Bu arkeolojik buluntu yerlerinin en eski tabakaları yaklaşık 7 bin yıllıktır.Seniausiems šios vietovės archeologijos radiniams − apie 6000 metų.
Yapılan arkeolojik kazılar bunu doğrulamaktadır.Tai patvirtina archeologiniai kasinėjimai.
Tarraco'nun Arkeolojik Topluluğu 2000 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası ilan edildi. ^2000 m. Tarakono archeologinis ansamblis paskelbtas UNESCO pasaulio paveldo objektu.
Ficana bölgesi günümüzde arkeoloji parkıdır.Šiandien Istachras yra tik archeologinė miestavietė.
Aktüel Arkeoloji dergisi.Iš archeologinės ekspedicijos dienoraščio.
İnsanlığın bilinen en eski arkeolojik eserlerinin çoğu mezarlardır.Tai vienas iš seniausių archeologų rastų žmogaus įrankių.
Bir arkeolojisttir.Istorikas archeologas.
Bölgedeki en meşhur arkeolojik alan Pedra Furada'dır.Žymiausias parko objektas – Pedra Furados archeologinė vietovė.
Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi'nde bulunmaktadır.Šiuo metu jis eksponuojamas Nacionaliniame Atėnų archeologijos muziejuje.
Aynı zamanda Hiittenharju, arkeoloji ve kültür tarihi için önemli bir yerdir.Ši katedra architektūros ir kultūros istorijoje užima labai svarbią vietą.
Tarihi Arkeolojisi ve Doğası.Archeologija ir istorija.
Arkeolojik bulgular insanlar Taş Devri beri burada yaşayan insanlar olduğunu kanıtlamıştır.Archeologiniai radiniai rodo, kad žmonės čia gyveno jau akmens amžiuje.
Arkeolojinin Babası olarak da adlandırılır.Teda nimetatakse ka Eesti arheoloogia isaks.
Tarihi kentte halihazırda arkeolojik çalışmalar devam etmektedir.Alates sellest ajast on linnas pidevalt läbi viidud arheoloogilisi uuringuid.
Schleswig-Holstein'ın en önemli arkeolojik alanıdır.See on Schleswig-Holsteini suurim linn.
Şu anda Hindistan Arkeolojik Araştırması (ASI) tarafından yönetilmektedir.Hoone ülakorrusel paikneb tänapäeval India arheoloogiaamet (Archaeological Survey of India).
Adada önemli arkeolojik sitlerden bazıları bulunur.Poolsaarel on mitmeid suuri liivakõrbeid.
İçinde ve çevresinde arkeolojik kazılar yapılmaktadır.Arheoloogia väljas ja sees.
Jyväskylä bölgesinde, Taş Devri'nden arkeolojik bulgular bulunmaktadır.On arheoloogilisi leide kiviajast.
Arkeolojik kazılar bölgenin 7 bin yıldır insan yerleşimlerine sahne olduğunu ortaya koydu.Arheoloogilised kaevamised on näidanud, et inimesed on saarel elanud umbes 7000 aastat.
Arkeolojik buluntular da tespit edilmiştir.Oli ka arheoloogilisi leide.
Bölgede 700'den fazla arkeolojik varlık tespit edilmiştir. ^Looduses on kirjeldatud üle 700 karotenoidi.
Bu bölgede günümüze değin hiç arkeolojik kazı yapılmamıştır.Nii kõrget tammi pole maailmas seni ehitatud.
Arkeolojik Haber.Arheoloogilised uuringud.
Arkeolojik kazılarda buradaki eski yerleşimden birçok eşya çıkmıştır.Vanade umbrohtude seas on mitmeid arheofüüte.
Yeni ikincil meslek: Arkeoloji.Mittekirjanduslikud allikad on: Arheoloogia.
Tarih öncesi arkeolojisi yazının ortaya çıkmasından önceki dönemleri inceler.Karikatuuri ajalugu ulatub juba aega enne trükipressi leiutamist.
2. Yazı devreye girdiği zaman elinizde bir sürü varsayım ve arkeoloji yerine asıl tarih oluyor.2. 쓰기가 세상에 나오는 순간, 우리는 실질적인 역사를 갖게 도비니다. 많은 추리와 고고학을 벗어나서
2. Yazı devreye girdiği zaman elinizde bir sürü varsayım ve arkeoloji yerine asıl tarih oluyor.2. מרגע שהכתיבה נכנסה לתמונה, התאפשר קיומה של היסטוריה אמיתית,
2. Yazı devreye girdiği zaman elinizde bir sürü varsayım ve arkeoloji yerine asıl tarih oluyor.Secondo: se si ha la scrittura, si ha anche la storia, invece che solo delle grandi congetture e archeologia.
Ana tapınağın içindeki arkeolojik tünelin içinde çekilmişti.Aceasta a fost făcută înr-un tunel arheologic din templul principal.
Ana tapınağın içindeki arkeolojik tünelin içinde çekilmişti.Bức ảnh này được chụp trong một đường hầm khảo cổ trong ngôi đền chính.
Ana tapınağın içindeki arkeolojik tünelin içinde çekilmişti.Ceci a été pris dans un tunnel archéologique dans le temple principal.
Ana tapınağın içindeki arkeolojik tünelin içinde çekilmişti.Diese Aufnahme stammt aus einem archäologischen Tunnel im Haupttempel.
Ana tapınağın içindeki arkeolojik tünelin içinde çekilmişti.Dit is binnen in een archeologische tunnel in de hoofdtempel.
Ana tapınağın içindeki arkeolojik tünelin içinde çekilmişti.Esta foi tirada num túnel arqueológico, no templo principal.
Ana tapınağın içindeki arkeolojik tünelin içinde çekilmişti.Esta fue tomada dentro de un túnel arqueológico en el templo principal.
Ana tapınağın içindeki arkeolojik tünelin içinde çekilmişti.Ez a főtemplom régészeti alagútjában készült.
Ana tapınağın içindeki arkeolojik tünelin içinde çekilmişti.Foto ini diambil di dalam terowongan arkeologi pada kuil utama.
Ana tapınağın içindeki arkeolojik tünelin içinde çekilmişti.이것은 주 사원 안에 있는 고고학적인 터널에서 찍은 것입니다.
Ana tapınağın içindeki arkeolojik tünelin içinde çekilmişti.Questa è stata scattata in un tunnel archeologico nel tempio principale.
Ana tapınağın içindeki arkeolojik tünelin içinde çekilmişti.To zdjęcie przedstawia tunel archeologiczny w głównej świątyni.
Ana tapınağın içindeki arkeolojik tünelin içinde çekilmişti.Αυτή τραβήχτηκε μέσα σε ένα αρχαιολογικό τούνελ στον κυρίως ναό.
Ana tapınağın içindeki arkeolojik tünelin içinde çekilmişti.Това беше заснето в археологически тунел в главния храм.
Ana tapınağın içindeki arkeolojik tünelin içinde çekilmişti.Этот снимок был сделан внутри археологического тоннеля в основном храме.
Ana tapınağın içindeki arkeolojik tünelin içinde çekilmişti.זה צולם בתוך מנהרה ארכיאולוגית שבמקדש המרכזי.
Ana tapınağın içindeki arkeolojik tünelin içinde çekilmişti.هذه قد تم إلتقاطها في نفق اثري في المعبد الرئيسي.
Ana tapınağın içindeki arkeolojik tünelin içinde çekilmişti.私は探検だけではなく それ以上のことをするのが好きです
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.A dolgok fellelése szenvedéllyé, a múlt és a régészet iránti szeretetté nőtte ki magát.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Asta s-a transformat într-o pasiune pentru a descoperi lucruri, o dragoste pentru trecut și pentru arheologie.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Ça a évolué en une passion pour la découverte, un amour pour le passé et l'archéologie.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Điều này phát triển thành niềm đam mê tìm kiếm các đồ vật, 1 tình yêu đối với quá khứ và khảo cổ học.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Dit groeide uit tot een passie voor het vinden van dingen, een liefde voor het verleden en de archeologie.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Esto se convirtió en una pasión por encontrar cosas, en un amor por el pasado y la arqueología.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Hal ini tumbuh menjadi gairah untuk menemukan sesuatu, kecintaan akan masa lalu dan arkeologi.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Isto transformou-se numa paixão por encontrar coisas, um amor pelo passado e pela arqueologia.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.이런 경험을 통해 저는 무엇을 찾는 것에 대한 열정을 갖게됐죠. 과거와 고고학에 대한 사랑 말이죠.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Przemieniło się to w pasję szukania, w miłość do przeszłości i archeologii.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Questo si è trasformato in una passione per la ricerca di oggetti, in un amore per il passato e l'archeologia.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Ta igra je prerasla v strast po odkrivanju stvari, v ljubezen do preteklosti in arheologije.