Kız kardeşin sanki bir prenses kadar asil görünüyor.Your sister looks as noble as if she were a princess.
Asit metali yaktı.The acid burned the metal.
İçme suyundaki asit yağmuru insan sağlığını etkiler.Acid rain in drinking water affects human health.
Limon ve misket limonu asitli meyvedir.Lemons and limes are acidic fruits.
Ananas ve limon gibi asitli meyveler ekşidir.Acid fruits like pineapples and lemons are sour.
Niçin patronuna karşı çok asisin?Why are you so insubordinate to your boss?
Bu madde, asite maruz kalmış olmalı.The substance must be treated with acid.
Türbenin çürümesi kısmen asit yağmuru nedeniyledir.The decay of the shrine is due, in part, to acid rain.
Bu park asil bir aile için bir avlanma yeriydi.This park used to be a hunting ground for a noble family.
Bu portakalda çok fazla asit var.There is too much acid in this orange.
Asistan parayı aldı.The assistant took the money.
ASEAN harfleri Association of Southeast Asian Nations anlamına gelir.The letters ASEAN stand for the Association of Southeast Asian Nations.
Asit metali çürütüyor.Acid eats into metal.
Asit metali çürüttü.The acid ate into the metal.
Asid metali etkiler.Acid acts on metals.
Asidler metalleri etkiler.Acids act on metals.
Asit yağmuru bir doğa olayı değildir.Acid rain is not a natural phenomenon.
Çocukların asi olma gibi bir eğilimleri var.Children have a tendency to become rebellious.
Biz onu bir asistan olarak onu işe aldık.We employed her as an assistant.
Asit yağmuru hakkında dün bir makale okudum.I read an article about acid rain yesterday.
Ben bir asistan arıyorum.I am looking for an assistant.
Başmühendis, asistanı ile el ele araştırma yaptı.The chief engineer did research hand in hand with his assistant.
Biz bir asistan istiyoruz, tercihen deneyimli birisi.We want an assistant, preferably someone with experience.
Şu an için ablam süpermarkette bir asistan.For the time being, my sister is an assistant in a supermarket.
Asiler yayın istasyonunu ele geçirdi.The rebels have captured the broadcasting station.
İki ya da üç tane oldukça yetenekli asistanı vardı.He had two or three rather competent assistants.
Onun asistanı kağıt yığınını tekrar ve tekrar inceledi.His assistant examined the pile of papers over and over again.
Onun asil bir düşüncesi var.He has a noble mind.
O bir arkeologun asistanıdır.He is an archeologist's assistant.
O asil kanlı bir adam.He is a man of noble blood.
O, beni asistanı yaptı.He made me his assistant.
Yönetici asistanı olarak çalışıyor.She works as an assistant to the manager.
Babam ona yardım etmesi için verimli bir asistan istiyor.My father wants an efficient assistant to help him.
Alkali asitleri nötr hale getirir.Alkalis neutralize acids.
Eğer sen bana asistanlık yaparsan, o büyük bir yardım olur.If you could assist me, it would be a great help.
Asit, metale saldırır.Acid attacks metal.
Şirket geçici bir büro asistanı istihdam etti.The company hired a temporary office assistant.
O beni kendi asistanı yaptı.He made me his own assistant.
Asistanına kazanacağını söyledi.He told his assistant that he would win.
Tom Mary'ye asistanı olarak iş verdi.Tom employed Mary to be his assistant.
Tom Mary'yi onun asistanı olarak çalışması için atadı.Tom appointed Mary to act as his assistant.
O, asistanına oldukça fazla güvenir.He trusts his assistant quite a lot.
Bay Eliot'un asistanı olarak çalışmaktayım.I work as Mr. Eliot's assistant.
Tom asi bir çocuk.Tom is a rebellious boy.
Mary asi bir kız.Mary is a rebellious girl.
At şimdiye kadar insan tarafından yapılmış en asil fetihtir.The horse is the noblest conquest ever made by man.
Tom bir asidir.Tom is a rebel.
Oğlum asi bir genç.My son is a rebellious teenager.
Asiler demir yolunu sabote etti.The rebels sabotaged the railroad.
Tom'un asistanıyım.I'm Tom's assistant.
Biz asiydik.We were rebels.
Ben bir asistanım.I'm an assistant.
Asi değilim.I'm no rebel.
Asistanın nerede?Where's your assistant?
Sen asimile olacaksın.You will be assimilated.
Tom'un yönetici asistanıyım.I'm Tom's administrative assistant.
Bir asistanım var.I have an assistant.
Kendi asistanıma sahibim.I have my own assistant.
Tom'un asistanıyla konuştum.I spoke with Tom's assistant.
O bir asidir.He's a rebel.