás megváltoztatása olyan, mint a temetők felszámolása.
Bilirsiniz, bazı insanlar eğitim yönetimlerini değiştirmenin deveye hendek atlatmaktan zor olduğunu söylerler.Ви знаєте, деякі люди стверджують, що змінювати управління освітою - це те ж саме, що переносити кладовища.
Bilirsiniz, bazı insanlar eğitim yönetimlerini değiştirmenin deveye hendek atlatmaktan zor olduğunu söylerler.אומרים, שלשנות את אופן ניהול החינוך הוא כמו להעביר בית-קברות:
Bilirsiniz, bazı insanlar eğitim yönetimlerini değiştirmenin deveye hendek atlatmaktan zor olduğunu söylerler.يقول بعض الأشخاص بأن تغيير الإدارة التعليمية هو كتحريك المقابر.
Bilirsiniz, bazı insanlar eğitim yönetimlerini değiştirmenin deveye hendek atlatmaktan zor olduğunu söylerler.「墓場の引っ越し」に たとえる人がいます 中にいる人に手伝ってもらえない (笑)
Bu arkadaş da çubuğun üzerinden atlatmak istiyor. -A skoczek chce ją przeskoczyć.
Bu arkadaş da çubuğun üzerinden atlatmak istiyor. -Chlapík chce skočit přes tuto laťku.
Bu arkadaş da çubuğun üzerinden atlatmak istiyor. -E um cara quer pular por cima da barra. .
Bu arkadaş da çubuğun üzerinden atlatmak istiyor. -E un ragazzo vuole saltare sopra l'asta.
Bu arkadaş da çubuğun üzerinden atlatmak istiyor. -이 봉을 뛰어넘고자 하는 사람이 하나 있습니다. 이 남자의 무게중심은 -- 대부분의 사람들의 무게중심은
Bu arkadaş da çubuğun üzerinden atlatmak istiyor. -Un gars veut sauter cette barre.
Bu arkadaş da çubuğun üzerinden atlatmak istiyor. -Човек иска да я прескочи.
Bu arkadaş da çubuğun üzerinden atlatmak istiyor. -אדם רוצה לקפוץ מעל המוט. מרכז המסה שלו - מרכז המסה של רוב האנשים
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.Această persoană o șterge pe ușă, "a scăpa", "a evada".
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.Cette personne se faufile dehors, se sauve, s'échappe.
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.Den här personen smyger ut genom en dörr, den flyr, den "undviker".
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.Deze persoon sluipt weg van de deur, hij vlucht, hij 'ontsnapt'.
Bu kişi kapıdan dışarı gizlice çıkmaya çalışıyor kaçmak, atlatmak.Diese Person schleicht sich aus der Tür. "flüchten", "ausweichen".