art ile cümle
art kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Artık hiç kimse beni aramıyor.Nobody ever calls me anymore.
Tom artık eve geri gitmeli.Tom should go back home now.
Tom'un artık bana ihtiyacı yok.Tom doesn't need me anymore.
Artık siyasetle ilgilenmiyorum.I don't care about politics.
Ben artık sana inanmıyorum.I don't believe you anymore.
Tom artık onu yapamaz.Tom can't do that anymore.
Kapılar artık kapanıyor.The gates are now closing.
Artık umurumda bile değil.I don't even care anymore.
Biz onu artık yapamayız.We can't do that anymore.
Tom bir ücret artışını hak ediyor.Tom deserves a pay raise.
Tom artık bir öğretmen.Tom is a teacher now.
Tom artık bir baba.Tom is a father now.
Artık Facebook kullanmıyorum.I don't use Facebook anymore.
O bir kazada yaralandıktan sonra, artık yürüyemiyordu.After he was injured in an accident, he could no longer walk.
Evet, artık biliyorsun.Well, now you know.
Ben artık Noel'i sevmiyorum.I don't like Christmas any more.
Ben artık Noel'den hoşlanmıyorum.I don't like Christmas anymore.
Büyükbabamın artık bir ehliyeti yok.My grandfather no longer has a driver's license.
Dedem araba kullanmıyor artık.My grandfather doesn't drive anymore.
Dedem artık araç kullanmıyor.My grandfather doesn't drive anymore.
Büyükbabam artık araba sürmüyor.My grandfather no longer drives.
Belediye Binası önünde fırıncı fiyatlarını artırdı.The baker in front of City Hall increased his prices.
Şubat artık yıllarda yirmi dokuz çeker.February has twenty-nine days in leap years.
Artık benimle konuşmak istemediğini nihayet anladım.I've finally understood that you don't want to talk to me anymore.
O artık kızlarıyla konuşmuyor.He no longer speaks to his daughters.
Tom artık oyuncaklarıyla oynamıyor.Tom doesn't play with his toys anymore.
Tom artık bir adam.Tom is a man now.
Her şey değişti. Ben artık kendim değilim.Everything has changed. I am no longer myself.
Artık ben bile ne dediğimi anlamıyorum.Even I don't understand what I say anymore.
Bana artık mesaj göndermeyin.Do not send me more messages.
Sıcak ve rüzgarlı koşullar yarın yangın riskini arttıracaktır.Hot and blustery conditions will exacerbate the risk of fire tomorrow.
O artık kendisi değil.He isn't himself anymore.
Eski Tom'dan eser yok artık.Tom isn't himself anymore.
Tom artık bu kulübün bir üyesi değil.Tom is no longer a member of this club.
Yaşama maliyetleri hızla arttı.Living costs have increased rapidly.
Artık bir çocuk değilsin bu yüzden kes artık.You're not a child anymore so cut it out!
Artık seninle tartışmaya uğraşamayacağım.I can't be bothered to argue with you anymore.
Artık oraya bu kadar sık gitmiyorum.I don't go there as often as that anymore.
Artık Boston'da oturmuyorum.I don't live in Boston anymore.
Tom geldiğinde artık çok geçti.Tom didn't arrive until it was already too late.
Tom bana artık Facebook kullanmadığını söyledi.Tom told me that he doesn't use Facebook anymore.
Tom bana artık Facebook'a girmediğini söyledi.Tom told me that he doesn't use Facebook anymore.
Git artık peşimden.Get off my tail.
Artık birinin bana yardım edebileceğini sanmıyorum.I don't think anyone can help me anymore.
Artık kimsenin bana bir yardımı dokunabileceğini sanmıyorum.I don't think anybody can help me anymore.
Arabaların artışıyla hava kirliliği kötüleşti.With the increase of cars, the air pollution has gotten worse.
Gelecekte Firefox sizin için eklentileri artırır.In the future, Firefox will upgrade plugins for you.
Artık ihtiyacımız yok.We don't need any more.
Artık onu yapmam.I don't do that anymore.
Artık oraya hiç gitmiyorum.I don't ever go there anymore.
Artık kendimi güvende hissetmiyorum.I don't feel safe anymore.
Artık onu istemiyoruz.We don't want that anymore.
Ben artık kimseye güvenmiyorum.I don't trust anyone anymore.
Bu artık pek olmuyor.It doesn't happen much anymore.
Biz artık bir şey yapmayız.We don't make anything anymore.
Artık gerçekten güvenli hissediyorum.I'm feeling really confident now.
Artık orada balık tutamayız.We can't fish there anymore.
Artık işler iyileşti.Things have gotten better now.
Tom'un artık burada olmadığına sevindim.I'm glad Tom isn't here anymore.
Artık biz gitmeye hazırız.Now we're ready to go.