atıyorsun ile cümle

atıyorsun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Tehlikeli alana adım atıyorsun.You're stepping into dangerous territory.
Bir kız gibi yumruk atıyorsun.You punch like a girl.
Neden kahkaha atıyorsun?Why are you laughing?
Siz çığlık atıyorsunuz.You're screaming.
Kendini riske atıyorsun.You're tempting fate.
Kariyerini riske atıyorsun.You're risking your career.
Bir kız gibi atıyorsun.You throw like a girl.
Yine hava atıyorsun.You're showing off again.
Sen hayatını tehlikeye atıyorsun.You're putting your life in danger.
Çok atıyorsun.You're just making stuff up.
Neden bu şeyleri ateşe atıyorsun?Why are you throwing those things in the fire?
"Neden kitapları ateşe atıyorsun?" "Çünkü üşüyorum.""Why are you throwing books in the fire?" "Because I'm cold."
Neden her zaman çığlık atıyorsun?Why do you always scream?
Sen açıkça bana söylemek için can atıyorsun.You're obviously dying to tell me.
Sen açıkça bilmek için can atıyorsun.You're obviously dying to know.
Hangi adımları atıyorsunuz?What actions are you taking?
"Googl" kelimesine bir kısa mesaj atıyorsunuz kelimeyi rakam olarak görecek olursak bu "46645" olur.You send a text message to the word "Google," which turns out to be 46645.
Dedi ki: Arabayı atıyorsun.He said: you throwing it away.
"Neden kepengi atıyorsunuz" diye sordum."Why did you throw away the shutters?" I asked him.
Çok kilo verdiğini söyledi. o kadar kilo verince herşeyini atıyorsun bir kenara.Said he lost half of his body weight. When you lost all that weight, you threw away everything.
Teknenin bir yanında atıyorsunuz ve aslında hiç ıslanmadan suya dalıyorsunuz.You throw it over the side of your boat and you basically scuba dive without getting wet.
Hayatını kimin için riske atıyorsun !Fighting for others' survival all your life.
Kendi başınızasınız ve kimse sizi duymuyor, sadece mesaj atıyorsunuz.No one hears you in a stall, you're just texting quietly.
Siz X-rey filmlerine ekranda bakip uzerlerinde calisiyorsunuz email atiyorsunuz.You look at your X-rays on a screen and you do stuff with them, you email them.
Onları ne sıklıkta arayıp, e-posta atıyorsunuz?How many coffees do you have? How often are you calling them, emailing them?
Evet atıyorsun!Yes you are!
Sadece sayının çarpmaya göre tersini alıyorsunuz ve, eksiyi atıyorsunuz ve cevap 9 çıkıyor. .You just take the inverse of the number, get rid of the negative and that is equal to equal to 9.
Bir kere kaba kuvvetinizi iyice ilerletince, sonra dağların tepelerini söküp atıyorsunuz.Once you get through your brute force approach, then you just rip off whole mountaintops.
Yani düşünün: bilgisayarınızı alıp nükleer bir reaktöre atıyorsunuz ve hala çalışmak zorunda.So just imagine: you take your P.C. and throw it into a nuclear reactor and it still has to work.
Hey, neden onu atiyorsun?Hey, why are you throwing it away?
Basket atıyorsunuz.So you're going to make it.
Çünkü yola getirilmekten nefret ediyor, Sözlerimi arkana atıyorsun.since you hate instruction, and throw my words behind you?
SE Times: Bu hedeflere ulaşmak için ne gibi adımlar atıyorsunuz?SE Times: What specific actions are you taking to achieve these objectives?
Arabayı atıyorsun.Ele disse:
Arabayı atıyorsun.Wirfst du es weg?
Arabayı atıyorsun."Wyrzuciłeś je!"
Arabayı atıyorsun."Но ти я изхвърли!", а аз му отвърнах :
Baktım, ağzı açık kaldı. Dedi ki: Arabayı atıyorsun.Cuando lo miré de nuevo, note ese labio inferior saliendo, y me dijo: "¡Lo tiraste a la basura!"
Baktım, ağzı açık kaldı. Dedi ki: Arabayı atıyorsun.Όταν τον κοίταξα ξανά, τον είδα να χαμηλώνει τα χείλη του και.. είπε, "μου το πέταξες στα σκουπίδια!"
Basket atıyorsunuz.E nós iremos fazer isso.
Basket atıyorsunuz. O zaman k tane basket yapıyorsunuz çarpı basket kaçırmanın olasılığı.Ще направим k хвърляния, умножени по вероятността за един пропуск.
Basket atıyorsunuz.Tedy, že se trefíte.
Bir kere kaba kuvvetinizi iyice ilerletince, sonra dağların tepelerini söküp atıyorsunuz.Cuando lo logras a través de fuerza bruta, entonces sólo remueves cumbres de montañas completas.
Bir kere kaba kuvvetinizi iyice ilerletince, sonra dağların tepelerini söküp atıyorsunuz.Dès que l'on se sert de la force brute, on arrache des sommets entiers de montagnes.
Bir kere kaba kuvvetinizi iyice ilerletince, sonra dağların tepelerini söküp atıyorsunuz.Kiedy tylko się ją zastosuje, wtedy zdziera się całe szczyty gór.
Bir kere kaba kuvvetinizi iyice ilerletince, sonra dağların tepelerini söküp atıyorsunuz.압력적 기술이 적용되면,
Bir kere kaba kuvvetinizi iyice ilerletince, sonra dağların tepelerini söküp atıyorsunuz.Odată ce parcurgi această metodă a forţei brute, apoi trebuie doar să îndepărtezi vârfuri întregi de munte.
Bir kere kaba kuvvetinizi iyice ilerletince, sonra dağların tepelerini söküp atıyorsunuz.Portando all'estremo
Bir kere kaba kuvvetinizi iyice ilerletince, sonra dağların tepelerini söküp atıyorsunuz.Uma vez iniciada esta abordagem de força bruta, acabamos a arrasar montanhas.
Bir kere kaba kuvvetinizi iyice ilerletince, sonra dağların tepelerini söküp atıyorsunuz.Wenn Sie einmal mit dem rohen Ansatz anfangen, tragen Sie irgendwann ganze Bergspitzen ab.
Bir kere kaba kuvvetinizi iyice ilerletince, sonra dağların tepelerini söküp atıyorsunuz.Zodra je daarmee klaar bent, haal je gewoon hele bergtoppen neer.
Bir kere kaba kuvvetinizi iyice ilerletince, sonra dağların tepelerini söküp atıyorsunuz.Когда даже этого не достаточно, мы просто взрываем целые горы.
Bir kere kaba kuvvetinizi iyice ilerletince, sonra dağların tepelerini söküp atıyorsunuz.Щом веднъж се приложи този метод, просто се откъртват цели планински върхове.
Bir kere kaba kuvvetinizi iyice ilerletince, sonra dağların tepelerini söküp atıyorsunuz.הכוחנית. אתה
Bir kere kaba kuvvetinizi iyice ilerletince, sonra dağların tepelerini söküp atıyorsunuz.بمقاربة القوة الغاشمة، آنذاك تقوم فقط
Bir kere kaba kuvvetinizi iyice ilerletince, sonra dağların tepelerini söküp atıyorsunuz.山を丸ごと削り取ってしまいます
Bu basket atmanın olasılığı olacak. Basket atıyorsunuz.To będzie równe prawdopodobieństwu trafienia, czyli tego że nam sie udało.
Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, inanlılar topluluğunda en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz?Keď tedy máte súdy o veci časného života, ktorých nemajú za nič vo sbore, tých posaďte, aby súdili!
Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, inanlılar topluluğunda en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz?그런즉 너희가 세상 사건이 있을 때에 교회에서 경히 여김을 받는 자들을 세우느냐
Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, inanlılar topluluğunda en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz?Når I da har saker om timelige ting, så setter I dem til dommere som ikke aktes for noget i menigheten!

İlgili Sayfalar