art ile cümle

art kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Artık seninle konuşmuyorum.I'm not talking to you anymore.
Artritim var.I have arthritis.
Onu artık yapmak zorunda değilim.I don't have to do that anymore.
Eskiden profesyonel olarak şarkı söylerdim ama artık söylemiyorum.I used to sing professionally, but I don't anymore.
Artık bu tür şeyleri satmazlar.They don't sell these kinds of things anymore.
Artık buradayım, her şey yoluna girecek.Now that I'm here, everything's going to be OK.
Senin artık sigara içmeyeceğini söylediğini sanıyordum.I thought you said you weren't going to smoke anymore.
Artık onu yapmayacağımızı söylediğini düşünüyordum.I thought you said we weren't going to do that anymore.
Artık şikayet etmeyeceğimizi söylediğini sanıyordum.I thought you said we weren't going to complain anymore.
Sana artık onu yapmanı istemediğimi söylediğimi sanıyordum.I thought I told you I didn't want you to do that anymore.
Gençken gözlük taktım ama artık takmıyorum.I wore glasses when I was a teenager, but I don't anymore.
Artık kime güveneceğimi bilmiyorum.I don't know who to trust anymore.
Artık bana aşık değil misin?Aren't you in love with me anymore?
Ben artık iyi hissediyorum.I feel well now.
Ben artık yetişkinim.I'm grown up now.
Ben artık daha hafifim.I'm lighter now.
Ben artık evliyim.I'm now married.
Artık yalnız değilim.I'm not lonely anymore.
Çok artistik görünüyorsun.You seem very artistic.
Artık bir ailem var.I have a family now.
Ben artık burada çalışmıyorum.I don't work here anymore.
Ben artık sığır eti yemiyorum.I don't eat beef anymore.
Amerika Birleşik Devletleri artık her zamankinden daha fazla bölünmüştür.The United States is more divided now than ever.
Bu artık uygun değil.This is no longer relevant.
Artık peynir kalmadı.There is no more cheese left.
Fadıl artık özgür.Fadil is free now.
Artık bunu inkar etmenin bir faydası yok.There's no point in denying it anymore.
Sami'nin İslam'a ilgisi büyüdükçe arttı.As Sami grew older, he became interested in Islam.
Yaşı ilerledikçe Sami'nin İslam'a olan ilgisi arttı.As Sami grew older, he became interested in Islam.
Fadıl artık dinini açıkça uygulayabilir.Fadil can practise his religion openly now.
Tom çorbanın kıvamını arttırmak için bulgur kattı.Tom added wheat to thicken the soup.
Fadıl artık Leyla'yı görmek istemiyordu.Fadil didn't want to see Layla anymore.
Fadıl, Leyla'nın artık onu öldürmek istemediğine ikna olmuştu.Fadil was convinced that Layla no longer wanted to kill him.
Genetik mühendisliği sayesinde artık lavda yüzen penguenler var.Thanks to genetic engineering, there are now penguins that swim in lava.
Obezite, diyabet ve kalp hastalığı riskini arttırır.Obesity increases risks of diabetes and heart disease.
Tom'la artık kavga etmek istemiyorum.I don't want to fight anymore with Tom.
Beni deli ediyorsun ve artık seni görmek istemiyorum.You make me sick and I don't wanna see you anymore.
Artık burada kalamayız.We can't stay here any longer.
Artık birbirimizi göremiyoruz.We can't see each other anymore.
Artık burada gerekli olduğumu sanmıyorum.I don't think I'm needed here any longer.
Tom artık bir kapıcı olmak istemediğini söylüyor.Tom says he doesn't want to be a janitor anymore.
Tom, Mary'nin artık onu sevmediğine ikna olmuştu.Tom was convinced that Mary no longer loved him.
Artık sana yardım etmeyeceğim.I'm not going to help you anymore.
Tom, Mary'yi artık görmek istemediğini söylüyor.Tom says he doesn't want to see Mary anymore.
Tom artık Mary'yi düşünmediğini söylüyor.Tom says he never thinks about Mary anymore.
Tom, artık onu yapmak istemediğini söyledi.Tom says he doesn't want to do that anymore.
Tom'a artık onu yapmamasını söylemelisin.You should tell Tom not to do that anymore.
Sami'ye artık onu yapmamasını söylemen gerekir.You should tell Sami not to do that anymore.
Sami artık onu yapmak istemediğini söylüyor.Sami says he doesn't want to do that anymore.
Sami artık Leyla'yı hiç düşünmediğini söylüyor.Sami says he never thinks about Layla anymore.
Daha önce aç hissediyordum ama artık aç hissetmiyorum.I was feeling hungry earlier, but I don't feel hungry anymore.
Tom, artık Mary ile konuşmamamı önerdi.Tom advised me to not talk to Mary anymore.
Tom bana Mary ile artık konuşmamamı söyledi.Tom told me to not talk to Mary anymore.
Artık senden yardım istemeyeceğim.I won't ask you for help anymore.
Tom'un burada olmasından artık mutlu olmalısın.You must be happy now that Tom is here.
Mary Tom'a artık ona vurmaması için yalvardı.Mary begged Tom not to hit her anymore.
Tom artık grubumuzun parçası değil.Tom isn't part of our group anymore.
Artık hiç daha fazla suyum yok.I don't have any more water.
Artık burada gerekli değilim.I'm no longer needed here.
Öğle yemeği için artan yemekleri yedim.I ate leftovers for lunch.

İlgili Sayfalar