Yarışma aslında ne iyi ne de kötü.Competition is neither good nor evil in itself.
Aslında kazayı görmedik.We didn't actually see the accident.
Aslında biz kazayı gördük.We actually saw the accident.
Aslında toplantı önümüzdeki cumartesi için planlandı.Originally the meeting was planned for next Saturday.
Ben onu sanki dünmüş gibi hatırlıyorum ama aslında on beş yıl önceydi.I remember it as if it were yesterday, but in reality it was fifteen years ago.
Ama o aslında çok güçlüdürBut it's very strong actually.
Aslında hemen şu an başlamak iyi bir fikir olabilir.Actually it might be a good idea to start right now.
Aslında düşündüğüm odur.Actually, that's what I thought.
Aslında bir zaman sorunu.It is essentially a question of time.
Aslında senin hatan.It is in fact your fault.
İş aslında bitti.The work is actually finished.
Film bize güldürdü ama aslında izlemek heyecan verici değildi.The film made us laugh, but it was not really exciting to watch.
Şu üzümler tatlı görünüyor ama aslında onlar ekşiler.Those grapes look sweet, but in fact they're sour.
Suzan aslında senin üvey kardeşindir.Susan is actually your half sister.
Paranın, aslında, hiçbir anlamı yok.Money, as such, has no meaning.
Eri'nin çantası ağır gözükmesine rağmen, aslında oldukça hafiftir.Although Eri's suitcase looks heavy, it's actually very light.
Aslında benimle ilk kez karşılaştığında ne düşündün?What did you think when you actually met me for the first time?
Aslında, o bile onu seviyordu.In fact, he even loved her.
Aslında o öğrenci İngilizceden tam not aldı.That student actually got full marks in English.
Şey... Aslında hastayım.Well... actually, I'm sick.
Biz genellikle, bizimkinin aslında trajik bir çağ olduğunun söylenildiğini duyuyoruz.We often hear it said that ours is essentially a tragic age.
Aslında bugün yanımda hiç param yok.As it happens, I don't have any money with me today.
İşinden zevk alan bazı insanlar var, aslında onlar çalışmayı seviyor.There are some people who enjoy work - in fact, they love to work.
Aslında sürmeye yoğunlaşarak iyi sürücüler olmayız.We do not become good drivers by concentrating on driving as such.
Ondan çok hoşlanmıyorum, ben aslında ondan nefret ediyorum,I don't like him much, in fact I hate him.
Onu ismen tanıyorum ama aslında onunla hiç konuşmadım.I know him by name but I have never actually spoken to him.
Aslında deniz bu yüzyılın başlangıcından beri on santimetre yükseldi bile.In fact, the sea has already risen 10 centimeters since the beginning of this century.
Aslında onun hakkında hiç bir şey bilmiyorum.As a matter of fact, I know nothing about him.
Aslında o, mesele ile ilgili çok az şey biliyor.As a matter of fact, he knows very little of the matter.
Aslında o benimle aynı fikirde değil.As a matter of fact, he doesn't agree with me.
Aslında trafik kazasına şahit olmadım.Actually, I did not witness the traffic accident.
Aslında, henüz hiç mektup almadım.Actually, I haven't gotten any letters yet.
Aslında, yerleşik halk radyoaktif ışınlara maruz kalmaktadır.In fact, the inhabitants have been exposed to radioactive rays.
Aslında, o planlar hakkında bir şey bilmiyordum.Actually, I didn't know anything about those plans.
Aslında hiç New York'ta bulunmadı.In fact, he has never been to New York.
Aslında, senden bir iyilik istiyorum.Actually, I have a favor to ask of you.
Aslında, bu konuda hiçbir şey duymadım.The fact is, I have heard nothing about it.
Aslında onun hakkında bir şey bilmiyorum.In fact I don't know anything about it.
Aslında o sadece bir söylentiydi.Actually it was only a rumor.
Aslında, o sadece bir söylentiydi.Actually, it was only a rumor.
Aslında sen oldukça haklısın.In fact, you are quite right.
Aslında kendimizi yenilgiye hazırlamıştık.Actually, we had prepared ourselves for defeat.
Aslında, onu yaptım.As a matter of fact, I did it.
Aslında onu sevmiyorum.The fact is I do not love her.
Aslında o iyi yüzemez.In fact, he can't swim well.
Aslında sınava bile girmedi.The fact is that he didn't even take the exam.
Aslında o hasta.In fact, he is sick.
Aslında ona bir kart yazdım.Actually I wrote her a card.
Aslında onu hiç görmedim.As a matter of fact, I've never seen it.
Aslında onu kendisi yaptı.As a matter of fact, he did it by himself.
Aslında, bu çok önemsiz bir anlamda hariç, hiç doğru gibi görünmüyor.In fact, this does not seem to be true at all, except in a very trivial sense.
Aslında, onların bütün ilgilendiği güçtür.In reality, all they are interested in is power.
Aslında Dünya ısınıyor.Actually, the earth is getting warmer.
Aslında onun hakkında hiç bir şey bilmiyor.As a matter of fact, he knows nothing about it.
Aslında, ben onun iyi bir adam olduğunu düşünüyorum.As a matter of fact, I think he's a nice guy.
Aslında, onu seviyor.In fact, he loves her.
Aslında, ben mutluyum.In fact, I am happy.
Uzun zamandır hiç yağmur yağmadı; Aslında, nisan ayının başından beri yağmadı.We've had no rain for ages; in fact, not since the beginning of April.
O, aslında müdür değildir.He is actually not the manager.
O varlıklı görünüyor fakat aslında değil.He looks wealthy, but actually he's not.