İşte at arabasına geri döndük.Donc nous voilà de retour au stade de la voiture à cheval.
İşte at arabasına geri döndük.Dus hier zijn we terug bij het paard en rijtuig.
İşte at arabasına geri döndük.Eccoci, dunque, di nuovo al cavallo col calesse.
İşte at arabasına geri döndük.Então, voltamos ao cavalo e à charrete.
İşte at arabasına geri döndük.Giờ ta quay lại với con ngựa và chiếc xe ngựa.
İşte at arabasına geri döndük.Hier wären wir also wieder beim Pferd mit Pferdekutsche.
İşte at arabasına geri döndük.Jadi ini kita balik ke kuda dan keretanya.
İşte at arabasına geri döndük.그럼 이제 말과 마차로 돌아가 봅시다.
İşte at arabasına geri döndük.Więc wracamy do konnego powozu.
İşte at arabasına geri döndük.Y aquí volvemos al caballo y la calesa.
İşte at arabasına geri döndük.Έτσι,βρισκόμαστε πίσω στο άλογο και στην άμαξα.
İşte at arabasına geri döndük.Ето ни обратно при коня и файтона.
İşte at arabasına geri döndük.Отже, ми знову повертаємось до коней і екіпажей.
İşte at arabasına geri döndük.Таким образом, мы вернулись к лошадям и коляскам.
İşte at arabasına geri döndük.אז הנה אנחנו שבים אל הסוס והכרכרה.
İşte at arabasına geri döndük.إذاً ها نحن عائدون مرة أخرى للخيول والعربات التي تجرها الدواب.
İşte at arabasına geri döndük.私は 20世紀の発明に
(Kahkaha) 1845'te Amerikalılar at arabası ile yolculuk ediyordu.(웃음) 1845년이면 미국인들은 마차로 이동하곤 했었죠.
(Kahkaha) 1845'te Amerikalılar at arabası ile yolculuk ediyordu.1845年 アメリカ人は 馬や馬車で旅をしていました 私も乗ってますね
(Kahkaha) 1845'te Amerikalılar at arabası ile yolculuk ediyordu.(Gelach) In 1845 reisden Amerikanen met paard en wagen.
(Kahkaha) 1845'te Amerikalılar at arabası ile yolculuk ediyordu.(Lachen) 1845 reisten die Amerikaner mit Pferd und Wagen.
(Kahkaha) 1845'te Amerikalılar at arabası ile yolculuk ediyordu.(Râsete) În 1845, Americanii călătoreau cu calul şi trăsura.
(Kahkaha) 1845'te Amerikalılar at arabası ile yolculuk ediyordu.(Rires) En 1845, les Américains se déplaçaient à cheval et en calèche.
(Kahkaha) 1845'te Amerikalılar at arabası ile yolculuk ediyordu.(Risas) En 1845, los estadounidenses viajaban a caballo y en calesa.
(Kahkaha) 1845'te Amerikalılar at arabası ile yolculuk ediyordu.(Risate) Nel 1845, gli Americani si spostavano con cavalli e carrozze.
(Kahkaha) 1845'te Amerikalılar at arabası ile yolculuk ediyordu.(Śmiech) Wtedy podróżowano powozami.
(Kahkaha) 1845'te Amerikalılar at arabası ile yolculuk ediyordu.(Tiếng cười) Năm 1845, người Mỹ đi lại bằng ngựa và xe ngựa.
(Kahkaha) 1845'te Amerikalılar at arabası ile yolculuk ediyordu.(Смех) В 1845 году американцы передвигались на конных повозках.
(Kahkaha) 1845'te Amerikalılar at arabası ile yolculuk ediyordu.(Смях) През 1845 година американците пътували с коне и каруци.
(Kahkaha) 1845'te Amerikalılar at arabası ile yolculuk ediyordu.(צחוק) ב 1845, אמריקאים התניידו בעזרת סוסים ועגלות.
(Kahkaha) 1845'te Amerikalılar at arabası ile yolculuk ediyordu.(ضحك) في عام 1845، كان الأمريكيون يسافرون على الأحصنة والعربات
(Kahkaha) 1845'te Amerikalılar at arabası ile yolculuk ediyordu.(笑聲) 1845 年嘅美國人以馬車作為交通工具
Onu kesip, eğip bükerek at arabası haline getirdim.Ik sneed het, boog het, en maakte er een strijdwagen van.
Onu kesip, eğip bükerek at arabası haline getirdim.자르고 구부리고 해서 이 경마차를 만들었죠.
Onu kesip, eğip bükerek at arabası haline getirdim.La corté, la doblé en círculo, y la convertí en el carro.
Onu kesip, eğip bükerek at arabası haline getirdim.L'ho tagliata, l'ho piegata e l'ho avvolta attorno al carro.
Onu kesip, eğip bükerek at arabası haline getirdim.Si l-am taiat, l-am curbat, si l-am transformat intr-o caleașcă.
Onu kesip, eğip bükerek at arabası haline getirdim.Tôi uốn tròn nó, và làm thành cỗ xe ngựa.
Onu kesip, eğip bükerek at arabası haline getirdim.Tú som rezal a ohýbal až z nej bol koč.
Onu kesip, eğip bükerek at arabası haline getirdim.Und ich bog es rund, und formte daraus den Kampfwagen.
Onu kesip, eğip bükerek at arabası haline getirdim.Изрязах я, огънах я и направих от нея колесница.
Onu kesip, eğip bükerek at arabası haline getirdim.И я его разрезал, загнул, и превратил в колесницу.
Onu kesip, eğip bükerek at arabası haline getirdim.וחתכתי אותו, כופפתי אותו, ועשיתי ממנו את המרכבה.
Onu kesip, eğip bükerek at arabası haline getirdim.وقطعتها ثم طويتها بشكل دائري وصنعت منها العربة
Onu kesip, eğip bükerek at arabası haline getirdim.馬車をつくり上げた 馬はナイロン製
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.Akkoriban, amikor mi indiaiak utazni szerettünk volna, felpattantunk egy szekérre és átvágtattunk az égen.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.A quel tempo, quando noi Indiani avevamo voglia di viaggiare balzavamo su un carro e attraversavamo i cieli.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.En aquellos días cuando los indios queríamos viajar saltábamos a un carro y surcábamos el cielo.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.In die tijd, wanneer wij Indiërs wilden reizen, sprongen we in een wagen en vlogen we rond in de lucht.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.옛날에는 우리 인도 사람들이 여행을 하고 싶으면 전차를 타고 하늘을 가로질러 날라갔지요.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.Pe vremuri, când noi indienii voiam să călătorim, săream într-o caleașcă și zburam peste ceruri.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.Saat itu, saat kita, orang India, hendak bepergian kita naik kereta kuda dan melintasi langit.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.Så förr i tiden, när vi indier ville resa så hoppade vi in i en vagn och flög iväg över himlen.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.Tehdy, když jsme my Indové chtěli cestovat, zapřáhli jsme vůz a rozjeli se s větrem o závod.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.Thời đó, khi người Ấn chúng tôi muốn đi lại chúng tôi sẽ nhảy vào một cỗ xe ngựa và phóng vèo qua bầu trời.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.Voľakedy, keď sme my Indovia chceli cestovať, naskočili sme do voza a leteli ozlomkrky.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.Wenn wir Inder damals reisen wollten, sprangen wir in einen Wagen und schwirrten über den Himmel.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.Wtedy, gdy ktoś z nas chciał podróżować, wskakiwał w rydwan i pędził przez nieboskłon.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.Τότε, λοιπόν, όταν εμείς οι Ινδοί θέλαμε να ταξιδέψουμε παίρναμε ένα άρμα και απογειωνόμασταν.
O zamanlar, biz Hintliler seyahat etmek istediğimizde iki tekerlekli at arabasına atlayıp gökyüzüne uçardık.В ті дні, якщо індуси хотіли подорожувати, вони стрибали в колісницю і мчали по небу.