art ile cümle

art kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Artık seninle bu aptalca tartışmayı sürdürmeyeceğim.I'm not going to have this stupid argument with you anymore.
Artık oturabilirsin.You can sit down now.
Ben artık o hikayeyi duymak istemiyorum, lütfen.I don't want to hear any more of that story, please.
Bay Dupont artık benimle çalışmak istemiyor.Mr Dupont doesn't want to work with me anymore.
Artık neden cümlelerimi çevir miyorsun?Why don't you translate my sentences anymore?
Artık güvende olacaksın.You'll be safe now.
Artık burada güvende değiliz.We're not safe here any longer.
Bu yer artık güvenli değil.This place isn't safe anymore.
Gerçekten önemli olan tek şey artık güvende olman.The only thing that really matters is that you're safe now.
O burada artık güvenli değil.It's no longer safe here.
O artık çok daha güvenli.It's a lot safer now.
Artık güvende miyiz?Are we safe now?
Artık onları hiçbir şey kurtaramaz.Nothing can save them now.
Yeter artık.Enough is enough.
Marika artık bana güvenmiyor.Marika doesn't trust me anymore.
Ben parçamı söyledim ve artık dahil olmak istemiyorum.I've said my piece and I don't want to be involved anymore.
İngilizce artık dünyanın her yerinde konuşulur.English is spoken everywhere in the world now.
Bu bilgisayar artık iyi çalışıyor.This computer works well now.
Fransız parfümleri üzerindeki vergiler, ABD'de arttırılmıştır.Taxes on French perfumes have been increased in the United States.
O genç adam, maaşındaki bir artışı hak ediyor.That young man deserves a raise in his wages.
Mektubumu yanıtla yoksa artık sana yazmayacağım.Answer my letter or I will not write to you anymore.
Son zamanlarda müşterilerimiz artmakta.Recently, we've been getting a lot of new customers.
Artık onun hakkında düşünmeyelim.Let's not think about it anymore.
O artık mevcut değil.It's no longer available.
Biz artık Hint restoranında yemek yemeye gitmiyoruz.We no longer go to eat at the Indian restaurant.
Şartlar artık hiç de iyi gitmiyor.Things aren't going well at all, any more.
Onların artık elektrikleri yoktu.They had no more electricity.
Onun artık daha fazla ağrısı yok.She has no more pain.
Myanmar'da Çin karşıtı düşünceler artıyor.Anti-Chinese sentiment is on the rise in Myanmar.
Tom ve ben artık fazla konuşmayacağız.Tom and I don't talk much anymore.
Artık bizi durduracak bir şey yok.There's nothing to stop us now.
Artık bir şey yapıyor olmalıyız.We should be doing something now.
Artık korkacak bir şey yok.There's nothing to be afraid of anymore.
Artık çok küçük bir evde yaşıyorum.I now live in a very small house.
Artık onun hakkında konuşmamayı kabul ettiğimizi düşündüm.I thought that we had agreed not to talk about that anymore.
Artık beklemiyoruz.We're not waiting any longer.
Artık birbirimizi görmüyoruz.We're not seeing each other anymore.
Artık bunu yapmayacağız.We're not going to do this anymore.
Artık onu yapmayacağız.We're not going to do that anymore.
Ağlama. Artık büyük bir çocuksun.Don't cry. You're a big boy now.
Artık kömürlüğümüzü kullanmıyoruz.We don't use our coal cellar anymore.
Nabız atışın arttı.Your pulse has gone up.
Hastanın artık bir nabız atışı yok.The patient doesn't have a pulse anymore.
Artık bunu erteleyemeyiz.We can't delay this any longer.
Tom artık Mary'yi neredeyse hiç görmüyor.Tom hardly ever sees Mary anymore.
Lütfen şu işi bitirebilir miyiz artık?Can we please get this over with?
Artık tartışmayı durduramaz mıyız?Can't we stop fighting now?
Ben artık öğretmen değilim.I'm no longer a teacher.
Artık biliyorum.I know now.
Ben artık Tom'dan duygularımı gizleyemem.I can't hide my feelings from Tom any longer.
Keşke artık bunu yapmasan.I wish you wouldn't do that anymore.
Artık sana güveneceğimden emin değilim.I'm not sure I trust you anymore.
Artık Tom'la yaşamıyorum.I'm not living with Tom anymore.
Artık Tom umurumda değil.I don't care about Tom anymore.
Artık Tom'u tanımıyorum.I don't know Tom anymore.
O artık senin.You've got it now.
Artık Tom'a yardım edemezsin.You can't help Tom anymore.
Artık sen sorumlusun.You're in charge now.
Biz onu artık söylemiyoruz.We don't say that anymore.
O artık söylenmiyor.That isn't said anymore.

İlgili Sayfalar