atölyesi ile cümle
atölyesi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Daha sonra aile kendi dikiş atölyesini açtı.それから自分のスタジオを開いた。
Nino bir süre sonra bir dikiş atölyesinde iş buldu.ヴィンスはレストランにやっと職を見つけた。
1856 yılında kendi atölyesini açtı.」 1856年,他开办了自己的工作室。
1962 yılında kendi atölyesini açtı.他在1962年关闭了他的帽子店。
Prag'da film atölyesini tamamladı.他至今仍繼續在布拉格拍攝電影。
15 Kasım 1886 tarihinde Stuttgart'ta kendi 'Hassas Mekanik ve Elektroteknik Atölyesi' ni açtı.1886年11月15日,罗伯特·博世在德国斯图加特创办了“精密机械和电气工程车间”。
Mobilya atölyesinde çalışmaktadır.他们从事家具生意。
Bu tarihten sonra tablo ressamın atölyesinden ancak o öldükten sonra çıkabildi.在画家去世前,这幅画一直为他个人所有。
Çamaşırlık atölyesi olmuştu.洗衣店經營者。
TAKI, daha sonra kendi otomobil tamir atölyesine sahip oldu.도리는 이동 작업차를 이용하여 교각 상부에 세웠다.
Daha sonra Cugaşvili kendi atölyesini açtı.다른 편에선 토비가 차고를 열고 있었다.
Sabah güneş doğmakta iken Sachs atölyesinde bir büyük kitap okumaktadır.궁극 생물이 된 카즈에게 새벽의 태양이 떠오른다.
Ayrıca Amsterdam'da Uluslararası Tiyatro Atölyesi'nde oyunculuk dersi aldı.הוא גם למד משחק בסדנת התיאטרון הבינלאומית באמסטרדם.
Türkiye'deki tek santral atölyesi'ne sahiptir.זהו פסטיבל סרטי הנשים היחיד המתקיים בטורקיה.
Mobilya atölyesi vardır.בעל חנות רהיטים.
Mobilya atölyesinde çalışmaktadır.המשיך לעבוד במפעל רהיטים.
1925'te İhsan Özsoy'un heykel atölyesine geçti.ב-1995 חנכה את אצטדיון סנטנאריו.
15 Kasım 1886 tarihinde Stuttgart'ta kendi 'Hassas Mekanik ve Elektroteknik Atölyesi' ni açtı.На 15 ноември 1886 г. отваря собствена работилница за фина механика в Щутгарт.
1717'de Lazzarini'nin atölyesinden ayrıldı ve Fraglia ressamlar loncasına kabul edildi.Той напуска студиото на Лазарини през 1717 г., когато е приет в гилдията на венецианските художници „Фрагиа“.
1893'te Mailliol doğum kasabası olan Banyuls'ta bir dokuma duvar halısı atölyesi açtı.През 1893 г. той отваря работилница за гоблени в Банюл.
Ayrıca, Kadıköy Belediyesi Aile Danışma Merkezi'ne bağlı film atölyesinin yönetmenidir.Тя е единственият член на семейството, който решава да се занимава с кино.
Piaget, Cenevre’nin en önemli mücevher atölyesine evsahipliği yapar.Piaget posjeduje najvažniju draguljarsku radionicu u Ženevi.
Çamaşırlık atölyesi olmuştu.Počela izgradnja svlačionica.
Platoda kurulan dikim atölyesinde 1000'den fazla kostüm hazırlandı.U leksikon je uvršteno više od tisuću životopisa.
Atölyesine sık sık ve serbestçe gelen küçük çocukların erotik olan ve olmayan resimlerini yaptı.Gradska djeca u njegovim se djelima pojavljuju rijetko i njihovi su portreti beživotni i shematski.
2006 yılında Diyarbakır Sinema Atölyesi koordinatörü olarak çalışmaya başladı.Početkom 2012. godine preuzeo je stalno mjesto kao klavijaturist.
1864'te atölyesini yeni tutmuştu.Kazalište u 1864. godini.
15 yaşına geldiğinde bir marangoz atölyesinde çırak olarak çalışmaya başladı.Istovremeno, sa 15 godina radi kao telefonistica u jednoj automobilskoj tvrtci.
Eva'yı evine gönderir ve Valter'i kendi atölyesi içine zorla sürükleyerek sokar.Evu strčí do brány jej domu a Walthera vtiahne k sebe do dielne.
Kuruculuğunda bulunduğu Adana Tiyatro Atölyesi'nde çalıştı.Jedným bol ateliér, v ktorom pôsobil Š.
Daha sonra ise Mme Trélat de Vigny Atölyesi'nde Léon Bonnat ile birlikte çalıştı.V tom čase pracoval aj v ateliéri Léona Jausselyho.
1999 yılında Oyun Atölyesi'nin kuruluşunda yer aldı.Leta 2004 je ustanoviteljstvo nad gledališčem prevzema MOM.
Ayrıca küçük kilise yanında bir çömlek atölyesi (Çömlekhane) vardır.Prie bažnyčios yra mažas vienuolyno kluatras.
Nino bir süre sonra bir dikiş atölyesinde iş buldu.Ent Irvine jõudis korra poodiumilegi.
Ayrıca küçük kilise yanında bir çömlek atölyesi (Çömlekhane) vardır.Katedraali juures asub ka väike aed.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.A tak jsem si říkal, jaký je to zajímavý nápad a zařadil jsem ho do návrhářského workshopu.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.En omdat ik dit een interessant idee vond, besloot ik het op te nemen in een design workshop.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Eu pensei que seria uma ideia interessante e incorporei-a num "workshop" sobre projecto.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Ho quindi pensato che fosse un'idea interessante, e l'ho incorporata in un laboratorio sulla progettazione.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Jag tyckte idén var intressant, så jag tog med den i en designworkshop.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.J'ai trouvé que c'était une idée intéressante, alors je l'ai insérée dans un atelier de conception.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.아무튼 저는 이게임이 재미있을 것 같아 디자인 워크샾에서 한번 해봤습니다.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Pensé que era una idea interesante, y la incorporé a un taller de diseño.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Pomyślałem, że to interesujący pomysł, i włączyłem to w warsztaty projektowe.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Și deci am considerat că aceasta e o idee interesantă, și am încorporat-o într-un seminar de design.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Úgy gondoltam ez egy érdekes ötlet, és beépítettem egy tervező-tréningbe.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Und so dachte ich, dass dies eine interessante Idee ist und ich habe es in einen Design-Workshop verwandelt.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Έτσι σκέφτηκα πως ήταν μία ενδιαφέρουσα ιδέα, και την ενσωμάτωσα σε ένα εργαστήριο σχεδίου.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.І тому я подумав, що це цікава ідея та включив її у дизайнерський семінар.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Мне эта идея понравилась, и включил её в программу своих семинаров по дизайну.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.Така че си помислих, че това е интересна идея, и я включих в един дизайнерски семинар.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.ואני חשבתי שזה רעיון מעניין, ושילבתי את האתגר הזה בסדנת עיצוב.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.لذا فقد فكرت بأن هذه فكرة مثيرة، وقمت بتضمينها في ورشة عمل للتصميم.
Ben de bunun ilginç bir fikir olduğunu düşündüm, ve bunu bir tasarım atölyesine dâhil ettim.デザインの講習に組み込んでみました 大成功でした
Bir çömlek sanat atölyesinde başladım, herşey teker üzerinde yapılıyordu.제가 선택했던 햄버그에 있는 도예원은 예술 도예품을 만드는 곳이 었는데 그곳에서는 모든 도예품을 물레를 사용해서 만들었습니다.
Bir çömlek sanat atölyesinde başladım, herşey teker üzerinde yapılıyordu.Toen nam ik eerst deze baan in Hamburg, in een kunstpottenbakkerij waar alles werd gedaan aan de draaischijf.
Bir çömlek sanat atölyesinde başladım, herşey teker üzerinde yapılıyordu.Więc podjęłam pracę w Hamburgu przy ceramice artystycznej, gdzie wszystko się robiło na kole.
Bir çömlek sanat atölyesinde başladım, herşey teker üzerinde yapılıyordu.כך לקחתי את העבודה בהמבורג, בקדרות אומנותית שם הכל נעשה על האובניים,
Bir çömlek sanat atölyesinde başladım, herşey teker üzerinde yapılıyordu.بعدها أخذت أولاً هذه الوظيفة في هامبورغ، في مشغل فني للفخار حيث كان كل شيء مصنوع على العجلة
Bir çömlek sanat atölyesinde başladım, herşey teker üzerinde yapılıyordu.すべてが ろくろ で行われ 何人かの陶器作家と一緒に 工房で働きました
İlgili Sayfalar