atıyorlar ile cümle

atıyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Rum ateşi dolu seramik kapları, mancınıkla işgal ordusuna atıyorlardı.ומשגרים כדי חימר מלאים באש יוונית מקטפולטות על הצבא הפולש.
Rum ateşi dolu seramik kapları, mancınıkla işgal ordusuna atıyorlardı.ويرمون الاواني الفخارية المملؤة بالنار الاغريقية على الغزاة بواسطة المناجيق.
@sirsureyya: Lincci fasist guruh iceriye tasve yanici madde atiyorlar.@sirsureyya : El grupo fascista de linchadores está arrojandpo piedras y manteriales combustibles dentro.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Azt kántálták: "Békét akarunk.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Cantaban: "Queremos paz.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Cantavano: "Vogliamo la pace.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Estavam a entoar: "Queremos paz".
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Họ đã hát, "Chúng tôi muốn hòa bình.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Ils scandaient : "Nous voulons la paix.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.그들은 이렇게 말하고 있었습니다.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Kričali, "My chceme mier.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Ljudje so peli: "Hočemo mir.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Mereka berteriak, "Kami ingin damai.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Oamenii strigau, "Vrem pace.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Sie riefen: "Wir wollen Frieden.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Skandovali: "My chceme mír.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Śpiewali "My chcemy pokoju.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Ze waren aan het zingen: "Wij willen vrede.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Τραγουδούσαν, "Θέλουμε ειρήνη.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Вони скандували: "Ми хочемо миру.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Они скандировали: "Мы хотим мира.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Те пееха, "Искаме мир.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.הם אמרו, "אנחנו רוצים שלום.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.إنهم يرددون، " نريد السلام.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.「欲しいのは平和だ」
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.>>Hugo Barra: Ora bem. Bom dia a todos.
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.Quando pensate agli ultimi cinque anni, cose come Google Chrome o Android erano appena nate.
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.Vic Gundotra:
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.When you think back over the last five years, things like Google Chrome or Android were in their infancy.
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.Όταν σκέφτεστε τα τελευταία πέντε χρόνια, πράγματα σαν το Google Chrome ή το Android ήταν στα σπάργανα.
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.Если вы вспомните прошедшие пять лет, такие вещи как Google Chrome или Android были в зачаточном состоянии.
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.Защо не се върнем към уреда. Нека да ви покажа как работи. Ще използва гласа си, за да напише и-мейл.
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.כשנזכרים בחמש השנים שחלפו, דברים כמו "גוגל כרום" או "אנדרואיד"
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.عندما نعود في الزمن إلى خمس سنوات خلت، أشياء من قبيل غوغل كروم، و أندرويد
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.まだたいへん 未熟でした ここまで来れたのは 皆様のお陰です
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.當你們回想過去五年 Google Chrome 或 Android 還在嗷嗷待哺
Ücret veya tazminat almadan hayatlarını riske atıyorlar, ve çoğu zaman ölüyorlar.임금이나 어떤 보상도 없이 자신의 생명을 걸고 때로는 정말 죽기도 하면서요.
Ücret veya tazminat almadan hayatlarını riske atıyorlar, ve çoğu zaman ölüyorlar.liều mạng sống mà không có lương hay thù lao, và thường là sẽ chết.
Ücret veya tazminat almadan hayatlarını riske atıyorlar, ve çoğu zaman ölüyorlar.Они рискуют жизнью, не получая за это ни гроша, и часто умирают.
Ücret veya tazminat almadan hayatlarını riske atıyorlar, ve çoğu zaman ölüyorlar.מסכנים את חייהם ללא שכר או פיצויים, ולעתים קרובות גם מתים.
Ücret veya tazminat almadan hayatlarını riske atıyorlar, ve çoğu zaman ölüyorlar.يخاطرون بحياتهم من دون دفع أو تعويض، و غالباً ما يموتون.
Ücret veya tazminat almadan hayatlarını riske atıyorlar, ve çoğu zaman ölüyorlar.命を落とすことも珍しくありません 私は穴から這い上がり 家に帰れました
Ve burada yaptıkları zaman, bozuk parayı delikten içeriye atıyorlar ve bu onlara bir fıstık veriyor.A když tohle dělají a vrazí do mince, která spadne do otvoru, tak kdykoli se to stane, dostanou arašíd.
Ve burada yaptıkları zaman, bozuk parayı delikten içeriye atıyorlar ve bu onlara bir fıstık veriyor.A urobia to i tu, až tým nepošlú mincu dolu otvorom, a keď sa to stane, dostanú arašid.
Ve burada yaptıkları zaman, bozuk parayı delikten içeriye atıyorlar ve bu onlara bir fıstık veriyor.Itt is ezt teszik, és ez belök néhány érmét a nyílásba, amikor ez történik, kapnak egy mogyorót.
Ve burada yaptıkları zaman, bozuk parayı delikten içeriye atıyorlar ve bu onlara bir fıstık veriyor.Joku tönäisee kolikon aukkoon, ja silloin se saa pähkinän.
Ve burada yaptıkları zaman, bozuk parayı delikten içeriye atıyorlar ve bu onlara bir fıstık veriyor.동전 하나가 투입구에 우연히 떨어지자 땅콩이 나옵니다.
Ve burada yaptıkları zaman, bozuk parayı delikten içeriye atıyorlar ve bu onlara bir fıstık veriyor.Och de gör det här, och det knuffar ner mynten i myntinkastet, och när det händer får de en jordnöt.
Ve burada yaptıkları zaman, bozuk parayı delikten içeriye atıyorlar ve bu onlara bir fıstık veriyor.Og det gør de der, og det slår mønterne ned i sprækken, og når det sker, får de en jordnød.
Ve burada yaptıkları zaman, bozuk parayı delikten içeriye atıyorlar ve bu onlara bir fıstık veriyor.Questo spinge le monetine nella feritoia e quando questo succede ottengono una nocciolina.
Ve burada yaptıkları zaman, bozuk parayı delikten içeriye atıyorlar ve bu onlara bir fıstık veriyor.Robiąc tak, popychają monety do otworu, moneta wpada, dostają orzeszek.
Ve burada yaptıkları zaman, bozuk parayı delikten içeriye atıyorlar ve bu onlara bir fıstık veriyor.Si fac asta aici, si asta impinge moneda in deschizatura, si, ce se intampla, primesc o aluna.
Ve burada yaptıkları zaman, bozuk parayı delikten içeriye atıyorlar ve bu onlara bir fıstık veriyor.To počnejo tudi tukaj, zaradi česar kakšen kovanec zleti tudi v režo. In ko se to zgodi, dobijo arašid.
Ve burada yaptıkları zaman, bozuk parayı delikten içeriye atıyorlar ve bu onlara bir fıstık veriyor.Và chúng làm điều đó ở đây, khiến cho đồng xu rơi xuống rãnh, và khi điều đó xảy ra, chúng được một hạt lạc.
Ve burada yaptıkları zaman, bozuk parayı delikten içeriye atıyorlar ve bu onlara bir fıstık veriyor.Y lo hacen aquí, y tiran la moneda por la ranura, y cuando eso pasa, consiguen un maní.
Ve burada yaptıkları zaman, bozuk parayı delikten içeriye atıyorlar ve bu onlara bir fıstık veriyor.Від цієї дії монети потрапляють у щілину. І як тільки це трапляється - ворона отримує горіх.
Ve burada yaptıkları zaman, bozuk parayı delikten içeriye atıyorlar ve bu onlara bir fıstık veriyor.От такого действия монетки соскальзывают в щель. Как только это происходит, ворона получает орех.
Ve burada yaptıkları zaman, bozuk parayı delikten içeriye atıyorlar ve bu onlara bir fıstık veriyor.Правят го и тук и това запраща монетите в отвора и това, което се случва е, че получават фъстък.
Ve burada yaptıkları zaman, bozuk parayı delikten içeriye atıyorlar ve bu onlara bir fıstık veriyor.המטבעות נופלות לתוך החריץ והם מקבלים בוטן.
Ve burada yaptıkları zaman, bozuk parayı delikten içeriye atıyorlar ve bu onlara bir fıstık veriyor.ويفعلون ذلك هنا، وذلك يقرع العملة أسفل القطعة، وعندما يحدث هذا، يحصلون على فول سوداني.

İlgili Sayfalar