O bir asi.He's a rebel.
Tom'un asistanı olarak üç yıl çalıştım.I worked three years as Tom's assistant.
Asistanın olarak çalışacağım.I'll be working as your assistant.
Sen iyi bir asistansın Tom.You're a good assistant, Tom.
Ben artık asistanın değilim.I'm no longer your assistant.
Sen benim asistanım değilsin.You're not my assistant.
Sen benim yeni asistanımsın.You're my new assistant.
Ben sizin yeni asistanınızım.I'm your new assistant.
Benim oğlum şimdi bir asi yaşta görünüyor ve pervasızca bize karşı çıkıyor.It seems that my son is now at a rebellious age and recklessly opposes us.
Tom, Mary'nin kendi asistanı olduğunu söyledi.Tom said Mary was his assistant.
Bu Tom, benim asistanım.This is Tom, my assistant.
Tom Mary'nin asistanıydı.Tom was Mary's assistant.
Bu benim asistanım.This is my assistant.
Tom'un asi saçı var.Tom has unruly hair.
Yeni bir asistan arıyorum.I'm looking for a new assistant.
Mary, Tom'un kişisel asistanıdır.Mary is Tom's personal assistant.
Dünyanın okyanusları asitleniyor?The world's oceans are acidifying.
O biraz asi.She's a bit of a rebel.
O iyi adamın ne asil bir kalbi var!What a noble heart that good man has!
Asiler boş yere denizaltıyı batırmaya çalıştılar.The rebels tried in vain to sink the submarine.
Test tüpündeki asiti sulandırmak için kaç litre su kullandınız?How many liters of water did you use to dilute the acid in the test tube?
Kosekant fonksiyon grafiği, dikey asimptotlara sahiptir.The graph of the cosecant function has vertical asymptotes.
Benzoik asit, gıda koruyucusu olarak güvenli midir?Is benzoic acid safe as a food preservative?
O bir asi!He's a riot!
Sülfürik asit, asetik asitten daha güçlüdür.Sulfuric acid is stronger than acetic acid.
Benzoik asit, hidroklorik asitten daha zayıftır.Benzoic acid is much weaker than hydrochloric acid.
Glisinden daha basit bir amino asit var mı?Is there a simpler amino acid than glycine?
Şükran asil ruhların işaretidir.Gratitude is the sign of noble souls.
Senin bir asistanın var, değil mi?You have an assistant, right?
Tom bir asistan işe aldı.Tom hired an assistant.
Tom kendine bir asistan tuttu.Tom hired himself an assistant.
Tom araştırma asistanlarımızdan biridir.Tom is one of our research assistants.
Tom sadece bir asistan.Tom is just an assistant.
Bu Tom Jackson, benim özel asistanım.This is Tom Jackson, my personal assistant.
Sülfürik asit bir zamanlar kezzap yağı olarak bilinirdi.Sulfuric acid was once known as "oil of vitriol."
Tom bana onun asistanı olduğunu söylüyor.Tom tells me you're his assistant.
Tom'a asistanım olabileceğini söyledim.I told Tom he could be my assistant.
Ahlefeld'in asil Kontesi kızardı ve beti benzi attı.The noble Countess of Ahlefeld blushed and grew pale.
Koluna biraz batarya asidi döktüğümde en iyi gömleklerimden birini mahvettim.I ruined one of my best shirts when I spilled some battery acid on the sleeve.
Sen yeni asistan mısın?Are you the new assistant?
Belki yeni bir asistana ihtiyacım var.Maybe I need a new assistant.
Yeni bir asistan aradığını duyuyorum.I hear you're looking for a new assistant.
O, asit şişesini su zannetti ve onu içti.He mistook the bottle of acid for water and drank it.
10.5 litre nitrik aside deney için ihtiyacı vardı.She needed 10.5 liters of nitric acid for the experiment.
O asil kalplidir.He is noble of heart.
Bizim dünkü kimya dersimiz asitler ve bazların seyreltilmesi hakkındaydı.Our chemistry lesson yesterday was about dilution of acids and bases.
Tom'un bir asistana ihtiyacı var.Tom needs an assistant.
Senin laboratuvar asistanın değilim.I'm not your lab assistant.
Asistanınız içeri girmeme izin vermedi.Your assistant wouldn't let me in.
Asistanınız burada beklememi söyledi.Your assistant told me to wait here.
Asistanınız burada bekleyebileceğimi söyledi.Your assistant said I could wait here.
Asistanım onun üstesinden gelecek.My assistant will handle that.
Asistanım işi bırakmakla tehdit etti.My assistant threatened to quit.
Rejim asi milisler tarafından devrildi.The regime was overthrown by rebel militias.
Ordu asi kampını bastı.The army raided the rebel camp.
Dan asistanları yorumlarıyla güldürdü.Dan made the assistants laugh with his comments.
O asil bir aileye doğdu.He was born to a noble family.
Baba, asi oğlu ile iletişim kurmakta sorun yaşamıştı.The father had trouble communicating with his wayward son.
Tom'un kişisel asistanının bir kişisel asistanı var.Tom's personal assistant has a personal assistant.
Sekreterim metinlerimi yazıyor ve asistanım telefonda konuşuyor.My secretary is typing my texts and my assistant is talking on telephone.