at ile cümle
at kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Traktörler atların ve katırların yerini aldı.Tractors replaced horses and mules.
Daha fazla traktörler daha az at ve katır anlamına geliyordu.More tractors meant fewer horses and mules.
Mektuplar hızlı atlardaki biniciler tarafından taşınırdı.Letters were carried by riders on fast horses.
1750'lere kadar Great Plains'in tüm kabilelerinin atları vardı.By the 1750s, all the tribes of the Great Plains had horses.
Kabileden yaklaşık altmış adam atlarına binerek çabucak vardılar.About sixty men from the tribe quickly arrived riding horses.
Onun yüzüne bir tokat attı.She gave him a slap in the face.
İspanyol ilk olarak ateş etti.The Spanish fired first.
Bir ateşkes ilan edildi.A ceasefire was declared.
Ateşkes uzun sürmedi.The truce did not last long.
Kurşun atardamarı kesti.The bullet cut through an artery.
Ateşkes görüşmeleri Temmuz 1951 de başladı.Ceasefire talks began in July 1951.
Laika yedi günde Dünyanın etrafında tur attı.Laika orbited Earth for seven days.
Smith tutuklandı ve hapse atıldı.Smith was arrested and put in jail.
Bir ateşkes birkaç saat sonra başladı.A ceasefire began a few hours later.
Neredeyse Atlanta'nın tamamı yıkıldı.Almost all of Atlanta was destroyed.
Kırk yedi kişi atama istedi.Forty-seven men wanted the nomination.
Gitmeden önce, onun adamları şehri ateşe verdiler.Before leaving, his men set fire to the city.
Bir grup milis onu gördü ve ateş açmaya başladı.A group of militia saw him and began shooting.
Washington'daki atmosfer çok gergin oldu.The atmosphere in Washington became very tense.
Diğer polisler kalabalığa ateş etmeye başladı.The other policemen began shooting at the crowd.
McKinley Küba'da acil bir ateşkes istedi.McKinley demanded an immediate ceasefire in Cuba.
Benim bir atım var.I own a horse.
Atım var.I own a horse.
Bir atım var.I own a horse.
Dilbilimciler hem atletik hem de eğitimlidir ve bu sadece onların dilleridir.Linguists are both athletic and educated, and that's just their tongues.
Onlar ileriye doğru birkaç adım attılar.They stepped a few paces forward.
O, çok kısa mesafeden ateş etti.He fired at point blank range.
Ateşe atın!Kill it with fire!
Lütfen bu evraklara bir göz atar mısın?Would you please have a look at these papers?
Manny kızlar ona binecek diye tek boynuzlu bir at olmak istiyor.Manny wants to be a unicorn so girls will ride him.
Bekle, ateşkes!Wait, truce!
Hayır, canım, atla gitsen iyi olur.No, my dear, you had better go on horseback.
Oyuncularımızdan biri maç başladıktan sadece beş dakika sonra bir gol attı.One of our players scored a goal just five minutes after the match started.
O at sırtında çıkmaktan hoşlanıyor.He likes to go out on horseback.
Kötü otları kopardı ve onları attı.He pulled up the weeds and threw them away.
Hükümet ateşli silah ihracatını yeniden ele almaktadır.The government has been reconsidering its firearms exportation.
Tom o elma için can atıyor.Tom's dying for that apple.
Gemi limanda demir attı.The ship dropped anchor in the harbor.
Atalarımız sürekli mücadele sonucunda büyük çeneler geliştirdiler.Our ancestors developed massive jaws as a result of constant combat.
Soğuk algınlığını atlatmalısın.You should recover from your cold.
Pencereden dışarı bir şey atma!Do not throw anything out of the window.
Oğlan atlıyor.The boy is jumping.
At atlıyor.The horse is jumping.
Kız atlıyor.The girl is jumping.
Bir caninin atından daha yavaşsın.You're slower than a villain's horse.
Bir istatistikçi olarak onun yeteneğine iftira atıyorum.I'm casting aspersions on his competency as a statistician.
O, bir köprüden atlayarak intihar ettiHe committed suicide by jumping off a bridge.
O, bir köprüden atlayarak hayatına son verdi.He ended his life by jumping off a bridge.
Atıştırmalığa ihtiyacım var.I need a snack.
Bu adamın bir atı vardır.This man has a horse.
Atlar çiftlikte.The horses are on the farm.
İyi bir neden için hayatımı tehlikeye atardım.I woud risk my life for a good cause.
Biz yaşamımızdan tek bir sayfa yırtamayız ama kitabı ateşin içine atabiliriz.We cannot tear a single page from our life, but we can throw the book into the fire.
At nalı ve dört yapraklı yonca iyi şans getirir.A horseshoe and a four-leaf clover bring good luck.
O, onu bir ata binmeye ikna edemedi.She couldn't convince him to ride a horse.
Onun çığlık attığını duydu.She heard him cry.
O ona sert tekme attı.She kicked him hard.
O ona tekme attı.She kicked him.
O ona çimdik attı.She pinched him.
O, onu kurtarmak için hayatını riske attı.She risked her life to save him.