Kızın artık bir kız değil.Your daughter isn't a girl anymore.
Senin hizmetlerin artık gerekli değil.Your services are no longer required.
İki artı iki kaç yapar?What is two plus two?
O, bana artık gülmüyor.She doesn't smile for me anymore.
Aslında artık kurşunlu benzini satan var mı?Does anyone actually sell leaded gasoline anymore?
Bu fabrikadaki üretim yüzde 20 arttı.Production at this factory has increased by 20%.
Bu fabrikada üretim %20 oranında arttı.The output at this factory has increased by 20%.
Ben artık bunu yapamam.I can't do it anymore.
Artık bu nehirde yaşayan herhangi bir balık yok.There aren't any fish living in this river anymore.
Küresel ısınma artarken deniz seviyesi gittikçe yükseliyor.As global warming increases, sea levels get higher and higher.
Bu artık benim şehrim.This is my city now.
Artık beklemek istemiyoruz.We don't want to wait any longer.
Belgesel, yoksulların durumuyla ilgili bilinci arttırmayı amaçlıyor.The documentary is meant to raise consciousness about the plight of the poor.
Artık beni görmüyorlar.They don't see me anymore.
Artısı da var eksisi de.It's swings and roundabouts.
Artık beni arama.Don't call me anymore.
Artık sana katlanamam.I cannot stand you anymore.
Herkes Japonya'da artık kötü bir şey asla olmayacağını umuyor.Everyone is hoping nothing bad will ever happen in Japan.
Şimdi bile zaman zaman artçı şoklar var.Even now there are occasional aftershocks.
O bana yalan söyledi. Artık ona güvenemem.He lied to me. I cannot trust him any longer.
Onlar artık bir protesto yapma ihtiyacı duymadı.They no longer felt a need to protest.
Ücret artışını kabul etmeyi reddettiler.They refused to accept the pay raise.
Denetimlerin artırılması gerektiğini söylediler.They said inspections should be increased.
Onlar artık bir iç savaş başlatmanın zamanı olmadığını hissettiler.They felt that now was not the time to start a civil war.
O, artık para alamadı.He could get no more money.
Artık orada az sayıda arkadaşı vardı.He had few friends there anymore.
O, vergileri artırdığı için eleştirildi.He was criticized for raising taxes.
Almanya artık bir düşmanla iki cephede savaşmak zorunda kaldı.Germany no longer had to fight an enemy on two fronts.
İngiliz malları ithalatları arttı.Imports of British goods increased.
Bu malzemelerin fiyatı hızla arttı.The price of these supplies quickly increased.
Lee'nin artık Petersburg'daki askerlerini ikmal edecek bir yolu yoktu.Lee no longer had a way to supply his troops in Petersburg.
Gerginlikler artıyordu.Tensions were increasing.
İşsizlik hızla artmıştır.Unemployment rose sharply.
Truman'ın popülerliği arttı.Truman's popularity increased.
Arthur ellili yaşlarının başlarındaydı.Arthur was in his early fifties.
Başkan Arthur tasarıyı veto etti.President Arthur vetoed the bill.
Her şeyin fiyatı arttı.The price of everything increased.
Şiddet daha sonra arttı.Violence increased soon afterward.
Chester Arthur başarılı bir avukattı.Chester Arthur had been a successful lawyer.
Başkan Arthur gümrük vergilerini düşürmek istedi.President Arthur wanted to reduce the tariffs.
Yıldan yıla üretim artmaya devam etti.Year after year, production continued to increase.
Sarıhumma ve çiçek artık bir tehdit değildi.Yellow fever and smallpox were no longer a threat.
Şirket, ücretlerimizi artırmadığı için grevdeyiz.We're on strike because the company hasn't improved our wages.
Belirli bir artikel mi arıyorsun?Are you looking for a definite article?
Hızlı nüfus artışını önlemeliyiz.We must prevent rapid population growth.
Örümcekkuşu artık bize zarar veremez.The shrike can't harm us anymore.
Kazadan beri onun arabası artık güçlükle ayırt edilebilir olmuştur.His car has barely been distinguishable anymore since the accident.
Bebek artık ağlamıyor.The baby isn't crying anymore.
Artık alkol içmesen iyi olur.You had better not drink alcohol any more.
Ben artık sigara içmiyorum.I don’t smoke any more.
O, artık yalnız değildir.He isn't alone anymore.
Çocuk artık ağlamaz.The child doesn't cry anymore.
O kadar yoğun yandı ki çocukları onu artık tanımadı.She was burned so extensively that her children no longer recognized her.
Beş artı üç sekiz eder.Five plus three is eight.
Kanseri erken yakalamak hayatta kalma oranını arttırır.Catching cancer early increases survival odds.
Artık bu boku alamam.I can't take this shit anymore.
Otelde iki tanınmış artist vardı.There were two famous artists at the hotel.
O onu artık sevmese bile o hâlâ onu seviyor.She still loves him even though he doesn't love her anymore.
Köpeğini masa artıkları ile beslemenin iyi bir fikir olduğunu düşünüyor musun?Do you think it's a good idea to feed your dog table scraps?
Artık hiçbir şey hakkında düşünmek istemiyorum.I don't want to think about anything anymore.