Yani ben aslanlardan bu kadar nefret ederek büyüdüm.لذا نشأت وأنا أكره الأسود بشكل كبير.
Yani ben aslanlardan bu kadar nefret ederek büyüdüm.モラン達はマサイの戦士で-
Yani burası gerçek bir çöl, Sadece penguenler için değil deniz aslanları ve deniz iguanaları içinde.C'est un vrai désert non seulement pour les pingouins mais aussi pour les lions de mer et les iguanes de mer.
Yani burası gerçek bir çöl, Sadece penguenler için değil deniz aslanları ve deniz iguanaları içinde.Do do, noi này thực sự trở thành sa mạc không chỉ cho loài chim cánh cụt, sư tử biển và cả kỳ đà biển
Yani burası gerçek bir çöl, Sadece penguenler için değil deniz aslanları ve deniz iguanaları içinde.Es ist eine richtige Wüste, nicht nur für die Pinguine, Seelöwen und Meerechsen.
Yani burası gerçek bir çöl, Sadece penguenler için değil deniz aslanları ve deniz iguanaları içinde.Het is dan een echte woestijn en niet alleen voor de pinguïns, zeeleeuwen en de zeeleguanen.
Yani burası gerçek bir çöl, Sadece penguenler için değil deniz aslanları ve deniz iguanaları içinde.Przypomina to pustynię, dla pingwinów, lwów morskich i iguan morskich.
Yani burası gerçek bir çöl, Sadece penguenler için değil deniz aslanları ve deniz iguanaları içinde.Quindi è un vero deserto non solo per i pinguini, i leoni marini o le iguane marine.
Yani burası gerçek bir çöl, Sadece penguenler için değil deniz aslanları ve deniz iguanaları içinde.Така че е истинска пустиня не само за пингвините, морските лъвове и морските игуани.
Yaptığımız araştırmalar göstermiştir ki... ...bu aslanlar birinci derecede önemlidir.2,30마리의 사자들이 죽게됩니다. 데렉 : 저희가 조사 후 깨달은 사실은 사자들은 자연에 필요하단 거였습니다.
Yaptığımız araştırmalar göstermiştir ki... ...bu aslanlar birinci derecede önemlidir.Deci, ce au arătat investigaţiile noastre e că aceşti lei sunt esenţiali.
Yaptığımız araştırmalar göstermiştir ki... ...bu aslanlar birinci derecede önemlidir.Dereck: Nasze badania pokazały, że te lwy mają kluczowe znaczenie.
Yaptığımız araştırmalar göstermiştir ki... ...bu aslanlar birinci derecede önemlidir.DJ: Ciò che i nostri studi hanno mostrato è che questi leoni sono fondamentali.
Yaptığımız araştırmalar göstermiştir ki... ...bu aslanlar birinci derecede önemlidir.DJ: Naše výskumy teda ukázali, že tieto levy sú nepostrádateľné.
Yaptığımız araştırmalar göstermiştir ki... ...bu aslanlar birinci derecede önemlidir.DJ: Những nghiên cứu của chúng tôi cho thấy rằng những con sư tử này thật sự cần thiết.
Yaptığımız araştırmalar göstermiştir ki... ...bu aslanlar birinci derecede önemlidir.DJ : Nos enquêtes ont donc montré que ces lions sont essentiels.
Yaptığımız araştırmalar göstermiştir ki... ...bu aslanlar birinci derecede önemlidir.DJ: Tehát amit a kutatásaink mutattak, az az, hogy ezek az oroszlánok nélkülözhetetlenek.
Yaptığımız araştırmalar göstermiştir ki... ...bu aslanlar birinci derecede önemlidir.DJ: Wat ons onderzoek heeft aangetoond, is dat deze leeuwen essentieel zijn.
Yaptığımız araştırmalar göstermiştir ki... ...bu aslanlar birinci derecede önemlidir.Nuestras investigaciones han demostrado que estos leones son esenciales.
Yaptığımız araştırmalar göstermiştir ki... ...bu aslanlar birinci derecede önemlidir.Was unsere Untersuchungen gezeigt haben, ist, dass diese Löwen essenziell sind.
Yaptığımız araştırmalar göstermiştir ki... ...bu aslanlar birinci derecede önemlidir.Από ό,τι έχουν δείξει οι έρευνές μας λοιπόν, τα λιοντάρια είναι απαραίτητα.
Yaptığımız araştırmalar göstermiştir ki... ...bu aslanlar birinci derecede önemlidir.ДЖ: Наше досліждження показало, що леви є життєво необхідними.
Yaptığımız araştırmalar göstermiştir ki... ...bu aslanlar birinci derecede önemlidir.Наши исследования показали, что это львынеобходимы.
Yaptığımız araştırmalar göstermiştir ki... ...bu aslanlar birinci derecede önemlidir.Така че това, което нашите проучвания показват е, че лъвовете са от съществено значение.
Yaptığımız araştırmalar göstermiştir ki... ...bu aslanlar birinci derecede önemlidir.באיזשהו מקום מרוחק. דרק:מה שהחקירה שלנו גילתה, זה שהאריות הם חיוניים.
Yaptığımız araştırmalar göstermiştir ki... ...bu aslanlar birinci derecede önemlidir.احد الجدران في مكان بعيد جداً ديريك : وقد اشارات تحرياتنا ان هذه الاسود محورية جدا
Yaptığımız araştırmalar göstermiştir ki... ...bu aslanlar birinci derecede önemlidir.私たちの調査からわかったのは ライオンは大切な存在であることです この生息地には欠かせません
Yöneticileri kükreyen aslanlar, Önderleri akşam gezen aç kurtlar gibi, Sabaha bir şey bırakmazlar.Fyrsterne i dens Midte er brølende Løver, dens dommere som Ulve ved Kvæld, der ej levner til Morgen;
Yöneticileri kükreyen aslanlar, Önderleri akşam gezen aç kurtlar gibi, Sabaha bir şey bırakmazlar.Knížata jeho jsou u prostřed něho lvové řvoucí, soudcové jeho vlci večerní, nehryzou kostí až do rána.
Yöneticileri kükreyen aslanlar, Önderleri akşam gezen aç kurtlar gibi, Sabaha bir şey bırakmazlar.그 가운데 방백들은 부르짖는 사자요 그 재판장들은 이튿날까지 남겨 두는 것이 없는 저녁 이리요
Yöneticileri kükreyen aslanlar, Önderleri akşam gezen aç kurtlar gibi, Sabaha bir şey bırakmazlar.Князья его посреди него – рыкающие львы, судьи его – вечерние волки, не оставляющие до утра ни одной кости.
Yöneticileri kükreyen aslanlar, Önderleri akşam gezen aç kurtlar gibi, Sabaha bir şey bırakmazlar.Първенците всред него са рикаещи лъвове, Съдиите му вечерни вълци, Които не остават нищо за заранта.
Yöneticileri kükreyen aslanlar, Önderleri akşam gezen aç kurtlar gibi, Sabaha bir şey bırakmazlar.שריה בקרבה אריות שאגים שפטיה זאבי ערב לא גרמו לבקר׃
Yöneticileri kükreyen aslanlar, Önderleri akşam gezen aç kurtlar gibi, Sabaha bir şey bırakmazlar.رؤساؤها في وسطها اسود زائرة. قضاتها ذئاب مساء لا يبقون شيئا الى الصباح.
Yöneticileri kükreyen aslanlar, Önderleri akşam gezen aç kurtlar gibi, Sabaha bir şey bırakmazlar.他 中 間 的 首 領 是 咆 哮 的 獅 子 . 他 的 審 判 官 是 晚 上 的 豺 狼 、 一 點 食 物 、 也 不 留 到 早 晨
Yöneticileri kükreyen aslanlar, Önderleri akşam gezen aç kurtlar gibi, Sabaha bir şey bırakmazlar.他 中間 的 首領是 咆哮 的 獅子 . 他 的 審判官 是 晚上 的 豺狼 、 一 點 食物 、 也不 留到 早晨