Gece kamp ateşinde oturdular.They sat at their campfires at night.
Tom kamp ateşinde yemek pişirmeye alışkındır.Tom is used to cooking on a campfire.
O tifo ateşinden öldü.She died of typhoid fever.
Sen cehennem ateşinde yanacaksın.You will burn in hellfire.
Bir kamp ateşinde yemek yapmaya alışkın değilim.I'm not used to cooking on a campfire.
Mavi Ateş ismini Karabük'ün girişindeki Kardemir'in sönmeyen mavi ateşinden alır.In truth, these creatures have been called forth from hell by a bocor named Baba Lavelle.
Bizi azap ateşinden ve cehennemden halas et!”.Bless the food You have provided us and save us from the punishment of the hellfire.
Ve bizimle birlikte eski odun ateşinde eşitsiz ışığı ile konuştuk. " >And with us by the unequal light of the old wood fire talked." >
Her bir ekmek somunu onun sahip olduğu fırında, odun ateşinde, birer birer yapılırdı.Every loaf baked in a bakery he owned, by one baker at a time, in a wood-fired oven.
Onlar adaletsizliğin solduran ateşinde solmuşlardı.[crowd clapping]
Düşman ateşinden kaçınmak için manevra yapmanız lazım.You should maneuver to dodge enemy fire.
Onlar için cehennem ateşinden döşekler, üstlerine de örtüler vardır.For them is a flooring of Hell and a covering (of fire).
Onlara cehennem ateşinden bir döşek ve üzerlerinde de yine ateşten örtüler var.For them is a flooring of Hell and a covering (of fire).
Onlara cehennem ateşinden kat kat azab ver".These misled us, so give them a double torment of the Fire."
Cehennem ateşinden çıkmak isterler. Ama oradan çıkacak değillerdir.They will want to leave the Fire, but they will not leave it.
İşte şunlar bizi doğru yoldan saptırdı. Onlara cehennem ateşinden kat kat azab ver".These led us astray, so give them double torment of the Fire.
Flijayı üst açık odun ateşinde yavaş yavaş pişirin.Bake flija above an open, wood-fed fire slowly.
Saçta odun ateşinde pişirilir.Das Haar besteht aus brennenden Holzscheiten.
Bir şöminede taş parçaları odun ateşinde ısıtırlır.Es werden dann mittelgroße Steine direkt in einem Feuer erhitzt.
Çünkü o büyük bekleyişin Düşman ateşinden kurtaracak beni.Pour tromper l'ennemi, il éteint ses feux de poupe.
Saçta odun ateşinde pişirilir.Châtaignes grillées au feu de bois.
Bizi azap ateşinden ve cehennemden halas et!”.¡Cogedle y llevadle en medio del fuego de la gehena!
Kokoreç için özel hazırlanmış mangallı tezgâhlarda kömür ateşinde pişirilir.En los estadios está organizada la recolección selectiva de residuos.
Kömür ateşinde pişirilir.El carbón en los almacenes estaba ardiendo.
Bizi azap ateşinden ve cehennemden halas et!”.Portate i vostri culi in chiesa o finirete all'inferno!".
Kömür ateşinde dışı iyice kızarıncaya kadar pişirilir.È necessario aspettare fino a che non diventa carbone incandescente.
Çünkü o büyük bekleyişin Düşman ateşinden kurtaracak beni.«Пугает врагов жаром своего пламени.
Saçta odun ateşinde pişirilir.Кирпичи обжигались в дровяных печах.
Bizi azap ateşinden ve cehennemden halas et!”.نسأل الله أن يحفظنا من غضبه، وبقينا شر النار الموصدة، بمنه وكرمه.
Günümüz kent yaşamı odun ateşi yerine tüp ateşinde pişirme zorunda bırakıyor.اهالي المنطقة الآن يفضلون إزالة الحشائش اليابسة من طريق حرائق الغابات في المستقبل.
Saçta odun ateşinde pişirilir.Assim, esquece os pés de madeira no fogo.
Bizi azap ateşinden ve cehennemden halas et!”.Wees liever bang voor hem die in staat is én ziel én lichaam om te laten komen in de Gehenna."
Can Ateşinde Kanatlar (Mevlânâ), .(Zie brandblusser) Bij frituurbranden.
Bizi azap ateşinden ve cehennemden halas et!”.Halt and Catch Fire - One Way or Another (ang.).
Ancak Kabil'in cehennem ateşinde yanmasını diledi.Dopiero po żarliwej modlitwie Kutberta ogień zgasł.
Bizi azap ateşinden ve cehennemden halas et!”.Jag söker skydd hos Gud från gravens och helveteseldens straff.
Çünkü o büyük bekleyişin Düşman ateşinden kurtaracak beni.Men drog även därför till sig fiendens eld.
Kömür ateşinde pişirilir.Proč si zapálit uhlí pod nohama.
Topun kalkanı mürettebatı şarapnel ve hafif düşman ateşinden koruyordu.Navíc věže chránily svou posádku před palbou nepřítele a nepřízní počasí.
Kömür ateşinde pişirilir.A kályhát fűtőelemek fűtik.
Bir şöminede taş parçaları odun ateşinde ısıtırlır.Kuumat räjähdyskraatterista sinkoutuneet kappaleet sytyttivät metsää tuleen.
Saçta odun ateşinde pişirilir.Dibakar menggunakan kayu api.
Kömür ateşinde 8 saat gibi pişirme süresi ile yavaş yavaş pişirilen bir yemektir.Nó được thực hiện bằng cách nung nấu sữa trên lửa nhỏ cho ít nhất tám giờ.
Bizi azap ateşinden ve cehennemden halas et!”.あなたは拷問にかけられ、火と硫黄を浴びせられる」と。
Çünkü o büyük bekleyişin Düşman ateşinden kurtaracak beni.また、目から放つ強力な破壊光線で敵を攻撃する。
Kömür ateşinde pişirilir.ココレッチは炭火で焼かれる。
Bizi azap ateşinden ve cehennemden halas et!”.為所誣,逮赴詔獄,死獄中。
Mavi Ateş ismini Karabük'ün girişindeki Kardemir'in sönmeyen mavi ateşinden alır.唯無子,過繼其兄國華之子林維源為子,以祀香火。
Can Ateşinde Kanatlar (Mevlânâ), .При запалване гори с ярък пламък.
Kömür ateşinde pişirilir.Hrani se ugljenom.
Araçları artık topçu ateşinden binalar yerine harabeler koruyor. Bitki örtüsü daha az sığınacak yer sağlıyor.L'allée comporte également une quantité réduite d'abris.
Araçları artık topçu ateşinden binalar yerine harabeler koruyor.Vozidla nyní před dělostřelectvem chrání namísto budov všudypřítomné ruiny.
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de -- nehirden su çekilip, su odun ateşinde ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.Két generációval ezelőtt Svédországban -- vizet hoztak a patakból, tűzzel melegítették és így mostak.
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de -- nehirden su çekilip, su odun ateşinde ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.Kijk hier, twee generaties geleden in Zweden -- water uit de stroom halen, verwarmen met vuur en zo wassen.
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de -- nehirden su çekilip, su odun ateşinde ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.여기를 보세요. 두 세대 전에 스웨덴에서는 하천에서 물을 길어와서 불을 피워 물을 데우고 세탁을 했습니다.
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de -- nehirden su çekilip, su odun ateşinde ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.Miren aquí, hace dos generaciones en Suecia estaban cogiendo agua del rio, calentándola en leña y lavando así.
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de -- nehirden su çekilip, su odun ateşinde ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.Poglejte tukaj, dve generaciji nazaj na Švedskem -- zbiranje vode v potoku, gretje na ognjišču in pranje.
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de -- nehirden su çekilip, su odun ateşinde ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.Pozrite sa, pred dvoma generáciami vo Švédsku -- doniesť vodu z potoka, zohriať ju nad ohňom a tak prať.
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de -- nehirden su çekilip, su odun ateşinde ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.Vedeți, cu două generaţii în urmă în Suedia -- își luau apă din pârâu, încălzeau la foc şi spălau cu mâna.
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de -- nehirden su çekilip, su odun ateşinde ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.Vejam aqui, há duas gerações, na Suécia a retirar água do riacho, a aquecê-la na fogueira e a lavar assim.