Resim duvarda asılı duruyor.The picture is hanging on the wall.
Resim duvarda asılıdır.The picture is hanging on the wall.
Birçok insan hız limitini aşıyor bu yüzden bu kabûl edilebilir olmalı.A lot of people exceed the speed limit so it must be acceptable.
Aşırıya kaçmadan içki içmek daha iyidir.It's better to drink in moderation.
Sen aşırı iyimser bir kızsın.You're an overly optimistic girl.
O, ona âşık olmuştu.He had fallen in love with her.
O, Brown'ı asılmaya mahkûm etti.He sentenced Brown to be hanged.
Asistanına kazanacağını söyledi.He told his assistant that he would win.
Washington'da hava aşırı şekilde soğuktu.It was bitterly cold in Washington.
Hamilton'un fikirleri aşırıydı.Hamilton's ideas were extreme.
Aşırı kişiler müzakere etmeyi reddettiler.The extremists refused to negotiate.
Karışık akıl, bir şeyi aşırı düşünen, bir yerde pıhtılaşan akıldır.The confused mind is the mind that, thinking something over, congeals in one place.
O aşık olduğunda bunalımlı görünüyor.When she falls in love, she looks depressed.
Aşırı yemekten hasta oldu.He fell ill from overeating.
O aşırı dozda kokain aldı.He OD'd on cocaine.
Ben ona aşina değilim.I'm not familiar with that.
Sadece ikimiz arasında; kız kardeşime aşık mısın?Just between the two of us; are you in love with my sister?
Gerçekten aşık olan sevgililer mutluluklarını yazmazlar.Lovers who are truly in love do not write down their happiness.
O, onunla ilk kez karşılaştığında ona âşık oldu.She fell in love with him the first time she met him.
O ona âşıktır.She is in love with him.
O, ona zaten âşık olmuştu.She was already in love with him.
Biz şimdi asıl konuya geliyoruz.We now come to the point.
Felicja'nın annesi, Rumen asıllı bir Polonyalıdır.Felicja's mother is a Polish of Romanian origin.
Fransızların "simetri" ve "asimetri" arasındaki farkı işitmediklerini biliyor musunuz?Do you know that the French do not hear the difference between "symmetry" and "asymmetry"?
Aşırı derecede yağmur yağmaya başladı.It started raining heavily.
Tipi, aşırı hava koşullarına bir örnektir.A blizzard is an example of extreme weather conditions.
Karına hâlâ âşık mısın?Are you still in love with your wife?
Karınıza hâlâ aşık mısınız?Are you still in love with your wife?
Gerçekten âşıksam nasıl söyleyebilirim?How can I tell if I'm really in love?
Gerçekten bana aşık olduğuna inanamıyorum.I can't believe that you're really in love with me.
Geçen gün âşık olabileceğimi düşündüğüm biriyle tanıştım.I met someone the other day that I think I could fall in love with.
Ben gerçekten ilk kez âşık olduğumu düşünüyorum.I think I'm really in love for the first time.
Sanırım ilk defa gerçekten âşığım.I think I'm really in love for the first time.
Sana yürekten âşığım.I'm deeply in love with you.
Sana âşık oluyorum.I'm falling in love with you.
Ben gerçekten sana âşığım.I'm really in love with you.
Başka birinin karısına içten içe âşık oldum.I'm secretly in love with someone else's wife.
Sana hâlâ âşığım.I'm still in love with you.
Tamamen ve tam anlamıyla sana âşığım.I'm totally and completely in love with you.
Yıllardır içten içe ona âşığım.I've been secretly in love with her for years.
Aşırı yemekten kaçınmalısın.You should avoid binge eating.
Eğer kuduz bir köpek tarafından ısırılırsanız, bir tetanos aşısına ihtiyacınız olacak.If you get bit by a rabid dog, you'll need a tetanus shot.
Tabii ki caz müziğine aşina idi.Of course he was familiar with jazz.
Her an aşırı yağmur başlayacak gibi görünüyor. Şemsiye alsan iyi olur.It looks like it will start pouring any second now. Better take an umbrella.
Ve böylece aslan koyuna aşık oldu.And thus the lion fell in love with the ewe.
Ben ilk görüşte ona âşık oldum.I fell in love with her on first sight.
Lamba tavandan asılıyor.The lamp is hanging from the ceiling.
Tom bu konuya aşina değil.Tom isn't familiar with that subject.
Tom mimariyi asıl branş olarak seçiyor.Tom is majoring in architecture.
Tom aşırılara gitmeye eğilimlidir.Tom is apt to go to extremes.
Tom, aşırı fiyatlı bir kamera aldı.Tom bought a camera that was over-priced.
Tom'un her zaman omuzunda asılı bir sırt çantası vardır.Tom always has a backpack slung over his shoulder.
Tom'a aşikar gibi görünebilir fakat bana aşikar gibi görünmüyor.It may seem obvious to Tom, but it doesn't seem obvious to me.
Sanırım Tom gerçekten âşık olamayacak kadar çok fazla genç.I think Tom is too young to really be in love.
Tom Mary'ye hâlâ âşıktır.Tom is still in love with Mary.
Tom Mary'ye içten içe âşık.Tom is secretly in love with Mary.
Tom Mary'ye çılgınca âşıktır.Tom is madly in love with Mary.
Tom Mary'ye âşıktır.Tom is in love with Mary.
Tom Mary'ye sırılsıklam âşık.Tom is head over heels in love with Mary.
Tom Mary'ye derinden âşık.Tom is deeply in love with Mary.