at ile cümle
at kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kelly bir at gibi yer.Kelly eats like a horse.
Kate her zaman nişanlısından aldığı büyük elmas yüzükle hava atar.Kate always shows off the big diamond ring she got from her fiance.
Chris üniversiteye gitmek için can atıyor.Chris is very anxious to go to college.
Cookie Kate'nin üzerinden atladı.Cookie jumped over Kate.
Bir balina, bir at olmadığı gibi bir balık da değildir.A whale is no more a fish than a horse.
Seninle görüşmeye can atıyorum.I've been looking forward to meeting you.
Soğuk algınlığımı atlatmam bir ayımı aldı.It took me a month to get over my cold.
Soğuk algınlığını atlatamıyorum.I can't get rid of my cold.
Soğuk algınlığımı atlatmam üç haftamı aldı.It took three weeks for me to get over my cold.
Perde ateş aldı.The curtain caught fire.
Eyeri yanlış ata koymayın.Don't put the saddle on the wrong horse.
Bu öğleden sonra kısa bir araba turu atalım.Let's take a short drive this afternoon.
Hava atmayı bırak.Stop putting on an act.
Keçi yavrusunun altına bir ateş yakmalısın.You should build a fire under the kid.
Oğlağın altına bir ateş yakmalısın.You should build a fire under the kid.
Erkek kardeşi ile karşılaştırıldığında o kötü bir atlet.Compared with his brother, he is a poor athlete.
Doktor, ateşin inene kadar yatakta kalmanı söyledi, değil mi?The doctor told you to stay in bed until your fever goes down, didn't he?
Öğleden sonra atıştırmalığı için krem karamel yedim.I had some custard pudding for an afternoon snack.
Büroda samimi bir atmosfer var.There is a friendly atmosphere in the office.
Büyükbaba ateşin yanındaki her zamanki yerine oturdu.Grandfather sat in his habitual place near the fire.
Sahipler, onu yönetici olarak atadılar.The owners appointed him manager.
Emily onu tekrar görmek için can atıyor.Emily is anxious to see him again.
İp atlamak, kızımın en sevdiği şeydir.Jumping rope is my daughter's favorite.
Ailemizin birkaç seçkin atası var.Our family has some distinguished ancestors.
Ortaya iyi bir fikir atamıyorum.I can't come up with a good idea.
Wimbledon'da şimdi, servis atışlarını değerlendiren özel elektronik aletler var.At Wimbledon there are now special electronic machines to judge the serves.
William Tell, oğlunun kafasındaki elmaya bir ok attı.William Tell shot an arrow at the apple on his son's head.
Böyle bir fikri ne zaman ortaya attın?When did you come up with such an idea?
Böyle kısa bir zamanda bir mili koşmak için, iyi bir atlet olmalısın.You must be a good athlete to have run a mile in such a short time.
Amerika Birleşik Devletlerinde kızların ip atlamayı öğrenmesi popülerdir.In the United States it is popular for girls to learn to skip rope.
Lütfen şu resme bir göz atın.Please take a look at that picture.
O şarkıyı kafamdan atamıyorum.I can't get that song out of my head.
Tom'un şu kitabına bir göz atayım.Let me have a look at that book of Tom's.
Ben bu kamera için can atıyorum.I'm dying for that camera.
Raporuna göz attım ve onun üstüne bazı notlar aldım.I've looked through your report and made some notes on it.
Babanı görmeye can atıyorum.I'm looking forward to seeing your father.
Atanı biliyor musun?Do you know your forefather?
Eğer patronun seni kovarsa, bu işten atıldığın anlamına gelir.If your boss "sacks" you, it means you're fired.
Hepimiz aileni görmek için can atıyoruz.We are all looking forward to seeing your family.
Evinin çok rahat bir atmosferi var.Your house has a very cozy atmosphere.
Yaşam tarzınıza dikkatle bir göz atın.Take a fresh look at your lifestyle.
Paris'ten gelen mektubunu okumak için can atıyordum.I was anxious to read your letter from Paris.
Seninle mektuplaşmaya can atıyorum.I look forward to corresponding with you.
Geldiğinde seninle görüşmeye can atıyorum.I am looking forward to meeting you when you come.
Az önce söylediğin şey bana eski bir atasözünü hatırlatıyor.What you have just said reminds me of an old saying.
Ben haftalardır senden haber almak için can atıyorum.I've been looking forward to hearing from you for weeks.
Atlanta ziyaretim sırasında harcadığın zaman için size teşekkür ederim.Thank you for the time you spent with me during my visit to Atlanta.
Atlanta'ya bir aktarmalı uçuş alabilir miyim?Can I get a connecting flight to Atlanta?
Atina'ya giden bir yük gemisi, bir iz bırakmadan Akdeniz'de battı.A cargo vessel, bound for Athens, sank in the Mediterranean without a trace.
Sadece oraya doğru bir adım atın.Just step right over there.
O bana ateş etti.He shot at me.
Üç adım at ve atla.Take three steps and jump.
Hiroşima'ya 1945'te bir atom bombası atıldı.An atomic bomb was dropped on Hiroshima in 1945.
102 F derece ateşim var.I have a fever of 102 degrees.
"Bugünün işini yarına bırakma" bir atasözüdür."A stitch in time saves nine" is a proverb.
Öksürüğüm ve az da ateşim var.I have a cough and a little fever.
Benim öksürüğüm ve biraz ateşim var.I have a cough and a little fever.
Bayrak yarışında Yankiler fark atıyorlar.The Yankees are running away with the pennant race.
Onlar şehir hayatına can atıyorlar.They are longing for city life.
Polis cüzdanıma göz attı.The policeman looked through my wallet.