aslında ile cümle

aslında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O, aslında bir yalancı değil.He is not a liar at heart.
O, aslında nazik bir insandır.He is a kind man at heart.
O yalan söylemedi. Aslında bütün gerçeği söyledi.He didn't tell a lie. As a matter of fact, he told the whole truth.
Aslında havyar yemedi.He hasn't actually eaten caviar.
O bir öğretmen olarak çalışıyor fakat aslında bir casus.He works as a teacher, but actually he is a spy.
O, fakir olmaktan çok uzak, aslında çok parası var.He is far from poor, in fact he has a lot of money.
Sert gözüküyor, ama aslında çok kibardır.He looks stern, but actually he's very kind.
O onun biri olduğunu düşünüyor ama aslında hiç kimse değil.He thinks he is somebody, but really he is nobody.
Aslında Amerika'da bulunmadı.He hasn't actually been to America.
Genç görünüyor ama aslında kendisi kırkın üzerinde.He looks young, but actually he is over forty.
O, aslında naziktir.He is kind at heart.
O, aslında iyi bir adam.He is a good man at heart.
Sakin gözüküyordu, ama aslında çok gergindi.He looked calm, but actually he was very nervous.
O aslında nazik bir insandır.He is basically a nice man.
Aslında onların hepsi iyi insanlar.They are all good men at heart.
Aslında onu sevmiyorum, sadece ilginç buluyorum.It's not that I seriously like him. I just find him very attractive.
Aslında ailesi onun arkadaşları hakkında hiç bir şey bilmiyordu.Her family, as a matter of fact, knew nothing about her friends.
Aslında Deal'de yaşamıyor.She doesn't actually live in Deal.
O ondan nefret etmez. Aslında onu sever.She doesn't hate him. In fact, she loves him.
Aslında sadece uyuyor görünüyordu.She was only pretending to be asleep.
Kaybettiği zaman, aslında kazanırsın.When you lose, you actually win.
Aslında o hoş bir adam.In fact, he is a nice fellow.
Aslında, balın yaratıcıları çiçeklerdir.In effect, flowers are the creators of honey.
Pek çok şey sözde kolaydır, fakat gerçekleştirmesi aslında zordur.Many things are easy to talk about, but difficult to actually carry out.
Aslında bu benim dördüncü sorum olacak.Actually this will be my fourth question.
Sağlıklı bir merak, aslında güzel bir şeydir.A healthy curiosity is truly a fine thing.
Aslında ofiste ne yaparsın?What do you actually do in the office?
Onun hastalığı aslında ruhsaldı.His illness was mainly psychological.
Xiaoming Wang, Amerika'ya hiç gitmedi. Aslında önümüzdeki yıl gitmek istiyor.Xiaoming Wang has never been to America. He really wants to go next year.
Hemşire olduğunu düşündüğüm kadının aslında doktor olduğunu öğrendim.I found out that the woman I thought was a nurse was actually a doctor.
Aslında ben de gitmek isterim.Actually, I'd also like to go.
Aslında bir üniversite öğretmeniyim.I'm actually a university teacher.
Aslında, o yalan söyledi.In fact she lied.
Kurgu romanları gerçeklikten daha çok satar. Aslında gerçeklik hiç satmıyor.Fiction novels sell better than reality. In fact, reality doesn't sell at all.
O genç görünüyor, ama o aslında senden daha yaşlıdır.She looks young, but she's actually older than you are.
Aslında bu filmi daha önce izledim.Actually, I've seen this movie before.
"Irkçı değilim, ama" ile başlayan her cümle aslında büyük ihtimalle çok ırkçıdır.Every sentence that starts with "I'm not racist, but" is likely to be very racist indeed.
Aslında Marie Curie Fransız değil, Polonyalıdır.In fact, Marie Curie is Polish, not French.
Bu aslında ne anlama geliyor?What does it actually mean?
Bazı insanlar aslında kayalar toplarlar.Some people actually collect rocks.
Ve aslında bu projenin herkese ihtiyacı var.And actually, this project needs everyone.
Aslında artık kurşunlu benzini satan var mı?Does anyone actually sell leaded gasoline anymore?
Aslında oğlan bunu yapacaktı.The boy actually was going to do it.
Aslında, o da onu seviyordu.In fact, he too loved her.
Aslında o haksızlıktan dolayı suçlu muydu?Was he, in fact, guilty of wrongdoing?
O aslında serbest piyasa sistemini destekledi.He basically supported the free market system.
Aslında, Grant kabul etmedi.In fact, Grant did not agree.
Aslında hiç kiliseye gitmezdi.He didn't really go to the church.
O, ona karşı kibar değildir. Aslında, o kimseye karşı kibar değildir.She isn't kind to him. In fact, she's not kind to anyone.
Aslında kocam bizim düğün pastamızın birazını yediği için şaşırdım.I was surprised because my husband actually ate some of our wedding cake.
Şu an Helsinki'de yaşıyorum ama aslında Kuopioluyum.I now live in Helsinki, but I'm originally from Kuopio.
Tom aslında Boston şehri sınırları içinde yaşamıyor.Tom doesn't actually live within Boston city limits.
Tom aslında neredeyse hiç çalışmıyor.Tom actually hardly ever studies.
İster inanın ister inanmayın, ben aslında resim çizebilirim.Believe it or not, I can actually draw.
Aslında, bunun için sana teşekkür etmeliyim.In fact, I should thank you for this.
Aslında onu çok seviyorum.As a matter of fact, I love him very much.
O, genç görünüyor fakat aslında o senden daha yaşlıdır.She looks young, but actually she's older than you are.
Tom uzun süre konuştu fakat aslında çok şey söylemedi.Tom talked for a long time, but didn't really say much.
Tom aslında Mary'nin yaptığı aynı şeyi yapar.Tom does basically the same thing as Mary does.
Ben aslında ekim ayında eve dönüyorum.I'm actually coming home in October.
İlgili Sayfalar