Politik açıdan aktif, entelektüel ve ateist bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim.Я родилась в семье политически активных интеллектуалов-атеистов.
Politik açıdan aktif, entelektüel ve ateist bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim.נולדתי למשפחה פעילה פוליטית, אינטלקטואלית ואתאיסטית.
Politik açıdan aktif, entelektüel ve ateist bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim.لقد ولدت في عائلة ناشطةٌ سياسياً ملحدةٌ فكرياً
Politik açıdan aktif, entelektüel ve ateist bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim.知能優勢型で無神論の 家庭に生まれました 私の家庭にはある等式がありました
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.Aku adalah anak kulit hitam ateis di sekolah katolik kulit putih yang dijalankan oleh suster.
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.Byla jsem černé ateistické dítě mezi samými bílými v katolické škole provozované řádovými sestrami.
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.Byłam czarnym, ateistycznym dzieckiem w na wskroś białej, katolickiej szkole kierowanej przez zakonnice.
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.Én voltam a fekete ateista kölyök az apácák teljesen fehér katolikus iskolájában.
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.Eram un copil ateu negru la o şcoală numai de albi, condusă de călugăriţe.
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.Era uma garota negra ateia nma escola católica de brancos dirigida por freiras.
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.Ero la bambina nera atea nella scuola cattolica di soli bianchi gestita da suore.
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.Ik was het zwarte atheïstische kind in de volledig blanke katholieke nonnenschool
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.Jag var den svarta ateistungen i en helt vit katolsk skola som drivs av nunnor.
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.J'étais la fillette noire athée dans une école catholique de blancs dirigée par des nonnes.
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.수녀들에의해 운영되는 천주교의 전부 백인인 학교에서 저는 흑인 무신론자 아이였습니다.
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.Tôi là một đứa bé da đen, không tôn giáo theo học tại một ngôi trường Thiên chúa của người da trắng.
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.Yo era la niña negra atea en una escuela católica de monjas y niños blancos.
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.Ήμουν το μαύρο, άθεο παιδί σε ένα "λευκό" καθολικό σχολείο που το διηύθυναν καλόγριες.
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.Бях черното атеистко дете сред всичките бели католически училища и монахини.
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.Я була чорношкірим дитям, атеїстом, серед білих, в католицькій школі, якою управляли монахині.
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.Я была темнокожим ребенком, атеистом, среди белых, в католической школе, управляемой монахинями.
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.הייתי הילדה השחורה והאתאיסטית בבית הספר הקתולי שבו לבנים בלבד, ונוהל בידי נזירות.
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.كنت الطفلة السوداء الملحدة في مدرسة مرتاديها من البيض الكاثوليك تديرها الراهبات.
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.我系一個無神論嘅黑人小孩 就讀一間由修女掌管嘅全白人天主教學校。
Rahibeler tarafından işletilen, tümüyle beyaz bir katolik okulundaki siyah ateist çocuktum.黒人で 神様はいないと思っていました つまり わたしは異例だったのです
TED topluluğunun içinde birçok ateistin olduğunu düşünüyorum.Dường như với tôi có rất nhiều người trong cộng đồng TED là người vô thần.
TED topluluğunun içinde birçok ateistin olduğunu düşünüyorum.TED 커뮤니티에는 무신론자가 많은것 같은데요.
TED topluluğunun içinde birçok ateistin olduğunu düşünüyorum.Zdá se mi, že okolo TEDu je spousta ateistů.
TED topluluğunun içinde birçok ateistin olduğunu düşünüyorum.Мені здається, що серед TED-спільноти є доволі багато атеїстів.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.지난 10 여년간 무신론자가 무엇이라는 것은 널리 잘 알려진 바 있지요.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.A v posledných desiatich rokoch sa celkom vyjasnilo, čo znamená byť ateistom.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.Dan selama beberapa dekade terakhir, semakin tampak jelas apa artinya menjadi seorang ateis.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.Depuis une dizaine d'années, il est assez facile de définir ce qu'est un athée.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.E durante a última década, ou quase, tem sido bem claro o que significa ser ateu.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.E nell'ultimo decennio, è abbastanza chiaro cosa significhi essere ateo.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.És úgy a legutóbbi évtizedben elég világossá vált, hogy mit jelent ateistának lenni.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.Iar în ultimii zece ani, a devenit foarte clar ce înseamnă să fii ateu.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.In de laatste tien jaar of zo was het heel duidelijk wat atheïst-zijn betekent.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.In zadnje desetletje ali nekaj takega je bilo precej jasno, kaj pomeni biti ateist.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.Más o menos en la última década ha quedado muy claro qué significa ser ateo.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.Og over det sidste årti eller der omkring, har det været ret klart, hvad at være en ateist betyder.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.Przez ostatnią dekadę było całkiem jasne, kim jest ateista.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.Under det senaste årtiondet ungefär har det stått klart vad som menas med att vara ateist.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.Und über die vergangene Dekade ungefähr ist es immer recht klar gewesen, was es bedeutet, ein Atheist zu sein.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.Và trong suốt thập kỷ vừa rồi, việc một người vô thân là như thế nào đã trở nên rất rõ ràng
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.V uplynulém desetiletí převládl jeden druh ateismu.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.Την τελευταία δεκαετία περίπου, ήταν προφανές τι σήμαινε να είσαι άθεος.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.За останнє десятиліття стало доволі зрозуміло, що означає бути атеїстом.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.И в течении последнего десятилетия было вполне понятно что такое быть атеистом.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.И през кажи-речи последното десетилетие бе доста ясно какво значи да бъдеш атеист.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.ובעשור האחרון לערך, היה די ברור מה הכוונה בלהיות אתאיסט.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.وحتى قرابة العقد الماضي كان من الواضح مالذي يعنيه ان تكون ملحدا.
Ve yaklaşık son on yıldır ateist olmanın ne demek olduğu açıklığa kavuştu.無神論者がどういうものかは すごくはっきりしていました とても声の大きな無神論者達がいて
Yaklaşık % 20'sinin bilinemezci; diğerlerinin de ateist rahatlıkla olduğu söylenebilir.20% 가량이 불가지론자였고 나머지는 무신론자로 불러도 무방했습니다.
Yaklaşık % 20'sinin bilinemezci; diğerlerinin de ateist rahatlıkla olduğu söylenebilir.20% stanowią agnostycy, a reszta to w zasadzie ateiści.
Yaklaşık % 20'sinin bilinemezci; diğerlerinin de ateist rahatlıkla olduğu söylenebilir.20% لا يؤمنون بدين واحد، والنسبة الباقية يمكن القول بأنهم ملحدون.
Yaklaşık % 20'sinin bilinemezci; diğerlerinin de ateist rahatlıkla olduğu söylenebilir.Alrededor de un 20% son agnósticos, y el resto de ellos podrían ser directamente denominados ateos.
Yaklaşık % 20'sinin bilinemezci; diğerlerinin de ateist rahatlıkla olduğu söylenebilir.Aproximativ 20 la sută sunt agnostici iar ceilalți ar putea fi numiți obiectiv atei.
Yaklaşık % 20'sinin bilinemezci; diğerlerinin de ateist rahatlıkla olduğu söylenebilir.Cerca de 20% são agnósticos e os restantes podem ser chamados ateus.
Yaklaşık % 20'sinin bilinemezci; diğerlerinin de ateist rahatlıkla olduğu söylenebilir.Circa 20% sono agnostici, e i rimanenti potrebbero proprio essere definiti atei.