Bu fabrikanın randımanı %20'ye kadar arttı.The output of this factory has increased by 20%.
Tom, artıkları ile köpeği besledi.Tom fed his leftovers to his dog.
Yönetim, ücret artışının söz konusu olmadığını söyledi.The management said that a wage increase was out of the question.
Aya yolculuk artık bir hayal değil.A trip to the Moon is no longer a dream.
İnsanlar artık eskisinden daha eğitimli.People are more educated now than they used to be.
İnsanlar artık eskiden olduklarından daha eğitimli.People are more educated now than they used to be.
Trafik kazalarının sayısı artmaktadır.There has been an increase in the number of traffic accidents.
Trafik kazalarının sayısı giderek artmaktadır.Traffic accidents are increasing in number.
Trafik kazalarının sayısında artış var gibi görünüyor.The number of traffic accidents seems to be on the increase.
Trafik kazaları her geçen yıl artıyor.Traffic accidents are increasing year by year.
Artık konuşacak enerjim yok.I no longer have the energy to talk.
Madenciler bir ücret artışı için greve gitti.The miners went on strike for a wage increase.
Çelik sıkıntısına rağmen, sanayi üretimi yüzde beş arttı.Despite a shortage of steel, industrial output has increased by five percent.
Artık azıcık param var.I have little money now.
Artık onu bir mucizeden başka hiçbir şey kurtaramaz.Nothing but a miracle can save her now.
Hayata artık daha farklı bakıyorum.I see life differently now.
Birçok mal artık hava yoluyla taşınmaktadır.Many goods are now transported by air.
O artık zamana karşı bir yarıştı.It was now a race against time.
Aşkından başka hiçbir şey onu kurtaramaz artık.Nothing but your love can save her now.
Yurt dışında eğitim artık çok yaygın.Studying abroad is very common now.
Bu hafta hamburgerlerin fiyatı arttı.Hamburgers have gone up this week.
Bıktım artık. Bugün bütün yaptığım şikayetlerle başa çıkmak.I've had it. All I've done today is handle complaints.
Son zamanlarda bu ürün için talep arzdan daha hızlı artmıştır.Recently the demand for this product has increased faster than the supply.
Son çalışmaya göre, Japonların ortalama hayat süresi hâlâ artıyor.According to a recent study, the average life span of the Japanese is still increasing.
Son zamanlarda, Japonya'da çalışan ya da okuyan yabancıların sayısı arttı.Recently, the number of foreigners working or studying in Japan has increased.
Artık yeterince uyuyamıyorum.I can not get enough sleep any more.
Son zamanlarda solucanlar arttı.Recently the number of worms increased.
Gelirler artıyor, ancak masraflar kadar hızlı değil.Revenues are growing, but not as fast as costs.
Enflasyondan sonra geçen yılın gelir artışı % 5 idi.Last year's growth of income was 5% after inflation.
Geçen yıl fiyatlarda makul bir artış vardı.There was a modest rise in prices last year.
Fiyatlar geçen yıldan beri artıyor.Prices have been rising since last year.
Cinayetlerin sayısında bir artış olmuştur.There has been an increase in the number of murders.
Artakalan bir şey yoktu.There was nothing left over.
Şehirde çalışan arabaların sayısı arttı.The number of cars running in the city has increased.
Artık topu göremeyecek kadar karanlık oluncaya kadar beyzbol oynardık.We played baseball until it was too dark to see the ball any more.
Artık onu, içmekten alıkoymalıyız.We have to stop him from drinking any more.
Eski kocam artık bu kentte yaşamıyor.My ex-husband no longer lives in this city.
Artık o adamla geçinemiyorum.I can't get along with that man any more.
Artık gürültüye katlanamam.I can't put up with the noise any longer.
Artık içemem.I can't drink any more.
Artık yiyemem.I cannot eat any more.
Artık onunla ilgilenemem.I can't deal with her anymore.
Ben artık doktora gitmek zorunda değilim. Kendimi çok daha iyi hissediyorum.I don't have to go to the doctor any more. I'm feeling much better.
Artık çocuk değilim.I am no longer a child.
Artık yemek istemiyorum.I don't want to eat any more.
Artık onunla görüşmeyeceğim.I will not see him any more.
Onun öfkesine artık tahammül edemiyorum.I cannot put up with his temper any longer.
Artık onu sevmiyorum.I do not love him any longer.
Ben artık ona güvenmiyorum.I do not trust him any longer.
Ben artık yorgun değilim.I am no longer tired.
Artık korkmuyorum.I'm not afraid any more.
Badminton oynardım fakat artık oynamıyorum.I used to play badminton, but I don't anymore.
Patronumdan bir ücret artışı istedim.I asked my boss for a pay increase.
Yemek artıklarıyla köpeğimi besledim.I fed the leftovers to my dog.
Ben artık onun küstahlığına daha fazla dayanamam.I cannot stand his arrogance any longer.
Özel üniversitelerin sayısı arttı.The number of private colleges has increased.
Fiyat artışları reel ve nominal büyüme oranları arasındaki farkı açıklar.Price increases explain the difference between the real and nominal growth rates.
Arabaların sayısı artmakta.The number of cars is on the increase.
Artık okul bitti, eve gidebilirsiniz.Now that school is over, you can go home.
Kitaplar yaşamın zevklerini artırır.Books add to the pleasures of life.