Artık azıcık param var.I have little money now.
Artık onu bir mucizeden başka hiçbir şey kurtaramaz.Nothing but a miracle can save her now.
Hayata artık daha farklı bakıyorum.I see life differently now.
Birçok mal artık hava yoluyla taşınmaktadır.Many goods are now transported by air.
O artık zamana karşı bir yarıştı.It was now a race against time.
Aşkından başka hiçbir şey onu kurtaramaz artık.Nothing but your love can save her now.
Yurt dışında eğitim artık çok yaygın.Studying abroad is very common now.
Bıktım artık. Bugün bütün yaptığım şikayetlerle başa çıkmak.I've had it. All I've done today is handle complaints.
Artık yeterince uyuyamıyorum.I can not get enough sleep any more.
Artık topu göremeyecek kadar karanlık oluncaya kadar beyzbol oynardık.We played baseball until it was too dark to see the ball any more.
Artık onu, içmekten alıkoymalıyız.We have to stop him from drinking any more.
Eski kocam artık bu kentte yaşamıyor.My ex-husband no longer lives in this city.
Artık o adamla geçinemiyorum.I can't get along with that man any more.
Artık gürültüye katlanamam.I can't put up with the noise any longer.
Artık içemem.I can't drink any more.
Artık yiyemem.I cannot eat any more.
Artık onunla ilgilenemem.I can't deal with her anymore.
Ben artık doktora gitmek zorunda değilim. Kendimi çok daha iyi hissediyorum.I don't have to go to the doctor any more. I'm feeling much better.
Artık çocuk değilim.I am no longer a child.
Artık yemek istemiyorum.I don't want to eat any more.
Artık onunla görüşmeyeceğim.I will not see him any more.
Onun öfkesine artık tahammül edemiyorum.I cannot put up with his temper any longer.
Artık onu sevmiyorum.I do not love him any longer.
Ben artık ona güvenmiyorum.I do not trust him any longer.
Ben artık yorgun değilim.I am no longer tired.
Artık korkmuyorum.I'm not afraid any more.
Badminton oynardım fakat artık oynamıyorum.I used to play badminton, but I don't anymore.
Yemek artıklarıyla köpeğimi besledim.I fed the leftovers to my dog.
Ben artık onun küstahlığına daha fazla dayanamam.I cannot stand his arrogance any longer.
Artık okul bitti, eve gidebilirsiniz.Now that school is over, you can go home.
Yolcular artık trene binmeli.Passengers should board the train now.
İnsanlar artık erkeklerin saçlarını uzatmalarına acayip olarak bakmıyorlar.People no longer consider it strange for men to let their hair grow long.
Hükümet artık evsizlik meselesinden kaçınamaz.The government cannot avoid the issue of homelessness any longer.
Artık İncil'i bilmeyen insanlarla tanışmak oldukça yaygın.It is quite common now to meet with young people who do not know the Bible.
Eskiden çok sigara içerdim ama artık sigara içmeyi bıraktım.I used to smoke a lot, but I have given up smoking now.
Petrol artık ucuz bir yakıt değil.Petrol is no longer a cheap fuel.
Nehir artık eskisi kadar temiz değil.The river is no longer as clean as it used to be.
Umarım artık savaşın olmadığı zaman yakında gelecektir.I hope the time will soon come when there would be no more war.
Birçok nehir o kadar çok kirlenmiş ki artık içme suyu için kullanılamıyorlar.Many rivers have been so polluted that they can no longer be used for drinking water.
Artık, bu çok önemli.Now, this is really important.
Tom artık ağrıya dayanamadı.He could no longer stand the pain.
Sigarayı bırakabileceğime artık eminim.I bet I can quit smoking from now on.
Yanağındaki yara izi artık neredeyse görünmüyor.The scar on his cheek hardly shows now.
Onun kibri artık katlanılır değil.His arrogance is no longer tolerable.
Onun sağlığı artık bozulmaya başladı.His health has begun to decline now.
Ben artık onun zorbalığına katlanamam.I can't put up with his violence any longer.
O artık burada değil.He is no longer here.
O bir zamanlar onu tanıyordu ama onlar artık arkadaş değiller.He once knew her, but they are no longer friends.
Artık çalışmayı imkansız buldu.He found it impossible to work any longer.
O artık yürüyemiyor.He can't walk any more.
O artık burada çalışmıyor.He no longer works here.
O artık burada yaşamıyor.He is no longer living here.
O, artık orada yaşamıyor.He does not live there any more.
O artık eski utangaç çocuk değil.He is no longer the shy boy he was.
Artık bizim kulübün bir üyesi değil.He is no longer a member of our club.
O, artık çalışmıyor.He is no longer in business.
O artık bir çocuk değil.He is no longer a boy.
O artık bekleyemez.He can no longer wait.
O artık kendini tutamadı.He could no longer restrain himself.
O artık ebeveynlerine bağlı değil.He was no longer dependent on his parents.