Kendisini ateist olarak nitelendirdi.Ele descreve-se como ateu.
Bununla birlikte, ateistlere karşı önyargı Batı ülkelerinde mevcuttur.No entanto, ainda existe preconceito contra no mundo ocidental.
Kafka gençlik yıllarında kendini ateist ilan etmiştir.Na sua adolescência, Kafka se declarou um ateu.
Ateistlerin nüfus dağılımının saptanması oldukça zordur.É difícil de quantificar a demografia do ateísmo.
Dawkins ateist ve Hümanisttir, British Humanist Association Başkan Yardımcılığını yürütmektedir.Dawkins é ateu declarado, vice-presidente da Associação Humanista Britânica e defensor do movimento bright.
Ateistlerin ve agnostiklerin oranı ise %15 ila %37 arasında seyrediyor.Os sem religião, ateus ou agnósticos correspondem a 15% ou 31%.
Ayrıca önemli miktarda da ateist bulunmaktadır.Muitos também tem o efeito cumulativo.
Bir Ateist idi.Ele era ateu.
Agnostik ateistler, ateisttirler, çünkü herhangi bir tanrının varlığına inanmazlar.Ver artigo principal: Ateísmo Os ateus não crêem na existência de qualquer deus.
Hinduizm’in teist bir inanç olmasına karşın ateist bir ekole erken dönemlerde rastlanmaktadır.Por exemplo, um ateu hindu iria declarar-se como hindu, apesar de também ser, ao mesmo tempo, ateu.
Birçok çağdaş ateistin yazı dili bilimsel bir dile dayanmaktadır.Os novos ateus escrevem principalmente a partir de uma perspectiva científica.
Durkheim'in din anlayışının ateist veya agnostik olduğu belirtilir.Assim, o conhecimento da existência de Deus é considerado impossível para agnósticos teístas ou ateístas.
ateist feminizm, kadınlara yönelik ayrımcılığın temelini dinlerde gören bir feminist yaklaşımdır.O feminismo em seu núcleo é um movimento para abolir as desigualdades que as mulheres enfrentam.
Benim de milliyetsiz ve ateist olduğumu duymayan tek siz kalmışsınız demek ki".Portanto entenda sempre que você é a não espacial e atemporal testemunha."
Kendisini "uzlaşmaz bir ateist" olarak tanımlar.Eles se identifica como um determinista do tipo incompatibilista.
Röportajlarında kendisinin bir ateist olduğunu belirtmektedir.Ze maakte in interviews kenbaar dat ze atheïste is.
Kendisini Hristiyan kültürüne bağlı bir ateist olarak tanımlar.Hij beschrijft zichzelf als een culturele christen en een christelijke atheïst.
Ülkesini, 1967 yılında resmi olarak dünyadaki ilk ateist devlet haline getirdi.Deze had in 1967 zijn land officieel tot 'atheïstische staat' uitgeroepen.
Kendisini ateist olarak nitelendirdi.Hij bestempelt zichzelf als een atheïst.
Katolik olarak yetiştirildi ancak sonradan ateist oldu.Eco werd katholiek opgevoed, maar werd later atheïst.
Agnostik ya da ateist değildi." demiştir.Ik ben inmiddels atheïst, probleemloos."
Pozitif ateistin yaklaşımı ise, "Tanrı'nın varolması mümkün değildir" şeklindedir.Een risico hatend persoon zou daarom kunnen kiezen ‘God bestaat niet’.
Çehov daha sonra Ateist oldu.Daarna werd hij atheïst.
Sonuç olarak, ateistlere karşı açıkça yapılan yasal ayrımcılık çoğu Batı ülkesinde alışıldık değildir.Stąd otwarta, zgodna z prawem dyskryminacja ateistów nie jest powszechna w większości zachodnich państw.
Ateist Charles Bradlaugh, 1880 yılında İngiliz Parlamentosu'na milletvekili olarak seçildi.Charles Bradlaugh w 1880 roku został wybrany członkiem parlamentu brytyjskiego.
Ondokuzuncu yüzyıl boyunca sayıca az da olsa İngiliz ateistler ayrımcı uygulamalara maruz kalmıştır.W XIX wieku brytyjscy ateiści, choć było ich niewielu, padli ofiarą dyskryminujących praktyk.
Ülkesini, 1967 yılında resmi olarak dünyadaki ilk ateist devlet haline getirdi.W roku 1967 władze ogłosiły Albanię pierwszym na świecie państwem całkowicie ateistycznym.
Fransa’da kendini ateist olarak tanımlayan insanların oranı %32. Buna eşit oranda agnostik sayısı mevcut.We Francji 32% osób deklarowało się jako ateiści, a dodatkowe 32% jako agnostycy.
Ateistlere karşı yasal ayrımcılık liberal demokrasilerde alışılmadık bir durumdur.Prawna dyskryminacja ateistów jest rzadko spotykana w krajach opartych na demokracji konstytucyjnej.
Kendisini ateist olarak nitelendirdi.Określał się on jako ateista.
Bir Ateist idi.Był ateistą.
Kendisini Hristiyan kültürüne bağlı bir ateist olarak tanımlar.Osoba aktywnie udzielająca się jako animator kultury.
Ateistik inançlar, Thomas Aquinas gibi filozoflar tarafından düzen ve toplum için tehdit olarak görülmüştür.Filozofowie tacy jak Tomasz z Akwinu uważali, że przekonania ateistyczne zagrażały porządkowi i społeczeństwu.
Güçlü ateist.Zdeklarowany ateista.
Göçmen bir Yahudi aileye mensuptur fakat kendisi ateisttir.Urodził się w rodzinie żydowskiej, był jednak zdecydowanym ateistą.
Yaşamının erken dönemlerinde Lovecraft ateist bir duruşu benimsemiştir.Począwszy od wczesnych lat życia, Lovecraft uważał, że cierpi na parasomnię.
Richard Dawkins'in The God Delusion adlı kitabını okuduktan sonra ateist olmuştur.Richard Dawkins poświęcił pamięci Douglasa (który był zagorzałym ateistą) swoją książkę Bóg urojony.
Kendisini ateist olarak nitelendirdi.Hon beskriver sig själv som ateist.
Ateistlerin ve agnostiklerin oranı ise %15 ila %37 arasında seyrediyor.Andelen ateister/agnostiker brukar anges till mellan 10 och 15 procent.
Agnostik ya da ateist değildi." demiştir.Hon var vare sig nazist eller spion."
Kendisini Hristiyan kültürüne bağlı bir ateist olarak tanımlar.Han har gjort sig känd som aktiv försvarare av den kristna tron.
Bir Ateist idi.Han är ateist.
Henüz 14 yaşındayken ateist olmaya karar verdi.När hon var 16 år gammal blev hon ateist.
Kimse kendine ateist demeyi aklının ucundan geçirmezdi.” demiştir.Нікому й на думку не спадало назвати себе атеїстом».
Fransa’da kendini ateist olarak tanımlayan insanların oranı %32. Buna eşit oranda agnostik sayısı mevcut.У Франції 32 % опитаних назвали себе атеїстами і ще 32 % — агностиками.
“Ateist”in anlamı antik yunan boyunca değişiklik göstermiştir.Значення слова «атеїст» змінювалося протягом класичної античності.
Kendisini ateist olarak nitelendirdi.Називає себе атеїстом.
Bir Ateist idi.Був атеїстом.
Katolik olarak yetiştirildi ancak sonradan ateist oldu.Отримав католицьке виховання, проте став атеїстом.
Ondokuzuncu yüzyıl boyunca sayıca az da olsa İngiliz ateistler ayrımcı uygulamalara maruz kalmıştır.Протягом дев'ятнадцятого століття британські атеїсти піддавалися дискримінації.
Ben bir ateistim.Я атеїст.
Ben bir ateistim.Я атеїстка.
Mary ateist mi?Мері атеїстка?
O ateisttir.Вона атеїстка.
O ateisttir.Він атеїст.
O bir ateist.Він атеїст.
Ben ateistim.Я атеїст.
Ben ateistim.Я атеїстка.
Tom bir ateist.Том атеїст.
Ateist Charles Bradlaugh, 1880 yılında İngiliz Parlamentosu'na milletvekili olarak seçildi.Ateista Charles Bradlaugh byl zvolen jako člen britského Parlamentu v roce 1880.