Sırayı atlamak için rüşvet veriyorlardı, bu uzun sırayı.Fizettek, hogy kikerülhessék a sort, a hosszú sort.
Sırayı atlamak için rüşvet veriyorlardı, bu uzun sırayı.Họ sẵn sàng trả tiền để tránh xếp hàng, hàng dài.
Sırayı atlamak için rüşvet veriyorlardı, bu uzun sırayı.Ils payaient pour passer devant tout le monde, devant la longue file d'attente.
Sırayı atlamak için rüşvet veriyorlardı, bu uzun sırayı.새치기를 하기 위해 돈을 내고 있었지요. 매우 긴 줄이었으니까요.
Sırayı atlamak için rüşvet veriyorlardı, bu uzun sırayı.Pagaban para no hacer la cola, la larga cola.
Sırayı atlamak için rüşvet veriyorlardı, bu uzun sırayı.Pagavano per saltare la coda, la lunga coda.
Sırayı atlamak için rüşvet veriyorlardı, bu uzun sırayı.Płacili, aby uniknąć kolejki, długiej kolejki.
Sırayı atlamak için rüşvet veriyorlardı, bu uzun sırayı.Plăteau pentru a nu sta la coadă, la o coadă mare.
Sırayı atlamak için rüşvet veriyorlardı, bu uzun sırayı.Podplácali, len aby sa vyhli radu, dlhému radu.
Sırayı atlamak için rüşvet veriyorlardı, bu uzun sırayı.Sie bezahlten, um in der Schlange voranzukommen, in der langen Schlange.
Sırayı atlamak için rüşvet veriyorlardı, bu uzun sırayı.Ze betaalden om de wachtrij de lange wachtrij te mogen overslaan.
Sırayı atlamak için rüşvet veriyorlardı, bu uzun sırayı.Πλήρωναν για ν' αποφύγουν την ουρά, την μεγάλη ουρά.
Sırayı atlamak için rüşvet veriyorlardı, bu uzun sırayı.Вони платили за те, щоб пройти без черги, щоб оминути довжелезну чергу.
Sırayı atlamak için rüşvet veriyorlardı, bu uzun sırayı.Они платили, чтобы проскочить очередь, длинную очередь.
Sırayı atlamak için rüşvet veriyorlardı, bu uzun sırayı.הם היו משלמים על מנת לדלג על התור, התור הארוך.
Sırayı atlamak için rüşvet veriyorlardı, bu uzun sırayı.كانوا يدفعون الرشاوي ليتخطوا الطابور، الطوابير الطويلة.
Sırayı atlamak için rüşvet veriyorlardı, bu uzun sırayı.賄賂を渡していました 彼らの要望には
Ve o elektron klor atlamak için gidiyor. klor, dıştaki sekiz elektron olacak그리고 그 전자는 염소로 뛰어갑니다. 그래서 염소는 최외각에 8개의 전자를 가질 것입니다.
Ve o elektron klor atlamak için gidiyor. klor, dıştaki sekiz elektron olacak Ayrıca kabuk, bir elektronAlles in de eerste groep heeft één elektron in zijn buitenste orbitaal.
Ve o elektron klor atlamak için gidiyor. klor, dıştaki sekiz elektron olacakUnd dieses Elektron wird zu Chlor, springen und dann Chlor hat acht Elektronen in der äußersten
Ve o elektron klor atlamak için gidiyor. klor, dıştaki sekiz elektron olacakY ese electrón va a saltar al cloro y entonces cloro tendrá ocho electrones en su exterior
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi?BG: Anstatt aus einem Flugzeug zu springen?
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi?BG: A repülőgépről való ugrás helyett, igaz?
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi?BG: Čiže namiesto zoskoku z lietadla, je tak?
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi?BG: Deci în loc să sari din avion, nu?
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi?BG: Em vez de saltar de um avião?
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi?BG: En lugar de saltar de un avión, ¿no?
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi?BG: In plaats van uit een vliegtuig te springen?
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi?BG: Invece di saltare da un aereo, giusto?
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi?BG: 비행기에서 뛰어내리는 대신에 말이죠?
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi?BG : Plutôt que de sauter d'un avion?
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi?BG: Sebagai ganti melompat dari pesawat, bukan?
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi?BG: Takže namísto skákání z letadla, ano?
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi?BG: Zamiast skakania z samolotu?
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi? Evet, kalkış amacıyla ama belirli bir hızla birlikte.Ja, det slutliga målet är att starta från marken, och ha fart från början.
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi?- Thay vì nhảy ra khỏi máy bay đúng không?
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi?Μπ. Τζ.: Αντί να πηδάς από αεροπλάνο;
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi?БГ: Вместо того чтобы прыгать с самолета, да?
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi?БД: Значи вместо да скачаш от самолет, нали?
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi?ב.ג.: אז במקום לקפוץ ממטוס, כן?
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi?ب.ج.: بدلا من أن تقفز من طائرة، أليس كذلك؟
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi?ええ 最終的には
Zaten köprüler atlamak için fazla kalabalık yerlerdir.Aztán a híd sem ideális a nagy ugráshoz.
Zaten köprüler atlamak için fazla kalabalık yerlerdir.Brücken sind kein ruhiger Ort zum Springen.
Zaten köprüler atlamak için fazla kalabalık yerlerdir.Daarbij, het is altijd druk op bruggen.
Zaten köprüler atlamak için fazla kalabalık yerlerdir.În plus, podurile astea sunt locuri aglomerate.
Zaten köprüler atlamak için fazla kalabalık yerlerdir.Mimo to, mosty jsou moc rušné na to, aby se z nich skákalo.
Zaten köprüler atlamak için fazla kalabalık yerlerdir.Y los puentes no son tranquilos para tirarse.
Zaten köprüler atlamak için fazla kalabalık yerlerdir.Επίσης οι γέφυρες είναι πολυπληθή μέρη για να πηδήξεις.
Zaten köprüler atlamak için fazla kalabalık yerlerdir.А и мостовете са оживени места.
Zaten köprüler atlamak için fazla kalabalık yerlerdir.И потом, мосты - слишком неспокойное место, чтобы с них прыгать.