Sen hariç burada az sayıda arkadaşı var.He has few friends here except you.
Şimdilik arkadaşı ile birlikte yaşıyor.He is living with his friend for the time being.
Planı iş arkadaşlarıyla birlikte yaptı.He made the plan along with his colleagues.
O ,projeyi iş arkadaşlarıyla birlikte planladı.He planned the project along with his colleagues.
O ,iş arkadaşları arasında popülerdir.He is popular among his colleagues.
O, hastanede olan bir hasta arkadaşı ziyaret etti.He visited a sick friend who was in the hospital.
Ona arkadaşları tarafından saygı gösterilir.He is looked up to by his friends.
O onlardan arkadaşının intikamını aldı.He avenged his friend on them.
O, arkadaşlarının cinayetiyle kızdırıldı.He was angered by the murder of their comrades.
Kız arkadaşı ile Cumartesi günleri buluşmaktadır.He meets his girlfriend Saturdays.
Onun sırrını arkadaşlarına söyledi.He betrayed her secret to his friends.
Her gün hasta arkadaşını görmeye geliyor.He comes to see his sick friend day after day.
O, çok iyi bir arkadaş değildir.He is not very good company.
O benden daha az sayıda arkadaşa sahip.He has fewer friends than I.
O gerçekten hoş bir arkadaş fakat ondan hoşlanmıyorum.He's quite a nice fellow but I don't like him.
Ona arkadaşları tarafından Ted denilirdi.He was called Ted by his friends.
Arkadaşından ödünç para aldı.He borrowed money from his friend.
O, arkadaşları tarafından terkedildi.He was deserted by his friends.
Onun birkaç arkadaşı var.He has a few friends.
Arkadaşları tarafından ona gülündü.He was laughed at by his friends.
O, arkadaşından yardım istedi.He turned to his friends for help.
O, arkadaşlarını kıskanıyordu.He was the envy of his friends.
O, arkadaşıyla tokalaştı.He shook hands with his friend.
O benim bir arkadaşım ve ona öyle davranırım.He is a friend and I treat him as such.
O, yardım için arkadaşına başvurdu.He turned to his friend for help.
O, arkadaşlarına karşı cömerttir.He is generous to his friends.
O, arkadaşının terfisini kıskanıyordu.He was envious of his friend's promotion.
Arkadaşının tavsiyesini dinlemedi.He took no notice of his friend's advice.
O, arkadaşının hayatını kurtardığı için bir kahraman olarak kabul edildi.He was regarded as a hero for saving his friend's life.
Arkadaşını polislerden sakladı.He hid his friend from the police.
O, arkadaşını yolcu etmek için istasyona gitti.He went to the station to see his friend off.
O enerjilerini arkadaşına yardım etmeye yoğunlaştırdı.He concentrated his energies on helping his friend.
O, arkadaşını ziyaret etti.He paid a visit to his friend.
O güvenirliğini kaybetti çünkü bir arkadaşına ihanet etti.He lost his credibility because he betrayed a friend.
Onun birkaç arkadaş var.He has few friends.
O, arkadaşına üç kağıt yaptı.He played a trick on his friend.
Arkadaşlarına İngilizce öğretir.He teaches English to his friends.
Arkadaşlarına yazmakla çok meşgul.He is very busy writing to his friends.
Arkadaşları tarafından kahkahalarla gülünecek.He will be laughed at by his friends.
O, bir arkadaşını ziyaret etti.He dropped in on a friend.
Arkadaşının defterini kopyalamakla meşguldü.He was busy copying his friend's notebook.
Arkadaşının arabasını birkaç günlüğüne ödünç aldı.He borrowed his friend's car for a few days.
Birkaç günlüğüne arkadaşının arabasını ödünç aldı.He borrowed his friend's car for a few days.
Birkaç arkadaşı ve biraz parası vardı.He had few friends and little money.
O, arkadaşını uğurlamak için istasyondaydı.He has been to the station to see his friend off.
Arkadaş edinme sanatını bilir.He knows the art of making friends.
Arkadaş edinmeyi zor buldu.He found it hard to make friends.
O,bütün arkadaşları tarafından saygı görürdü.He was looked up to by all his friends.
Onlardan bazıları benim arkadaşlarım.Some of them are my friends.
Onlar kasabaya taşındıklarında arkadaş edinmeyi kolay buldular.When they moved to the town, they found it easy to make friends.
Onlar iyi arkadaş kaldı.They remained good friends.
Onlar, caddenin karşısındaki yeni komşuları ile arkadaş oldular.They have made friends with their new neighbors across the street.
Onlar bizim en sevgili arkadaşlarımız.They are our dearest friends.
Onlar benim sınıf arkadaşlarım.They are my classmates.
Onlar benim arkadaşlarım.They are my friends.
Anlaşmazlığı giderdiler ve tekrar arkadaş oldular.They made up and became friends again.
Onlar arkadaş kaldı.They remained friends.
O, onun zengin yeni bir erkek arkadaşı olduğunu öğrendiğinde rahatladı.He was relieved when she informed him that she had a rich new boyfriend.
O bir arkadaştan daha çok bir tanıdık.She is more an acquaintance than a friend.
O bir erkek arkadaş bulmuş gibi görünüyor.She seems to have found a boyfriend.