art ile cümle
art kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Artık benimle konuşma.Don't talk to me anymore.
Düşük kalorili bir diyet benimsemek yaşam sürenizi artıracaktır.Adopting a low calorie diet will increase your lifespan.
Artık senden hoşlanmıyorum.I no longer like you.
Fransa'da sol kanat siyaset için asla oy vermedim ve artık başlamayacağım.I have never voted for the left-wing politics in France and I'm not going to start now.
Tom artık Mary ile yaşayamayacağını söylüyor.Tom says he can't live with Mary any longer.
Tom artık belki yemek yiyemiyeceğini söyledi.Tom said that he couldn't possibly eat any more.
Tom ağrıkesicileri sadece artık ağrıya dayanamadığı zaman alır.Tom only takes painkillers when he just can't stand the pain any longer.
Tom, Mary ve John'un artık birlikte olmadıklarını biliyor.Tom knows Mary and John are no longer together.
Tom yemek artıklarını bu gece tekrar yemeyeceğini umuyor.Tom hopes he won't be eating leftovers again tonight.
Tom akşam yemeği için bazı artan yemekleri ısıttı.Tom heated up some leftovers for dinner.
Tom masa artıklarıyla köpeğini besler.Tom feeds table scraps to his dog.
Tom artık kime güvenebileceğini bilmiyor.Tom doesn't know who he can trust anymore.
Tom artık Mary ile konuşmuyor bile.Tom doesn't even talk to Mary anymore.
Tom artık mağarada yaşamak istemiyordu fakat seçimi yoktu.Tom didn't want to live in the cave anymore, but he had no choice.
Tom artık gerçeği Mary'den saklayamaz.Tom can't hide the truth from Mary anymore.
Tom artık gerçeği saklayamaz.Tom can't hide the truth anymore.
Tom ve Mary artık birbirlerini çok fazla görmüyorlar.Tom and Mary don't see much of each other anymore.
Tom ve Mary artık arkadaşlar değiller.Tom and Mary are no longer friends.
Sana söyleyemem. Bu bir sır ve eğer sana söylersem artık sır olmaz.I can't tell you. It's a secret and if I told you, it wouldn't be a secret anymore.
O, artık önemli değil.That no longer matters.
Bu artık önemli değil.This no longer matters.
Artık önemli değil.It no longer matters.
Bizim artık ona ihtiyacımız yok.We don't need it anymore.
Sakin ol artık!Calm down!
Artık bir evim yok.I no longer have a home.
Baba, artık yürüyemiyorum. Beni taşı.Daddy, I can't walk any more. Carry me.
Romatoid artrit belirtileri olan kişiler, ne yedikleri konusunda çok dikkatli olmalılar.People with rheumatoid arthritis symptoms should be careful about what they eat.
Nikahsız evliliklerin sayısının arttığını düşünüyorum.I think the number of common-law marriages is on the rise.
Ben artık kocan olmak istemiyorum.I no longer wish to be your husband.
Artık bu projenin bir parçası olmak istemiyorum.I no longer wish to be a part of this project.
Tom artık seni rahatsız etmeyecektir.Tom won't bother you anymore.
Bu kurallar artık geçerli değil.These rules don't apply anymore.
Bu kuralların artık neden uygulanmadığını bana açıklar mısın?Could you explain to me why you think these rules don't apply anymore?
Son yolculuğumdan beri ailen oldukça arttı.Your family has considerably increased since my last voyage.
Tom artık yaşlanıyor.Tom is past his prime.
Başım artık ağrımıyor.My head doesn't ache anymore.
Tom ve Mary artık aynı fikirde değiller.Tom and Mary no longer see eye to eye.
Sanırım Tom'un art niyeti yok.I think Tom has no ulterior motives.
Tom'un artriti var.Tom has arthritis.
Artık çalışmalısın, makinene geri gitmen gerekir.You should work now, you should go back to your machine.
Bir sonraki nesile olan inancım artıyor.My faith in the next generation is increasing.
Cam şişeler artık çok kullanılmaz.Glass bottles aren't used much anymore.
Artık hatalarını hoş görmeyeceğim.I won't excuse your mistakes again.
Prens aniden korumasının artık yanında olmadığını fark etti.Suddenly, the prince noticed that his bodyguard wasn't at his side anymore.
Pasta kötü gitti, artık kimse onu yemeyecek.The cake has gone bad, no one's going to eat it anymore...
Artık beni hayal kırıklığına uğratma.Don't disappoint me anymore.
Gelir vergisi oranı maaş artışı ile orantılı olarak artar.The income tax rate increases in proportion to the salary increase.
Tatillerini yurt dışına seyahat etmek için kullanan öğrencilerin sayısı artıyor.The number of students who use their holidays to travel abroad is increasing.
Artım gerçek arkadaşlarımın nerede olduğunu görebiliyorum.Now I can see where my real friends are.
Benim romantik art niyetlerim vardı.I had romantic ulterior motives.
Bizim için artık yolun sonu.It's all over for us.
Artık yorgun değilim.I'm no longer tired.
Artık canım uyumak istemiyor.I don't feel like sleeping anymore.
Artık o boktan şarkıyı dinlemeye tahammül edemem!I can't stand listening that shitty song anymore!
Sekiz artı iki on eder.Eight plus two is ten.
Günlük tutardı fakat artık tutmuyor.She used to keep a diary, but doesn't anymore.
Noel artık çok yakın.Christmas is so close now.
Artık sigara içmiyorum.I don't smoke anymore.
Ben artık oraya gitmeyeceğim.I won't go there anymore.
Artık genç değilsin.You're not young anymore.