art ile cümle
art kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Artık gerçekten arkadaş değiliz.We're not really friends anymore.
Bu gürültüye artık dayanamıyorum.I can't stand that noise anymore.
Tom artık genç bir adam değil.Tom isn't a young guy anymore.
Artık acıya katlanamıyorum.I can't bear the pain anymore.
Tom artık gerçekten tek başına.Tom is now truly on his own.
Bu artık mümkün değil.That's not possible anymore.
Tom artık gerçekten kızgın.Tom is really angry now.
Tom artık gerçekten zayıf.Tom is really weak now.
Artık yağmur yağmıyor.It isn't raining now.
Okula bisikletle giderdi ama artık otobüsle gidiyor.He used to go to school by bicycle, but now he goes by bus.
Morgan le Fay güçlü bir büyücüydü ve Kral Arthur'un üvey kız kardeşiydi.Morgan le Fay was a powerful sorceress and the half-sister of King Arthur.
Kral Arthur'un kılıcı Excalibur, Avalon adasında dövüldü.King Arthur's sword Excalibur was forged on the island Avalon.
Kral Arthur'un kılıcı Excalibur, Avalon adasında üretildi.King Arthur's sword Excalibur was forged on the island Avalon.
Guinevere, Kral Arthur'un karısıydı.Guinevere was King Arthur's wife.
Mordred, Kral Arthur'a ihanet etti.Mordred betrayed King Arthur.
Uther Pendragon, Kral Arthur'un babasıydı.Uther Pendragon was the father of King Arthur.
Lancelot, Kral Arthur'un karısı Guinevere'e aşık oldu.Lancelot fell in love with King Arthur's wife Guinevere.
Bu nedenle o artık onunla olmak istemedi.That is why she didn't want to be with him any more.
Küçük ev artık orada değildi.The little house was no longer there.
Mary'nin küçük sincabı artık nasıl fındık getireceğini öğrendi.Mary's little squirrel has now learned how to fetch nuts.
Sadece herhangi bir şüpheyi ortadan kaldırmak için, artık ailemle birlikte yaşıyorum.Just to remove any doubt, I no longer live with my parents.
Artık Tom'a güvenmiyoruz.We don't trust Tom anymore.
Tom artık görmek istediğim son kişi.Tom is the last person I want to see now.
Artık yeterince yaşlısın.You're old enough now.
Yaşamanın maliyeti şiddetle artmıştır.The cost of living has increased drastically.
Tom artık bana çiçekler vermiyor.Tom doesn't give me flowers anymore.
Tom artık Mary'ye çiçekler vermiyor.Tom doesn't give Mary flowers anymore.
Onlar artık evli.They're married now.
Minas Gerais'teki ananas üretimi çok arttı.Pineapple production in Minas Gerais grew a lot.
Artık birbirimizle konuşmuyoruz.We don't talk to each other anymore.
Söylediklerin artık beni etkilemiyor.What you say does not affect me anymore.
Görünüşe göre Google o özelliği artık kullanmıyor.It looks like Google deprecated that functionality.
Esperantoda belirsiz artikel yoktur ve sadece bir tane belirli artikel vardır.In Esperanto there is no indefinite and only one definite article.
Artık uykulu değilim.I'm no longer sleepy.
Artık nereye bakacağımı bilmiyorum.I don't know where to look anymore.
Artık hiç kimse benimle konuşmuyor.Nobody talks to me anymore.
İnsanların artık gerçekten bu şekilde söylediklerini sanmıyorum.I don't think people actually say it that way anymore.
Jiro artık burada değil.Jiro isn't here now.
Artık sır açığa çıktı.Now the secret is out.
Zaman geçerken bilgelik artar.As time passes, wisdom increases.
Artık burada buna katlanamıyorum. Bir manzara değişikliğine ihtiyacım var.I can't stand it here any longer. I need a change of scenery.
O, zorunluluklarından dolayı artık gelemeyecek.He won't be able to come anymore due to his obligations.
Arthur Rubinstein tarafından oynanan "Appassionata"yı beğeniyorum.I like "The Appassionata", played by Arthur Rubinstein.
Tanrılar bile artık kimse onlara inanmadığı zaman ölür.Even gods die when no one believes in them any longer.
Artık orada çalışmak istemiyorum.I don't want to work there anymore.
Ben artık orada çalışmak istemiyorum.I don't want to work there anymore.
Tom artık içmiyor.Tom doesn't drink anymore.
Tom artık oldukça sarhoş.Tom is quite drunk now.
Artık hiç eğlenceli değilsin.You're no fun anymore.
Ben artık bu şekilde yaşayamam.I can't live this way anymore.
Artık ne yapmam gerektiğini biliyorum.Now I know what I should do.
Bir artı bir iki yapar.One and one makes two.
Artık senin feryadını dinlemek istemiyorum.I don't want to listen to your whining anymore.
Artık yalan söylemem.I don't lie anymore.
Artık komedi izlemek istemiyorum.I don't watch sitcoms anymore.
Artık cinsel ilişkiye girmiyoruz.We don't have sex anymore.
Artık Tom'la kal.Stay with Tom now.
Bilgisayarım artık çalışmayacak.My computer won't start up anymore.
Benim bilgisayarım artık çalışmaz.My computer doesn't boot up anymore.
Kendi kendine meme muayenesi artık doktorlar tarafından tavsiye edilmemektedir.Breast self-examinations are no longer recommended by doctors.