SO2 ve NOx gazları asit yağmurlarının oluşumunda birinci derecede sorumludurlar.El SO2 es el principal responsable de la producción de lluvia ácida.
Amonyum; güçsüz bir asittir.El amoníaco es considerado una base débil.
Brønsted–Lowry asit-baz tanımı Arrhenius tanımının genişletilmiş halidir.La teoría ácido-base de Brønsted-Lowry tiene varias ventajas sobre la teoría de Arrhenius.
İnsanlar, asitleri saf olarak tüketmezler.Los axiomas no se toman como verdades evidentes.
Asit Baz belirteçleri zayıf asit veya zayıf bazdırlar.Muchos compuestos farmacéuticos son ácidos débiles o bases débiles.
Toprak asit karakterlidir.Necesita tierra ácida.
Stearik ve oleik asitler 18 karbonlu yağ asitleridir.El estrano es un esteroide de 18 átomos de carbono.
Daha sonra tRNA'ların taşıdığı amino asitler protein oluşturmada kullanılır.Luego se utilizan los aminoácidos que portan los ARNt para montar una proteína.
İnsülinin amino asit dizilimi belirlendi.Drenaje ácido de la mina ha ocurrido.
Hümik asitler sadece tarım alanında kullanılmamaktadır.Los suelos alcalinos no se dejan usar fácilmente en la agricultura.
Floroantimonik asit, %100'lük bir sülfürik asit çözeltisinden 2×1019 (20 kentilyon) kat daha güçlüdür.El ácido fluoroantimónico es 2×1019 veces más fuerte que el ácido sulfúrico.
Hümik asitlerle pestisitler arasında bilinen kimyasal işlem adsorbsiyondur.Por ejemplo, mediante ensayos bioquímicos de afinidad con un ligando.
Fruktoz, amino asitlerle bir araya geldiğinde Maillard tepkimesi ile karşılaşır.La reacción está asociada con la reacción de Maillard ya en dicha que reaccionan azúcares con aminoácidos.
Canlılarda bulunan proteinler, L-amino asitlerden oluşur.Todos los aminoácidos componentes de las proteínas son L-alfa-aminoácidos.
Böyle yağ asitlerine doymamış yağ asitleri denir.Los materiales no eliminados por el gel se consideran hidrocarburos en esta prueba.
Amino asitlerin kendiliğinden küçük peptitler oluşturabileceğini gösterdi.Egli dimostrò che gli amminoacidi potevano spontaneamente formare piccoli peptidi.
Bu yüzden pH'ı 5.6'nın altındaki yağmur asit yağmuru olarak nitelendirilir.La pioggia con un pH inferiore a 5,6 è considerata pioggia acida.
Ticari "konsantre" hidroiodik asit genellikle kütlece % 48-57 HI içerir.L'acido iodidrico che si trova in commercio generalmente contiene dal 48% al 57% di HI.
Güçlü Lewis asitleri ile reaksiyona girerek KrF+ ve Kr2F3+ katyon tuzlarını oluşturur.Reagisce con acidi di Lewis forti per formare sali dei cationi KrF+ e Kr2F+3.
EUH032 Asitlerle temasında çok toksik gaz çıkarır.EUH 032 – A contatto con acidi libera gas molto tossici.
Sodyum benzoat benzo asitin Sodyum tuzlarındandır.Il benzoato di sodio è il sale di sodio dell'acido benzoico.
Karmaşık inorganik asitlerin ilk örneklerinden biri olan silikotungstik asiti hazırladı.Preparò l'acido silicotungstico, uno dei primi esempi di acidi inorganici complessi.
Ancak, nükleik asit yapıları, proteinlere kıyasla işlevleri bakımından daha sınırlıdır.Tuttavia, le strutture degli acidi nucleici sono meno versatili delle proteine nella loro funzionalità.
I2O5, SO3 ve S2O6F2 ile iyodil tuzları oluşturur, konsantre sülfürik asit ile ise iyodosil tuzları oluşturur.I2O5 forma il catione , con SO3 e S2O6F2, ed il catione , con acido solforico concentrato.
Kuvvetli asitle birkaç dakika kaynatmak da aynı sonucu sağlar.Un cassone troppo corto avrebbe avuto lo stesso effetto.
Palmitik asit türevleri II. Dünya Savaşı sırasında napalm üretiminde kullanılmışlardır.Alcuni derivati dell'acido palmitico sono stati usati durante la seconda guerra mondiale per produrre napalm.
Bir proteinde fosforilasyon birkaç farklı amino asitte meydana gelebilir.La fosforilazone di una proteina, come accennato, può avere luogo su diversi residui amminoacidici.
Suyun pH oranı asitlik ya da alkalilik oranını belirler.Il pH dell'acqua è la misura del grado di alcalinità o di acidità della stessa.
Gomez ilk büyük rolünü Irvine Welsh'in üç kısa hikâyesinden uyarlanmış Asit Evi filminde aldı.Il suo primo ruolo significativo è in The Acid House, basato su tre racconti dello scrittore Irvine Welsh.
Asit miktarının yüksek olduğu gölde balık yaşamaz.L'elevata salinità impedisce che nel lago vivano pesci.
Emaye asite karşı dayanıklılığı arttırır.Aumento della resistenza alla fatica.
Linoleik asittir.Emissioni lineari.
Yüksek oleik ayçiçeğinden elde edilmiş yağın %10 civarında doymamış yağ asiti bulunmaktadır.In totale una persona priva di carenze assorbe in media circa il 10% del ferro introdotto con la dieta.
Zayıf asitler ise suda çok az çözünürler.La sostanza è scarsamente solubile in acqua.
Folik asit : çilekte bulunur.Acido solforico: arancio vivo.
Maya proteinleri ortalama 466 amino asit uzunluğunda ve 53 kDA ağırlığındadır.Ad esempio le proteine del lievito sono lunghe in media 466 residui amminoacidici e pesano mediamente 53kDa.
Normal olarak idrarda az miktarda amino asit bulunur.A volte si osserva eccesso di liquido amniotico.
Yaşam tarzında yapılan değişiklikler ve ilaçlar ürik asit düzeylerini düşürebilir.Sia le modifiche allo stile di vita e l'assunzione di farmaci possono diminuire i livelli di acido urico.
Aşağıdaki değerler, Hammett asitlik fonksiyonu temek alınarak hazırlanmıştır.I seguenti valori sono basati sulla funzione di acidità di Hammett.
Kloroasetik asitin endüstriyel üretimi iki yolla gerçekleştirilir.La sintesi di acido cloroformico viene effettuata in due passaggi.
Asitlikleri daha yüksektir .I segnalini sono più grossi.
Büyük orandaki hümik asitler ise elverişli demir kaynağıdırlar.I semi di cumino sono una buona fonte di ferro.
Proteinler (polipeptit olarak da adlandırılabilirler), amino asitlerden oluşan zincirlerdir.Essenzialmente le proteine sono catene di amminoacidi.
Genel kullanımda ek genelde -ik asit şeklindedir (örneğin stearik asit).Come tutte le aldeidi è facilmente ossidabile ad acido (in questo caso, acido acetico).
Omega-3 yağ asitlerindeki çift bağlar onların esnekliğini azaltır.Gli acidi grassi omega-3 sembrano in grado di ridurre il rischio.
Bu araürünün hidrolizi sonucu aspartat veya, bir β-amino asit olan, izo(Asp) meydana gelir.L'idrolisi dell'intermediario produce aspartato o il β-amminoacido iso(Asp).
Arachidonic asit, yangıyı tetikleyen etmenlerin bireşimlenmesinde kullanılan önemli bir bileşiktir.L'acido azelaico è utile come stimolante della crescita dei capelli.
Bu, enzimatik dekarboksilasyon ile amino asit fenilalanin sentezlenmesi olayıdır.In questo caso è mancante l'enzima porfobilinogeno deaminasi.
Amino asitlerin uzun homopolimerleri eğer çözünür iseler genelde sarmallar oluştururlar.Ma la resistenza ohmica dei condensatori si può, il più delle volte, trascurare.
Asitlern direk deriye nufuz etmesini engeller.La torcia non si può accendere manualmente.
Doymuş yağ asitleri oda sıcaklığında katı halde bulunurlar.Vengono poi essiccati in camere d'aria calda.
Hidroklorik asit ve Nitrik asitin 3:1 oranında göre karıştırılmasıyla oluşur.NH3 : composto formato da atomi di azoto e idrogeno in rapporto 1:3.
Hidroklorik asit, çeşitli farklı iş alanlarında kullanımı bulunan bir tür inorganik asittir.La fricativa alveolopalatale sorda è un tipo di consonante coarticolativa usata in diverse lingue.
Örneğin, tüm canlı hücreler, aynı temel nükleotit ve amino asit küme dizilerini kullanırlar.Так, практически все организмы используют одни и те же нуклеотиды и аминокислоты.
Her amino asitin, bir karboksil ve bir de amino grubu vardır.Каждая аминокислота имеет аминогруппу и карбоксильную группу.
Fakat sitrik asit içermez.Не плюй в кислоту!
Ağzından ateş saçar, dişlerinden asit akıtır.Он приподнимает губу, показывая зубы, и потом прячет их.
Selenosistein ve pirolizin artık 21. ve 22. standart amino asit olarak sayılmaktadır.Селеноцистеин и пирролизин рассматривают как 21-ю и 22-ю протеиногенную аминокислоту соответственно.
Doymuş yağ asitleri oda sıcaklığında katı halde bulunurlar.Произведённые консервы допускается хранить при комнатной температуре.
İkinci kuşak etretinat ve metaboliti asitretini içerir.Следующий член содержит произведение среднего значения спина и флуктуации.