Ana içeriğe geç
Sözlük

astronot ile cümle

astronot kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Evet. - Evet, biz astronotuz!Ya, kami angkasawan!
- Evet, hepimiz astronotuz. Bu, bir ulusal güvenlik sorunu, adamım.Está a interferir com a segurança nacional.
- Evet, hepimiz astronotuz. Bu, bir ulusal güvenlik sorunu, adamım.Está metiéndose con la seguridad nacional.
- Evet, hepimiz astronotuz. Bu, bir ulusal güvenlik sorunu, adamım.Podważasz bezpieczeństwo kraju, stary!
- Evet, hepimiz astronotuz. Bu, bir ulusal güvenlik sorunu, adamım. Yarın sabah hepiniz kovulacaksınız.כאן NNC בשידור חי מפלורידה. זה עתה נודע .לנו שבנאס"א הוכרז מצב-חירום צבאי
- Evet, hepimiz astronotuz. Bu, bir ulusal güvenlik sorunu, adamım.Бъркате се в националната сигурност.
- Evet, hepimiz astronotuz. Bu, bir ulusal güvenlik sorunu, adamım.Бъркате се в националната сигурност.
- Evet, hepimiz astronotuz.-Tất cả chúng tôi!
- Evet, hepimiz astronotuz.Vsi smo.
- Evet, hepimiz astronotuz.Ya, kita semua angkasawan.
Hasara sebep olanın hız olmadığını unutmayın, çünkü astronotlar Apollo 10'da hayatta kalmışlardı.Apollo 10 에서 생존한 우주인으로부터 알수 있듯이 손상을 야기하는 것은 속도가 아니고,
Hasara sebep olanın hız olmadığını unutmayın, çünkü astronotlar Apollo 10'da hayatta kalmışlardı.C'est la même chose pour le reste du corps.
Hasara sebep olanın hız olmadığını unutmayın, çünkü astronotlar Apollo 10'da hayatta kalmışlardı.Nicht die Geschwindigkeit richtet den Schaden an; die Astronauten von Apollo 11 überlebten.
Hasara sebep olanın hız olmadığını unutmayın, çünkü astronotlar Apollo 10'da hayatta kalmışlardı.Nie sama prędkość powoduje uszkodzenie, bo astronauci przeżyli podróż promem Apollo 10.
Hasara sebep olanın hız olmadığını unutmayın, çünkü astronotlar Apollo 10'da hayatta kalmışlardı.Помните, не скорость наносит ущерб, ведь астронавты выжили в "Аполлоне-10".
Hasara sebep olanın hız olmadığını unutmayın, çünkü astronotlar Apollo 10'da hayatta kalmışlardı.זכרו, זה לא המהירות שגורמת לנזק מפני שאסטרונאוטים שרדו את אפולו 10,
Hasara sebep olanın hız olmadığını unutmayın, çünkü astronotlar Apollo 10'da hayatta kalmışlardı.تذكر، ليست السرعة هي المسببة للضرر لأن رواد الفضاء في مكوك أبولو 10 لا يزالون على قيد الحياة
Hasara sebep olanın hız olmadığını unutmayın, çünkü astronotlar Apollo 10'da hayatta kalmışlardı.アポロ10号の宇宙飛行士たちは 無事帰還したからね 加速や
Hayatımda tanıdığım en cesur adamın kızının... ...elini sıkmama izin verin. Merhaba, astronotum.Chcę uścisnąć dłoń córki najdzielniejszego z ludzi.
Hem astronotlar, hem de aquanotlar havanın, gıdanın, suyun ve sıcaklığın değerini gerçekten bilirler.우주비행사와 수중탐사자는 공기, 음식, 물, 기온 등 우주공간 또는 바다속에서 지내기 위해 필요한 모든 것들에 대해
Hem astronotlar, hem de aquanotlar havanın, gıdanın, suyun ve sıcaklığın değerini gerçekten bilirler.Астронавты и акванавты похожи в том, что они действительно ценят важность воздуха, еды, воды, температуры,
Hem astronotlar, hem de aquanotlar havanın, gıdanın, suyun ve sıcaklığın değerini gerçekten bilirler.אסטרונאוטים ואקוונאוטים כאחד מאד מעריכים את חשיבות האוויר, האוכל, המים, הטמפרטורה,
Hem astronotlar, hem de aquanotlar havanın, gıdanın, suyun ve sıcaklığın değerini gerçekten bilirler.رواد الفضاء ورواد البحار وما شابههم يقدرون بالفعل أهمية الهواء، الغذاء، والحرارة،
Hem astronotlar, hem de aquanotlar havanın, gıdanın, suyun ve sıcaklığın değerini gerçekten bilirler.空気 食物 水 温度など 生きるために必要なものの重要性を熟知しています
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.우주인들은 각자 개인 장비속에 10개정도의 비단 깃발을 챙겨 갔었습니다.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.10枚程の旗を、自分たちの持ち物の中に含め 持ち帰り、額装していました
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Az űrhajósok valamennyien magukkal vihettek tíz selyemzászlót a személyes poggyászukban.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Cada astronauta pudo llevar cerca de diez banderas en sus kits personales.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Chaque astronaute avait le droit d'emporter environ dix drapeaux de soie dans leur bagage personnel.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Ciascuno degli astronauti doveva portare dieci bandiere di seta nel proprio kit personale.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.De astronauten hadden elk ongeveer tien zijden vlaggen in hun persoonlijke uitrusting.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Fiecare astronaut a avut asupra sa aproximativ zece steaguri de mătase, în bagajele personale.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Jeder der Astronauten musste ungefähr zehn Flaggen aus Seide in seiner persönlichen Ausrüstung mitnehmen.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Každý astronaut niesol asi desať hodvábnych vlajok vo svojom osobnom batohu.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Każdy z astronautów trzymał dziesięć jedwabnych flag w osobistym wyposażeniu.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Mỗi phi hành gia mang theo khoảng 10 lá cờ lụa trong hộp dụng cụ cá nhân của họ.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Setiap astronot harus membawa sekitar sepuluh bendera sutra dalam bawaan pribadi mereka.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Všichni astronauti museli vzít s sebou asi deset hedvábných vlajek.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Κάθε αστροναύτης μετέφερε περίπου δέκα μεταξωτές σημαίες στον εξοπλισμό του.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.Кожен з космонавтів повинен був везти з десяток шовкових стягів в особистому пакунку.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.У каждого астронавта было примерно по десять шелковых флагов в личной экипировке.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.האסטרונאוטים קיבלו כל אחד בערך עשרה דגלי- משי בערכות האישיות שלהם.
Her bir astronot, kişisel eşyalarının arasında yaklaşık on tane ipek bayrak taşıdı.حمل كل من رواد الفضاء حوالي عشرة أعلام من الحرير في حقائبهم الشخصية.
- Hoşçakal, küçük astronot.-Đến lúc anh đi rồi.
- Hoşçakal, küçük astronot. Dur, bebeğim. Hayır, hayır.أوه لا ترحلى أننى ذاهب إلى الفضاء ولن أعود
- Hoşçakal, küçük astronot. Dur, bebeğim.- Niet weggaan...
- Hoşçakal, küçük astronot. Dur, bebeğim.Не си отивай!
- Hoşçakal, küçük astronot.Está na hora de ir.
- Hoşçakal, küçük astronot.Hora de que me vaya.
- Hoşçakal, küçük astronot.- Nu, nu!
- Hoşçakal, küçük astronot.- Odhajam.
- Hoşçakal, küçük astronot.Pars pas !
Kennedy, yüzde yüzdeyiz. Flap kontroleri açık. Eve hoşgeldiniz, astronotlar.Kennedy, podchodzimy do lądowania. <i>Witajcie w domu.</i>
Merhaba, astronotum.Ahoj, astronaute!
Merhaba, astronotum.Bună. - Oh, Doamne!
Merhaba, astronotum.-Chúa ơi!
Merhaba, astronotum.- Ciao, astronauta!
Merhaba, astronotum.- Hallo, Astronaut!
Merhaba, astronotum.Hello.
Merhaba, astronotum.Hola, astronauta.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod