atılmak ile cümle
atılmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Tom hapse atılmak istemiyor.Tom doesn't want to be sent to prison.
Kaynak Avcıları, daha sonra İlk Bahçe'den yeni bir maceraya atılmak üzere ayrılırlar.The Source Hunters then leave the First Garden to embark on a new adventure.
Şirketler şimdiden nano keşifler ve icatlar üzerinde geniş kapsamlı patentlere atılmaktadır.Corporations are already taking out broad-ranging patents on nanoscale discoveries and inventions.
Reformlardan geri adımlar atılmak zorunda kalmıştır.Exceptions from the Reformations occurred.
17 yaşında iken oyunculuk hayatına atılmak için Los Angeles'a taşındı.At the age of 17, she moved to Los Angeles to pursue her career.
Borç geri ödenene kadar hapse atılmak oldukça insafsız bir uygulama.You can imagine the debtor's prison could be quite harsh.
Okuldan atılmakla tehdit edilmiş.She was basically threatened to be expelled from school.
Princeton'dan atılmaktan gurur duyuyorum.I'm a proud Princeton dropout.
Ekipten atılmak mı istiyorsun?Do you want to have your entire team pulled out?! Huh?!
Ve (onun sonu) cehenneme atılmaktır.And the roasting in Hell.
17 yaşında iken oyunculuk hayatına atılmak için Los Angeles'a taşındı.Sie zog im Alter von 17 Jahren nach Los Angeles um ihre Schauspielkarriere voran zu treiben.
Reformlardan geri adımlar atılmak zorunda kalmıştır.Sie warf die Reformen zurück.
İşten atılmaktan korkuyor.Il a peur d'être viré.
Chiwenga, kopya çekmek suçundan harp akademisinden atılmak üzereydi.Chiwenga faillit être renvoyé de l'université du personnel pour avoir triché.
SG-1 ekibi tüm kadrosuyla bu filmde yepyeni maceralara atılmaktadır.Les membres de SG-1 sont obligés de servir de consultants sur ce film, basé sur leurs aventures.
Bu geliş esnasında silah da atılmaktadır.Pour débarquer cette fois il doit se servir des armes.
Mahallede çöpler çöp tenekelerine atılmakta belediye ise haftada iki sefer çöpleri toplamaktadır.La recogida de basura es una responsabilidad del Ayuntamiento local, recogido dos veces por semana.
Bu nedenle okuldan atılmakla cezalandırılması gündeme gelmişti.Por ello fue castigado con la expulsión de la escuela.
Şirketler şimdiden nano keşifler ve icatlar üzerinde geniş kapsamlı patentlere atılmaktadır.Le aziende al riguardo stanno già tirando fuori brevetti estesi concernenti scoperte e invenzioni.
Bu arada hiç paraları kalmamıştır ve otelden atılmak üzeredirler.Siccome non hanno soldi per pagare, sono costretti a lavorare nell'albergo.
17 yaşında iken oyunculuk hayatına atılmak için Los Angeles'a taşındı.A 17 anni si trasferisce a Los Angeles per perseguire la carriera di attrice.
En ağır ceza gençlikten atılmaktır.A maior fonte de apoio ao Juventude.
Sonra şehirde ve kaleiçinde bulunan Burji memluklular toplatıldı ve hepsi hapise atılmak üzere toplandı.Dit buitengoed was voor hem en zijn gezin een geliefkoosd zomerverblijf en werd gebruikt voor de jacht.
Mahallede çöpler çöp tenekelerine atılmakta belediye ise haftada iki sefer çöpleri toplamaktadır.Afhankelijk van de gemeente kwam de vuilnisman tot wel zes maal per week aan de deur.
En ağır ceza gençlikten atılmaktır.Najmłodszy poseł na wylocie z PiS.
Bu geliş esnasında silah da atılmaktadır.I při tomto zatýkání se střílelo.
Reformlardan geri adımlar atılmak zorunda kalmıştır.Odstoupení od reforem nepřipadá v úvahu.
Nefes alıp verirken de filojiston vücut dışına atılmaktadır.Dacă tăceai, filosof rămâneai.
Syria TV, polislerin organlarının bir kısmının nehre atılmak üzere kesildiğini belirtti.A Syria TV azt állította, több rendőr holttestét megcsonkították, többeket a folyóba dobtak.
17 yaşında iken oyunculuk hayatına atılmak için Los Angeles'a taşındı.I en alder af 17 år flyttede hun til Los Angeles for at være skuespiller.
Hava bombası, genellikle uçaktan atılmak üzere tasarlanmış bir bomba türüdür.En lysbombe er en bombe som vanligvis slippes ut fra fly.
Bu geliş esnasında silah da atılmaktadır.Dalam Perang Naning juga senjata ini digunakan.
En ağır ceza gençlikten atılmaktır.Hukuman kurungan merupakan salah satu jenis hukuman yang lebih ringan dari hukuman penjara.
Türkiye'de üniversiteden atılmak yoktur.トルコでは大学から退学させられるということはない。
17 yaşında iken oyunculuk hayatına atılmak için Los Angeles'a taşındı.17歳の時に女優になる為にロサンゼルスに移る。
Mahallede çöpler çöp tenekelerine atılmakta belediye ise haftada iki sefer çöpleri toplamaktadır.ゴミの持ち込みが難しい高齢者には2ヶ月に1度ゴミの回収を行っている。
Sonra şehirde ve kaleiçinde bulunan Burji memluklular toplatıldı ve hepsi hapise atılmak üzere toplandı.また城内には銅製の武具と兵士が蓄えられ、弩も多く集められていた。
Reformlardan geri adımlar atılmak zorunda kalmıştır.改革里が改革洞に昇格。
Genelde kalabalık bir topluluk için hazırlanmış bir yemeğe sadece birkaç tohum atılmaktadır.一般的に、何点かの料理を1つの皿に盛るように区切られたランチプレートが用いられる。
Hava bombası, genellikle uçaktan atılmak üzere tasarlanmış bir bomba türüdür.航空機搭載爆弾(こうくうきとうさいばくだん)は、通常、航空機から想定した軌道を描いて空中から投下されるよう設計された爆弾である。
Bu arada hiç paraları kalmamıştır ve otelden atılmak üzeredirler.この時は一銭の報酬も受け取らず、ホテル宿泊代も自腹であった。
Şirketler şimdiden nano keşifler ve icatlar üzerinde geniş kapsamlı patentlere atılmaktadır.大公司已经垄断了纳米尺度发明与发现的广泛的专利。
Syria TV, polislerin organlarının bir kısmının nehre atılmak üzere kesildiğini belirtti.시리아 TV는 강으로 던져저 떠내려간 경찰관 시신 수 구를 수습했다고 보도했다.
Hava bombası, genellikle uçaktan atılmak üzere tasarlanmış bir bomba türüdür.항공기 탑재 폭탄은 일반적으로 항공기 에서 상정 한 궤도를 그리며 공중에서 투하하도록 설계된 폭탄이다.
Üniversite yıllarında evlendiği için, iş hayatına atılmak zorunda kaldı.대학 진학 후, 가업을 이어 받았고 고등학교 시절부터 연인 관계의 하루에와 결혼했다.
Bu arada hiç paraları kalmamıştır ve otelden atılmak üzeredirler.בשל כך, כספו אזל והוא מפונה מן המלון בו הוא חי.
Bu nedenle okuldan atılmakla cezalandırılması gündeme gelmişti.בשל כך הוא גורש מבית הספר באזהרה.
Ölümüyle ilgili çeşitli spekülasyonlar halen daha ortaya atılmaktadır.Špekulacije o naravi njegove smrti još uvijek ostaju otvorene.
Reformlardan geri adımlar atılmak zorunda kalmıştır.Za reforme su potrebna financijska sredstva.
En ağır ceza gençlikten atılmaktır.Je to najťažší trest v hádzanej.
Bedford, benim mukadder port için atılmak ere, bu endişesini bir konu oldu베드 포드, 내 운명 포트 떠나있을 오히려, 이건 관계의 문제가되었습니다
Bedford, benim mukadder port için atılmak ere, bu endişesini bir konu olduבדפורד, בטרם יכולתי לצאת לנמל המיועדים שלי, הוא הפך עניין של concernment
Bedford, benim mukadder port için atılmak ere, bu endişesini bir konu olduبيدفورد ، يحرث أتمكن من السير المتجهة الى ميناء بلدي ، أصبحت مسألة concernment
Bedford, benim mukadder port için atılmak ere, bu endişesini bir konu olduここで、私は食べて、その間寝ていた。
Bedford, oradan onların yolculuğa atılmak, o kadar iyi, ben, biri için ilgili olabilirBedford, odtiaľ sa pustiť do ich ceste, môže tiež byť príbuzných, ktoré som pre jedného,
Bedford, oradan onların yolculuğa atılmak, o kadar iyi, ben, biri için ilgili olabilirBedford, odtud se pustit do jejich cestě, může také být příbuzné, které jsem pro jednoho,
Bedford, oradan onların yolculuğa atılmak, o kadar iyi, ben, biri için ilgili olabilir베드 포드, 그때부터 그들의 항해에 착수하기 위해서는 물론, 내가 그런 한과 관련이있을 수 있습니다
Bedford, oradan onların yolculuğa atılmak, o kadar iyi, ben, biri için ilgili olabilirבדפורד, ומשם בטיול שלהם, זה עשוי גם להיות קשור, כי אני, למשל,
Bedford, oradan onların yolculuğa atılmak, o kadar iyi, ben, biri için ilgili olabilirبيدفورد ، ثم إلى الشروع في رحلتهم ، فإنه قد تكون ذات صلة أيضا أنني ، لأحد ،
Bedford, oradan onların yolculuğa atılmak, o kadar iyi, ben, biri için ilgili olabilirそうするのは思いもしませんでした。